plan ile cümle
plan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yağmur, planlarımızı iki hafta geciktirdi.The rain set our plans back two weeks.
Yağmur yağsa da yağmasa da planımı değiştirmeyeceğim.Whether it rains or not, I won't change my plan.
Yağmur yağsada yağmasada Fujita piknik yapmayı planlıyor.Whether it rains or not, Fujita is planning to have a picnic.
Biz bir hafta kalmayı planlıyoruz.We plan to stay a week.
doktor olarak kılık değiştirmeyi planlıyorum.I'm planning to disguise myself as a doctor.
Hiç itiraz olmadığı için onlar plan ile devam etti.They went ahead with the plan since there were no objections.
Hiç planım yok.I have no plans whatever.
Kötü hava planlarımızı boşa çıkardı.The bad weather frustrated our plans.
Planımızdan vazgeçmek zorunda kaldık.We were obliged to give up our plan.
Planımızdan kimseye bahsetme.Don't mention our plan to anybody.
Planımız çok para gerektirecek.Our plan will call for a lot of money.
Bana kalırsa, ben planı kabul etmeyeceğim.As far as I'm concerned, I will not approve of the plan.
Biz dün planı tartıştık.We discussed the plan yesterday.
Şirketimiz Rusya'da yeni bir kimya tesisi kurmayı planlıyor.Our company is planning to build a new chemical plant in Russia.
Lider umutsuzluk içinde plandan vazgeçti.The leader gave up the plan in despair.
Yerinde olsam o plana karşı gelirdim.Were I in your position, I would oppose that plan.
Onun hakkında bilseydim, ben planımı değiştirirdim.If I had known about it, I would have changed my plan.
Planı bilseydim ona yardım edebilirdim.If I had known about the plan, I could have helped him.
Yağmur yağıyorsa, yürüyüşe gitmeyi planlamıyoruz.If it's raining, we don't plan to go hiking.
Meg Ken'in planını kabul etti.Meg agreed to Ken's plan.
Hepimiz planı onayladık.All of us approved of the plan.
Mayuko planı savundu.Mayuko argued for the plan.
Aslında toplantı önümüzdeki cumartesi için planlandı.Originally the meeting was planned for next Saturday.
Bob planı kabul etmedi.Bob did not agree to the plan.
Bob plana katılmadı.Bob wasn't in on the plan.
Az sayıda insan plan hakkında biliyordu.Few people know about the plan.
Otelde kalmayı planlıyorum.I'm planning to stay at the hotel.
Paul, yeni bir plan sundu.Paul offered a new plan.
Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.Planning the wedding before proposing is putting the cart before the horse.
Hillside Hotel'da kalmayı planlıyorum.I'm planning to stay at the Hillside Hotel.
Eski planı ikincisine tercih ederim.I prefer the former plan to the latter.
O niçin planlarını değiştirdi?Why did he change his plans?
Sonuç ne olursa olsun planımı uygulayacağım.No matter what results may follow, I will carry out my plan.
Tom komiteye bir plan daha önerdi.Tom suggested another plan to the committee.
Tom plana ilgi gösterdi.Tom showed interest in the plan.
Ne kadar süre kalmayı planlıyorsun?How long do you plan to stay?
Hangi planın daha iyi olduğuna inanıyorsun?Which plan do you believe is better?
Sence hangi plan daha iyi?Which plan do you believe is better?
Nerede kalmayı planlıyorsun?Where are you planning to stay?
Nerede kalmayı planlıyorsunuz?Where are you planning to stay?
Eve gitmek için nasıl plan yaparsın?How do you plan to get home?
Lütfen bana ayrıntılı planınızı gösterin.Please show me your detailed plan.
Planınızı mümkün olduğu kadar kısa sürede uygulamaya koyun.Put your plan into practice as soon as possible.
Dick kendi başına gitmeyi planlıyor.Dick plans to go by himself.
Dick onun planını kabul etmem için beni zorladı.Dick forced me to agree with his plan.
Bu planı kim yaptı?Who made this plan?
Güneş batıdan doğsa senin planını kabul etmem.If the sun were to rise in the west, I would never agree to your plan.
Ne olursa olsun, planlarınızı değiştirmeyin.Don't change your plans, whatever happens.
Planı hemen uygulamalıyız.We must carry out the plan at once.
Çoğu balinalar planktonla beslenir.Most whales feed on plankton.
Öylesine bir plan kesin başarısız olacaktır.Such a plan is bound to fail.
Böyle bir plan neredeyse hiç başarılı olamaz.Such a plan can hardly succeed.
O geziyi kim planladı?Who planned that trip?
Uçağın yarın sabah Honolulu'ya varması planlanıyor.The airplane is scheduled to arrive at Honolulu tomorrow morning.
Köydeki çoğu insan plana itiraz etti.Most people in the village objected to the plan.
Yeni plan bizim fikrimizin üzerine dayalı.The new plan is based on our idea.
Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of the original plan?
Planı uygulamaya koymak çok paraya mal olur.It cost lots of money to put the plan into practice.
Bu planı gerçekleştirmek karşılıklı olarak yararımıza olacaktır.It will be to our mutual benefit to carry out the plan.
Planı uygularken, bütün olası zorluklar hesaba katılmalıdır.In carrying out the plan, you should have reckoned with all possible difficulties.