pis ile cümle
pis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Çek pis ellerini onun üzerinden.Get your filthy hands off him.
Onlara pislik atmayı bırak.Stop bad mouthing them.
Pis iş yapmamıza izin ver.Let us do the dirty work.
Onların pis iş yapmasına izin ver.Let them do the dirty work.
Onun pis iş yapmasına izin ver.Let him do the dirty work.
Pis işi yapmasına izin ver.Let her do the dirty work.
Onu öptüğüm için pişmanım.I regret kissing him.
Ben onu öptüğüme pişmanım.I regret kissing her.
Bizi işe aldığına pişman olmayacaksın.You won't regret hiring us.
Onları işe aldığına pişman olmayacaksın.You won't regret hiring them.
Beni işe aldığına pişman olmayacaksın.You won't regret hiring me.
Onu işe aldığına pişman olmayacaksın.You won't regret hiring him.
Onlar için akşam yemeği pişirdim.We cooked dinner for them.
Senin için akşam yemeği pişirdim.I cooked dinner for you.
Bu kurabiyeleri onlar için pişirdik.We baked these cookies for them.
Bu kurabiyeleri onlar için pişirdim.I baked these cookies for them.
Bu kurabiyeleri onun için pişirdim.I baked these cookies for him.
Onlar için birkaç kurabiye pişirdik.We baked some cookies for them.
Senin için biraz kurabiye pişirdim.I baked some cookies for you.
Onlar için birkaç kurabiye pişirdim.I baked some cookies for them.
Onun için birkaç kurabiye pişirdim.I baked some cookies for him.
Biz onlar için birkaç kek pişirdik.We've baked some cakes for them.
Ben onlar için bir kek pişirdim.I've baked a cake for them.
Ben onun için bir kek pişirdim.I've baked a cake for him.
Tom ekmek pişirdi.Tom baked bread.
Tom bir pasta pişirdi.Tom baked a pie.
Ne istersen sana pişireceğim.I'll cook you whatever you want.
Tom browni kurabiye pişirdi.Tom baked brownies.
Tom Mary için yemek pişirir.Tom cooks for Mary.
Tom çok iyi yemek pişirir.Tom cooks very well.
Tom iyi yemek pişiremez.Tom can't cook well.
Yemek pişirmede iyi değildir.She is not good at cooking.
Bundan pişman olduğun bir gün gelecek.There will come a day when you regret it.
Yavaşla. Bu bir yarış pisti değil.Slow down. It's not a race track.
Galileo Galilei 1564 yılında İtalya'daki Pisa'da doğdu.Galileo Galilei was born in Pisa, Italy in 1564.
Bu kararından pişmanlık yaşamayacaksın.You're going to live to regret this decision.
Dan bile pişman görünmüyordu.Dan didn't even appear remorseful.
Bu ne tür bir pislik?What kind of jerk is this?
Dan, Linda'nın öldürülmesi konusunda pişman değildi.Dan wasn't remorseful about killing Linda.
Bunu yapmaktan pişman olacağın bir gün gelecek.There'll come a day when you'll regret doing that.
Bir ara sana akşam yemeği pişireyim.Let me cook you dinner sometime.
Tom Mary'nin partisi için üç düzine kurabiye pişirdi.Tom baked three dozen cookies for Mary's party.
Bundan pişman olacağın bir gün gelecek.There'll come a day when you'll regret it.
Yaptığına pişman mısın?Do you regret what you did?
Yaptıkların için pişmanlık duyuyor musun?Do you regret what you did?
Tom bana yemek pişirmeyi isteyip istemediğimi sordu.Tom asked me if I would like to cook.
Tom Mary'nin ne pişirdiğini görmek için mutfağa gitti.Tom went into the kitchen to see what Mary was cooking.
Bunu yaptığıma pişman etme.Don't make me regret it.
Annemin yemek pişirmesini özlüyorum.I miss my mom's cooking.
Akşam yemeği için ne pişirdin?What did you cook for dinner?
Mary akşam yemeği pişirirken genellikle birkaç bardak şarap içer.Mary usually has a few glasses of wine while cooking dinner.
Yemek pişirmede size yardım etmemi ister misiniz?Do you want me to help you with the cooking?
Güzel yemek pişirmenin püf noktası, kaliteli ve taze malzemeler kullanmaktır.The key to cooking good food is using high-quality, fresh ingredients.
Tavuk az pişmiş.The chicken is undercooked.
Tavuk yeterince pişmemiş.The chicken is undercooked.
Pişkince yalan söyledi.He lied brazenly.
Yemek pişirmekten hoşlanırım ama sonrasında temizlik yapmayı sevmiyorum.I enjoy cooking, but I don't like the cleaning up afterwards.
Kuzu mükemmel bir şekilde pişirildi.The lamb was cooked perfectly.
Tom sizin için yemek pişirecek.Tom will cook for you.
Sana istediğin bir şeyi pişireceğim.I'll cook you anything you want.