plan ile cümle
plan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O ,projeyi iş arkadaşlarıyla birlikte planladı.He planned the project along with his colleagues.
Planını gizli tutmaya karar verdi.He made up his mind to keep his plan secret.
Onların planı hakkında bir şey bilmediğini inkar etti.He denied knowing anything of their plan.
O onların planı üzerinde düşündü.He contemplated their plan.
O, planımıza itiraz etti.He objected to our plan.
Yarın Tokyo'ya gelmeyi planlıyor.He is scheduled to come up to Tokyo tomorrow.
Planı onaylayacak gibi görünmüyorlar.They don't seem to approve of the plan.
Onun planının başarısı hakkında şüphelerim var.I have doubts about the success of their plan.
Onların planının başarılı olacağını sanmıyorum.I do not think their plan will work out.
Onların planı başarısızlıkla sonuçlandı.Their plan resulted in failure.
Onların planı hakkında bir şey bilmiyorum.I am quite ignorant of their plan.
Onların planı bana ilginç görünüyor.Their plan sounds interesting to me.
Yeni Zelandaya yerleşmeyi planlıyorlar.They are planning to settle in New Zealand.
Onlar sonuçta orijinal plana sadık kalmaya karar verdiler.They have decided to stick to the original plan after all.
Onlar senin planı destekliyorlar.They are in favor of your plan.
Onların planımızı kabul etmeleri muhtemel.They are likely to agree to our plan.
Muhtemelen planımızı kabul ederler.They are likely to agree to our plan.
Saatlerce planla ilgili konuştular.They talked over the plan for hours.
Onlar planı destekliyorlar.They are in favor of the plan.
Onlar plandan vazgeçtiler.They abandoned the plan.
Parti için planları tartıştılar.They discussed the plans for the party.
Onlar bizim planımızı engellediler.They obstructed our plan.
Planlarını tartışarak dört saat harcadılar.They spent four hours discussing their plan.
Onlar tüm plandan vazgeçmekten başka seçenekleri olmadığını kabul ettiler.They agree that they have no choice but to give up the whole plan.
Onlar bir demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamayı planlıyorlar.They are planning to connect the cities with a railroad.
Onların pazar günü New York'a yola çıkmaları planlanıyor.They are scheduled to leave for New York on Sunday.
Fuji Dağına tırmanma planlarından vazgeçtiler.They gave up their plan to climb Mt. Fuji.
Onlar demiryolunu sonraki şehre uzatmayı planlıyor.They are planning to extend the railroad to the next town.
Onu Beatrice'e tanıtmayı planladım.I planned to introduce him to Beatrice.
Onun ne yapmayı planladığı hakkında hiçbir fikrim yoktu.I had no idea of what she intended to do.
Onun geç gelmesi nedeniyle planlarımız değişti.We changed our plans because of her late arrival.
O iyi bir plan düşündü.She thought of a good plan.
Kanal'ı yüzerek geçme planları suya düştü.She failed in her attempt to swim the Channel.
Kuzeni için bir doğum günü yemeği planladı.She planned a birthday dinner for her cousin.
Oriental Hotel'da kalmayı planlıyor.She plans to stay at the Oriental Hotel.
Canı plandan vazgeçmek istedi.She felt like giving up the plan.
O, planı gerçekleştirdi.She carried out the plan.
Planından bahsetmemeyi başardı.She managed not to mention her plan.
Plandan vazgeçmek zorunda kaldı.She was obliged to give up the plan.
Her zaman para kazanma planlarını düşünüyor.She is always thinking of moneymaking schemes.
O, planlarını değiştirdi.She altered her plans.
Onun benim planıma güçlü bir itirazı var.She has a strong objection to my plan.
O benim planımı onayladı.She approved of my plan.
O kendi isteği dışında planlarından vazgeçti.She gave up her plans against her will.
Seyahat planları hakkında emin midir?Is she sure about her travel plans?
O, para biriktirmek için kendi planını uygulamaya çalıştı.She tried to carry out her plan to save money.
O utangaç ve her zaman arka planda kalır.She is shy and always remains in the background.
Onu bu aptalca plandan vazgeçirmeliyiz.We must talk her out of this foolish plan.
Uçak sabah 11.00'de havalandı; planlanandan otuz dakika daha sonra.The plane took off at 11:00 a.m; thirty minutes later than scheduled.
Hastalık onun gezi planlarını engelledi.Illness frustrated his plans for the trip.
Annem sonunda planımızı onayladı.My mother finally approved of our plan.
Annem planımı onayladı.Mother approved my plan.
Okuldan sonra plan üzerinde konuşalım.Let's talk over the plan after school.
Çete bir soygun planlıyordu.The gang was planning a robbery.
Kız arkadaşımla kayak yapmaya gitmeyi planlıyorum.I plan to go skiing with my girlfriend.
Öbür gün Mary'yi aramayı planlıyorum.I am planning to call on Mary the day after tomorrow.
Yarın için hiç planım yok. Ağırdan alacağım.I don't have any plans for tomorrow. I'm going to take it easy.
Yarın için planlarımız havaya bağlı.Our plans for tomorrow depend on the weather.
Yarın bütün gün evde kalmayı planlıyorum.I plan to stay at home all day tomorrow.
Sorun planın işe yarayıp yaramayacağıdır.The problem is whether the plan will work.