pi ile cümle
pi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu şubat ayında bir piyano yarışmasına katılıyorum.I am joining the piano competition this February.
Bu pisliği temizle.Clean up this mess.
Pizza zamanı.It's time for pizza.
Kalk Ronald! Annen sana bir tatlı çörek pişirdi.Get up, Ronald! Your mother has cooked you a sweetroll.
Onlar pirincin tadına bakıyorlar.They're tasting the rice.
Pilav kilo aldırır, fazla yeme ondan!Rice makes you fat, so don't eat too much of it!
Mary piyangoyu kazandı ama sonra biletini kaybetti.Mary won the lottery, but then she lost her ticket.
Mary bir pilates dersi aldı.Mary took a pilates class.
Yumurtayı kaç farklı yolla pişirmeyi biliyorsun?How many different ways do you know how to cook eggs?
Bir yumurtayı pişirmenin kaç farklı yolunu biliyorsun?How many different ways do you know how to cook an egg?
Menüde kaç tane farklı pizza çeşidi var?How many different kinds of pizzas are on the menu?
Pizzayı kim sipariş etti?Who ordered pizza?
Pizza kim için?Who's the pizza for?
Ben ekmek pişirebilirim.I can bake bread.
Çocuk piyano ve şan dersleri aldı.The child received piano and singing lessons.
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?Would you have some time on Monday to come over and help me move my piano?
Pastam pişerken düştü.My cake fell while it was baking.
O sık sık piyano çalar.He often plays piano.
Arjantin'de yüzmeye gidenler piranhalar tarafından saldırıya uğradı.Bathers in Argentina were attacked by piranhas.
Piranhalar büyük, obur ve keskin dişlidirler.Piranhas are big, voracious fish with sharp teeth.
Pist dışında kayak yaparken düştü.He fell while skiing off-piste.
Tom'un yatağı bir Pikachu battaniye ile örtülüdür.Tom's bed is covered by a Pikachu blanket.
Hem Tom hem Mary yemek pişirmede iyi değildir.Both Tom and Mary aren't very good at cooking.
Biraz soğuk olmasına rağmen hâlâ pikniğe gitmeyi planlıyoruz.Even though it's a bit cold, we still plan on having a picnic.
Yemek pişirmede bu kadar iyi olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you were so good at cooking.
Tom'un uğramak için ve piyanoyu taşımamıza yardım etmek için zamanı olacağını umuyordum.I was hoping Tom would have time to come over and help us move the piano.
Tom'u işe aldığıma pişman olmaya başlıyorum.I'm beginning to regret hiring Tom.
Bu öneriyi yaptığıma pişman olmaya başlıyorum.I'm beginning to regret making that suggestion.
Tom sözünü tutmazsa pişman olur.If Tom breaks his promise, he'll regret it.
Tom Mary'den ayrılırsa pişman olur.If Tom breaks up with Mary, he'll regret it.
Tom Mary ile ilişkisini bitirirse pişman olur.If Tom breaks up with Mary, he'll regret it.
Tom yapması gerekeni yapmazsa pişman olur.If Tom doesn't do what he's supposed to do, he'll regret it.
Tom yapmasını istediğimiz şeyi yapmazsa pişman olur.If Tom doesn't do what we've asked him to do, he'll regret it.
Hepimiz olanlara pişmanız.We all regret what happened.
Bundan pişman olabiliriz.We might regret this.
Evrakının kabul edilmediğini sana bildirdiğimize pişmanız.We regret to inform you that your paper has not been accepted.
Bundan asla pişman olmayacaksın.You'll never regret this.
Tom ve Mary her ikisi de helikopter pilotlarıdır.Tom and Mary are both helicopter pilots.
Tom ve Mary öğleden sonrayı bal kabaklı turta pişirerek geçirdiler.Tom and Mary spent the afternoon baking pumpkin pies.
Tom piyanosunu taşımamıza yardım etmemizi istedi.Tom asked us to help him move his piano.
Tom bazı kekler pişirdi.Tom baked some muffins.
Tom yaklaşık haftada bir kez ekmek pişirir.Tom bakes bread about once a week.
Tom piyano çalabilir.Tom can play the piano.
Tom çok iyi yemek pişiremez.Tom can't cook very well.
Tom Mary ve kendisi için özenle hazırlanmış bir yemek pişirdi.Tom cooked an elaborate meal for Mary and himself.
Tom yaptıklarını yaptığına çok pişman oldu.Tom deeply regretted doing what he had done.
Tom yapmaktan hemen pişman olduğu bir şey yaptı.Tom did something he immediately regretted doing.
Tom günde en az iki kez pirinç yiyor.Tom eats rice at least twice a day.
Tom söylediğine hemen pişman oldu.Tom instantly regretted what he said.
Tom mikrodalgada bir parça dünkü pizzadan ısıtıyor.Tom is heating up a piece of yesterday's pizza in the microwave.
Tom kendisine piyano çalmayı öğretiyor.Tom is teaching himself to play the piano.
Tom ailemizde yemek pişirmede biraz iyi olan tek kişidir.Tom is the only one in our family who is any good at cooking.
Tom piyano çalmayı seviyor.Tom loves playing the piano.
Tom piknik sepetini açtı ve bir jambon ve peynirli sandviç kaptı.Tom opened the picnic basket and grabbed a ham and cheese sandwich.
Tom kahve kupasını piknik masasına koydu.Tom put his coffee mug on the picnic table.
Tom kaseyi mikrodalgaya koydu ve pişirmeyi başlatmak için düğmeye bastı.Tom put the bowl into the microwave and pushed the button to start it cooking.
Tom yanındaki yolcu koltuğuna büyük bir piknik sepeti koydu.Tom put the large picnic basket on the passenger seat next to him.
Tom Mary'nin duygularını incittiğine pişman oldu.Tom regretted hurting Mary's feelings.
Tom Mary'nin pişirmesinden etkilendi.Tom was impressed by Mary's cooking.
Tom yemek pişirmede çok iyi değildi.Tom was never very good at cooking.