Onlar yeni bir plan benimsediler.They've adopted a new plan.
Onlar yeni bir planı kabul ettiler.They've adopted a new plan.
Genel olarak, plan bana göre iyi görünüyor.On whole, the plan seems good to me.
O, bütün planlarımızı alt üst etti.That upset all our plans.
Mühendisler yeni rıhtım için planları hazırladılar.The engineers drew up plans for a new dock.
Portrenin karanlık bir arka planı vardı.The portrait had a dark background.
Bu tüm planlarımı bozar.This spoils all my plans.
Tom'un büyük planları var.Tom has big plans.
Tom bir planlayıcı.Tom is a planner.
Bunu planlamadık.We didn't plan this.
Senin planın işlemedi.Your plan didn't work.
Akşam yemeği için plan yapma.Don't make any dinner plans.
Akşam yemeği için plan yapmayın.Don't make any dinner plans.
Bir planını yok muydu?Didn't you have a plan?
Ben kalmayı planlamadım.I didn't plan on staying.
Bir planım yok.I don't have a plan.
Ben kaybetme üzerine planlamam.I don't plan on losing.
Ben planları getirdim.I brought the blueprints.
Plan işe yaramayacak.The plan won't work.
Bir planımız yok.We don't have a plan.
Ne yapmayı planladığını kesinlikle bilmek zorundayım.I absolutely must know what you're planning to do.
Bir planım var bile.I already have a plan.
Senin ve Tom'un gelmeyi planladığınızı sandım.I assumed you and Tom were planning to come.
Tom'un hiç planı olmadığına eminim.I bet Tom doesn't have any plans.
Ben bir planla geldim. Sanırım bu iyi bir plan.I came up with a plan. It's a good one, I think.
Bir planım var. İşe yarayacağını düşünüyorum.I came up with a plan. It's a good one, I think.
Kesinlikle bunu yapmayı planlamadım.I certainly didn't plan to do that.
Ben kesinlikle senin benim partime gelmeyi planladığını umarım.I certainly hope you're planning to come to my party.
2.30'da ayrılmayı planladığımızı bilmiyordum.I didn't know you were planning to leave at 2:30.
Planlanan bir toplantımız olduğunu fark etmemiştim.I didn't realize we had a meeting scheduled.
Tom'un ne yapmayı planladığını bilmiyorum.I don't know what Tom is planning to do.
Bütün hayatım boyunca garson olmayı planlamam.I don't plan on being a waiter all my life.
O kadar uzun süre burada olmayı planlamıyorum.I don't plan on being here that long.
Sana bir şey söylemeyi planlamıyorum.I don't plan on telling you anything.
Burada o kadar uzun süre olmayı planlamıyorum.I don't plan to be here that long.
Yarına kadar Tom'u görmeyi planlamıyorum.I don't plan to see Tom till tomorrow.
Bizim planımız işe yaramadı.Our plan didn't work.
Her şeyin plana göre gideceğini umuyorum.I expect everything will go according to plan.
Planetaryuma gitmek istiyorum!I want to go to the planetarium!
Planlanmış bir şeyim vardı.I had something planned.
Tom'un hâlâ gelmeyi planladığından emin olmak zorundaydım.I had to make sure Tom was still planning to come.
Onu yapmayı planlamamıştım fakat gerçekten yapmamı istiyorsan yapabilirim.I hadn't planned to do that, but I can if you really want me to.
Dün gece ne olduğu hakkında sana söylemeyi planlamamıştım.I hadn't planned to tell you about what happened last night.
Sana bunun hakkında bir şey söylemeyi planlamamıştım.I hadn't planned to tell you anything about this.
Sana anlatmak için plan yapmadım.I hadn't planned to tell you.
O, zengin bir adamla evlenmeyi planlıyor.She plans to marry a rich man.
Sana aşık olmayı planlamadım.I didn't plan to fall in love with you.
Ev ödevimi yapmayı planlıyordum ama uyuyakalmışım.I was planning to do my homework, but I fell asleep.
Daha iyi bir planım var.I have a better plan.
Benim zaten planlarım var.I've already got plans.
Planlanmış başka bir toplantım var.I have another meeting scheduled.
Planın hakkında acele etmeden kararlar alıyorum.I've been having second thoughts about your plan.
Günlerdir bu partiyi planlıyorum.I've been planning this party for days.
Tom'un planı hakkında düşünüyorum.I've been thinking about Tom's plan.
Başka planlarım var.I've got other plans.
Gerçekten değiştiremediğim planlarım var.I've got plans I really can't change.
Benim kendi planlarım var.I've got plans of my own.
Tom'un ne zaman gelmeyi planladığını öğrenmeliyim.I've got to find out when Tom plans to arrive.
Tom'la öğle yemeği planlarım var.I have lunch plans with Tom.
Tom için başka planlarım var.I have other plans for Tom.