plan ile cümle
plan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Hayat siz diğer planları yapmakla meşgulken size olanlardır.Life is what happens to you while you're busy making other plans.
Bugün plaja gitmeyi planlıyordum fakat sonra yağmur yağmaya başladı.I was planning on going to the beach today, but then it started to rain.
Onun planını kabul etmeliydin.You ought to have adopted his plan.
Planımın lehinde mi yoksa aleyhinde misiniz?Are you for or against my plan?
Planını iptal etsen iyi olur.You had better call off your plan.
Planını gerçekleştirmelisin.You must go through with your plan.
Yurtdışına gitmeyi planlıyor musunuz?Do you plan to go abroad?
Toplantıya katılmayı planlıyor musun?Are you planning to take part in the meeting?
Planın lehinde misiniz yoksa değil misiniz?Are you in favor of the plan or not?
Umarım bundan daha iyi bir plan bulabilirsin.I hope you can come up with a better plan than this.
Bize söylediğinin ışığında planımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.In the light of what you told us, I think we should revise our plan.
Yardımın olmadan planımızı uygulayamayacağız.Without your help, we wouldn't be able to carry out our plan.
Bana planını söylemezsen karar veremem.I can't decide unless you tell me your plan.
Planını destekleyeceğim.I will go along with your plan.
Korkarım planın işe yaramayacak.I'm afraid your plan will not work.
Bana planının amacını söyle.Tell me the object of your plan.
Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.Your plan seems better than mine.
Ben planınızı onaylıyorum.I approve of your plan.
Bana planından bahset.Tell me about your plan.
Planın muhteşem görünüyor.Your plan sounds great.
Planımıza karşı çıkmaya hakkın yok.You have no right to oppose our plan.
Satın almayı planladığın araba ne kadar?How much is the car you are planning to buy?
İstediğin kadar gül; ben sonuna kadar planıma sadık kalacağım.Laugh as much as you like; I'll stick to my plan to the bitter end.
Umutsuzluktan dolayı o plana vardık fakat kitap iyi sattı.We arrived at that plan out of pure desperation, but the book sold well.
Tatil planı hakkında onunla anlaştı.She agreed with him about the holiday plan.
Karım ve ben bir tatil planı üzerinde anlaştık.My wife and I agreed on a holiday plan.
Arabada eve giderken ertesi gün için planlar yapıyordu.In the car on the way home, he was making plans for the next day.
Tüm öğrenciler plana karşı değildir.Not all the students are against the plan.
Öğrenciler planı saatlerce tartıştı.The students discussed the plan for many hours.
Devrim konseyi strateji planlamak için toplandı.The revolutionary council met to plan strategy.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Açılış törenine çok misafir davet etmeyi planlıyorum.I plan to invite a lot of guests to the opening ceremony.
Arka planda deniz manzaralı bir resmimizi çektirelim.Let's get a picture of us with the sea in the background.
Konferans plana göre sonuçlandı.The conference went off according to the plan.
Toplantıda planın liyakatını belirttim.At the meeting I pointed out the plan's merit.
Hepimiz yeni plana katılıyoruz.We all agree to the new plan.
Biz onun yeni bir yol yapma planına karşı çıktık.We opposed his plan to build a new road.
Biz gelecekle ilgili planımızı tartıştık.We discussed our future plan.
Eğitim planımızın detaylarını konuştuk.We elaborated on our study plan.
Biz planımızdan vazgeçmek zorundaydık.We had to abandon our plan.
Senin yardımın planımızın başarısı için çok önemlidir.Your help is vital to the success of our plan.
Planımızı gerçekleştiremediğimiz için hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed because we could not carry out our plan.
Biz planımıza sadık kalmalıyız.We should stick to our plan.
Artık planını izleyemeyiz.We cannot follow your plan any longer.
Biz onunla plan üzerine konuştuk.We talked over the plan with him.
Bizim milletvekili yeni vergi planına karşı çıktı.Our representative argued against the new tax plan.
Temsilcimiz yeni vergi planına karşı çıktı.Our representative argued against the new tax plan.
Biz bu yeni koşullara planımızı adapte etmeliyiz.We must adapt our plan to these new circumstances.
Planlarımız şekilleniyor.Our plans are taking shape.
Planlarımız henüz somut değil.Our plans are not yet concrete.
Planımızın bir sürü avantajı var.Our plan has lots of advantages.
Planımızın birçok ek avantajı vardır.Our plan has many additional advantages.
Tatil planlarımız hâlâ kararlaştırılmadı.Our holiday plans are still in the air.
Salı günü yayınlanan planda 54 milyar dolar vergi indirimi duyuruldu.The plan announced Tuesday calls for $54 billion in tax cuts.
Onların bir yangın başlatmak için planı polis tarafından keşfedildi.Their plot to start a fire was discovered by the police.
Yaz için planlarımız şekil alıyor.Our plans for the summer are taking shape.
Yaz tatili için hiç planınız var mı?Do you have any plans for the summer vacation?
Yaz için planım Avrupa'ya gitmektir.My plan for the summer is to go to Europe.
Hiç planın var mı?Have you got any plans?
Bir planın var mı?Do you have a plan?