pisi pisi ile cümle
pisi pisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Lidia; Magdalena, Ania, Piotr ve Lech'e biraz yemek pişirebilir misin?Lidia, can you cook some food to Magdalena, Ania, Piotr and Lech?
Babam yarın sabah bana lezzetli bir yemek pişirecek.My father will cook me a delicious meal tomorrow morning.
Yemek pişirmeyi sever misiniz?Do you like cooking?
Keşke annem kadar iyi yemek pişirebilsem.I wish I could cook as well as my mother.
2009 yılında, Yeni Zelanda'da bir adam evcil köpeğini pişirdi ve yedi.In 2009, a man in New Zealand cooked and ate his pet dog.
Benim şimdiye kadar yediğim en iyi kurabiyeler annenin benim için pişirmiş olduklarıdır.The best cookies I've ever eaten are the ones that your mother baked for me.
Son kez ne zaman evde pişirilmiş akşam yemeği yedin?When was the last time you ate a home-cooked dinner?
Ne pişirmeliyiz?What should we cook?
Akşam yemeği için ne pişireceğimi merak ediyorum.I'm wondering what to cook for dinner.
"Kekleri kim pişirir?" "Onları Alessandra pişirir.""Who bakes the cakes?" "Alessandra bakes them."
"Kekleri kim pişirdi?" "Onları Alessandre pişirdi.""Who baked the cakes?" "Alessandre baked them."
Tom kamp ateşinde yemek pişirmeye alışkındır.Tom is used to cooking on a campfire.
Tom yemek pişirmede oldukça iyidir.Tom is quite good at cooking.
Tom annesinin pişirdiğinden başka bir şey yemez.Tom eats nothing but his mother's cooking.
Tom keki kimin pişirdiğini bilmiyor.Tom doesn't know who baked the cake.
Tom akşam yemeğini pişirdi.Tom cooked dinner.
Tom çok iyi pişiremez bu yüzden çoğunlukla dışarıda yer.Tom can't cook very well, so he often eats out.
Tom yemek pişirebilir.Tom can cook.
Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.Tom bought some expensive meat to cook for dinner.
Tom Pazar günleri kurabiye pişirir.Tom bakes cookies on Sundays.
Tom karısına bir kabak böreği pişirdi.Tom baked his wife a pumpkin pie.
Tom onun kız arkadaşının onun için pişirdiği pastayı yemediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't eat the cake that his girlfriend had baked for him.
Tom'un karısı kadar iyi ya da daha iyi yemek pişirebildiğini duydum.I've heard that Tom can cook as well as, or better than, his wife.
Tom Mary'ye ekmek pişirmeyi öğretti.Tom taught Mary how to bake bread.
Mary pişirirken, Tom akşam yemeği için masayı hazırladı.Tom set the table for dinner while Mary cooked.
Tom Mary için yemek pişirmeyi sever.Tom likes cooking for Mary.
Tom mutfakta Mary ile birlikte akşam yemeği pişiriyor.Tom is in the kitchen with Mary cooking dinner.
Tom Mary'ye akşam yemeğini pişirtti.Tom got Mary to cook dinner.
Tom tavuğu Mary'nin hoşlandığı şekilde pişirmektedir.Tom cooks chicken just the way Mary likes it.
Tom ve Mary pazartesi günü akşam yemeğini pişirdiler.Tom and Mary cooked dinner on Monday.
Mary güveç pişiriyor ve Tom bir salata yapıyor.Mary is cooking stew and Tom is making a salad.
Mary Tom'un partisi için üç düzine kurabiye pişirdi.Mary baked three dozen cookies for Tom's party.
Mary reçetesiz her şeyi pişirebilir.Mary can cook anything without recipes.
Aileme yemek pişirmek için gereğinden daha fazla zaman harcamayacağım.I didn't want to spend any more time than necessary cooking for my family.
Çoğu kişi yağla yemek pişirmek yerine tereyağıyla yemek pişirmeyi tercih eder.Many people prefer to cook with butter instead of oil.
Bu gece ben yemek pişireceğim.I will be the cook tonight.
Dün akşam akşam yemeği pişirdim.I made tea last night.
Bayan Wood yemek pişirmede çok iyiydi.Mrs. Wood was very good at cooking.
Karım yemekleri iyi pişirir.My wife cooks well.
Akşam yemeğini pişiren kişi Tom'du.Tom was the one who cooked dinner.
Tom Mary'nin akşam yemeği pişirmesini istedi.Tom wanted Mary to cook dinner.
Tom nasıl spaghetti pişireceğini biliyor.Tom knows how to cook spaghetti.
Tom Çin yemeği pişirme hakkında bir şey bilmiyordu.Tom knew nothing about cooking Chinese food.
Tom'un canı yemek pişirmek istemiyor.Tom doesn't feel like cooking.
Tom Mary'nin onun bir pısırık olduğunu düşünmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to think he was a wimp.
Tom Mary'nin yemek pişirmeyi sevdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary liked to cook.
Tom bütün kendi yemeklerini pişirdi.Tom cooked all his own meals.
Tom çok iyi yemek pişirebilir.Tom can cook very well.
Tom ve Mary tüm sabahı kekler pişirerek geçirdi.Tom and Mary spent all morning baking cupcakes.
Şimdiye kadar yediğim en iyi kekler, annemin pişirdikleridir.The best cakes that I have ever eaten are those that my mother baked.
Benim için yemek pişir.Cook for me.
Ben hala kahverengi pirinç pişiriyorum.I'm still cooking the brown rice.
Yemek pişirmek istemiyorum.I don't want to cook.
Evde yemek pişirmek bir lokantada yemek yemekten daha sağlıklıdır.Cooking at home is healthier than eating out at a restaurant.
Oğlum onun pişirdiklerini yemekten hoşlanan tek kişi değil.My son isn't the only one who enjoys eating her cooking.
Tom gaz ile pişirir.Tom cooks with gas.
Tom bir pısırıktır.Tom is a wimp.
Ben iyi Tok Pisin konuşamıyorum.I can't speak Tok Pisin well.
Tom bu akşam akşam yemeğini pişirmek zorunda.Tom has to cook dinner tonight.
Tom Mary'ye pişirdiği kekin tadının iyi olduğunu söyledi.Tom told Mary that the cake she baked tasted good.