Güzel bir gündü bu yüzden pikniğe gittim.It was a fine day so I went on a picnic.
Birçok kumarbaz, at yarışı pistinde para kazanır ve kaybeder.Many gamblers win and lose money at the horse-race track.
Çok zamanı israf ettiğime pişmanım.I regretted having wasted a great deal of time.
Ben güneş pilli bir araba için umut ediyorum.I hope for a solar battery car.
Kim piyano çalıyor?Who is playing the piano?
Arabaya bir piliç atalım.Let's pick up a chick.
Eve ilk varan akşam yemeğini pişirmeye başlar.Whoever gets home first starts cooking the supper.
Her insan bir iyi bir piyanist olamaz.Every man cannot be a good pianist.
Herkes onu görkemli bir piyanist olarak tanıdı.Everyone recognized him as a brilliant pianist.
Ilık, güneşli bir gün piknik için idealdir.A warm, sunny day is ideal for a picnic.
Hem erkekler hem de kızlar okulda pişirme dersi almalılar.Both boys and girls should take cooking class in school.
Her insan yemek pişirmeyi öğrenmeli.Every man should learn how to cook.
Bir kase pirinç yaklaşık 180 gramdır.A bowl of rice is about 180 grams.
Çin yemekleri pişirmeye gelince kocam bir uzman.My husband is an expert when it comes to cooking Chinese food.
Para tahvil piyasaları diğerlerine nazaran sakin.Currency and bond markets are relatively calm.
Hava güzel olduğundan, pikniğe gittik.The weather being fine, we went on a picnic.
Hava dışında, iyi bir piknikti.Apart from the weather, it was a good picnic.
Kötü hava pikniği iptal etmemiz için bizi zorladı.Bad weather forced us to call off the picnic.
Hava güzel olursa, yarın pikniğe gideceğiz.Weather permitting, we will go on a picnic tomorrow.
Bay Tanaka piyanoyu iyi çalabilir.Mr. Tanaka can play the piano well.
Pilin şarjı bitti.The battery died.
Pil satıyor musunuz?Do you sell batteries?
Japonya'da kronik bir pirinç fazlalığı vardır.There is a chronic oversupply of rice in Japan.
Japonya'da ana yiyecek pirinçtir.The main diet in Japan is rice.
Japonya'da pirinç için büyük bir pazar var.There is a great market for rice in Japan.
Japonyanın temel ürünü pirinçtir.The main crop of Japan is rice.
Japonya'nın pirinç tüketimi azalıyor.Japan's consumption of rice is decreasing.
Japonya'nın pirinç piyasası ithalata kapalıdır.Japan's rice market is closed to imports.
Japonya, Amerika'dan pirinç ithal etmeye başladı.Japan began to import rice from the United States.
Japonlar pirinç ağırlıklı yaşardı.The Japanese used to live mainly on rice.
Japonlar günde en az bir kez pilav yer.The Japanese eat rice at least once a day.
Japonlar ağırlıklı olarak pirince dayalı yaşarlar.The Japanese live mainly on rice.
Japonlar esas olarak pirinçle beslenirler.The Japanese live mainly on rice.
Japon yemeklerini pişirmeyi sever misin?Do you like to cook Japanese foods?
"Ben bir çiftçi olmak istiyorum" dedi Pip."I want to be a farmer," said Pip.
Köylüler pirinç ekiyorlardı.The peasants were planting rice.
Yaşlanınca pinti parayla cömert olmayı öğrendi.Late in life the miser learned to be generous with money.
Onun buna pişman olacağı zaman gelecektir.The time will come when he will regret this.
Onu piyano çalarken dinlesen onun asla sekiz yaşındaki bir çocuk olduğunu düşünmezsin.If you heard him playing the piano, you would never think he is an eight-year-old boy.
O, piyanoyu çalarken sessiz kalın.Keep silent while he is playing the piano.
Piyano çaldı ve şarkı söyledi.He played the piano and she sang.
Piyano çalma konusunda ısrar etti.She insisted that he play the piano.
Onun biri piyanist ve diğeri bir viyolacı olan iki kızı vardır.He has two daughters, one is a pianist and the other is a violist.
Ona yemekler pişirdi.She cooked him meals.
Piano çalmada kendini iyi geliştiriyor.He is making good progress in playing the piano.
Onun piyano çalışı şahane görünüyordu.His piano playing sounded fantastic.
Karısı ona piyanoda eşlik etti.His wife accompanied him on the piano.
Onun otobiyografisi bugün piyasaya sürüldü ve öğle saatlerine kadar satıldı.His autobiography was released today and was sold out by noon.
Yeni romanı gelecek ay piyasaya çıkacak.His new novel will come out next month.
Onun yeni kitabının önümüzdeki ay piyasaya çıkması planlanıyor.His new book is planned to appear next month.
Onun oğlu ünlü bir piyanist oldu.His son became a famous pianist.
O, piyanoyu notasız çalardı.He played piano by ear.
O, gitar çaldı ve o piyano çaldı.He played the guitar and she played the piano.
Böylece büyük bir piyanist oldu.He became a great pianist in this way.
O, pipo içerken orada oturdu.He sat there smoking a pipe.
O, o piyano müziğini keman için düzenledi.He arranged that piano music for the violin.
O, kendine yarım yamalak bir akşam yemeği pişirebildi.He was able to cook himself dinner, after a fashion.
O, pireyi deve yapar.He makes mountains out of molehills.
O, bir pilot olmak için karar verdi.He made up his mind to be a pilot.
Bir pilot olmayı kafasına koydu.He made up his mind to be a pilot.