Yani, eğer pişmanlıksız bir hayat yaşamak istiyorsanız aslında sizin için bir ihtimal var.そのような選択肢もあります。 ロボトミーと言うんですけど。
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Ad esempio ecco uno dei miei preferiti, i generatori automatici di rimorso della vita moderna.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Ainsi par exemple, voici un de mes générateurs automatiques de regret dans la vie moderne.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Also zum Beispiel, hier ist einer meiner bevorzugten automatischen Verursacher von Bedauern im modernen Leben.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Así, por ejemplo, este es uno de mis generadores favoritos de arrepentimiento automáticos de la vida moderna.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.De exemplu, aici este una dintre preferatele generatoare automate de regrete din viaţa modernă.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Hier zie je een van mijn favoriete automatische veroorzakers van spijt in het moderne leven.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.따라서 예를 들면, 이것은 제가 가장 좋아하는 현대 생활의 후회 자동 발생기입니다
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.No więc to jest, na przykład, jedno z moich ulubionych automatycznych źródeł żalu we współczesnym świecie.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Por exemplo, aqui está um dos meus favoritos geradores automáticos de arrependimento na vida moderna.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Så for eksempel, her er en af mine yndlings automatiske generatorer af fortrydelse i det moderne liv.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Takže například, tady je jeden z mých oblíbených automatů na lítost v moderním životě.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Tehát, például itt van az én kedvenc automata sajnálkozás-gerjesztőm a modern életben.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Ví dụ, đây là một trong những máy tự động sản xuất hối hận yêu thích của tôi trong cuộc sống hiện đại.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Например, ето един от любимите ми автоматични генератори на съжаление, в съвременния живот.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Так, к примеру, вот мои любимые автоматические генераторы сожалений в современной жизни.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.Тож, для прикладу, ось один з моїх улюблених - автоматичний генератор каяття в сучасному житті.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.כך למשל, הינה אחד מיצרניי החרטה האוטומטים האהובים עלי בחיינו המודרנים.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.حسنا على سبيل المثال .. هذا أحد أمثلتي المفضلة مولدات ندم أتوماتيكية في الحياة الحديثة.
Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi.現代社会の自動後悔製造装置があります。 (観衆 笑)
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Gli ho domandato se, considerati i sacrifici che ha dovuto fare, avesse mai avuto rimpianti.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Ich habe ihn gefragt, angesichts der Opfer, die er gebracht hatte, ob er das jemals bereut habe.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Ik vroeg hem, gezien de opofferingen die hij moest doen, of hij ooit spijt had.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Je lui ai demandé si, au vu des sacrifices qu'il avait du faire, il lui était déjà arrivé de regretter.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.저는 아버지가 많은 희생을 감수해야 했던 것을 생각할 때, 혹시 후회는 없는지 물었을 때
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.L-am întrebat dacă, cu toate sacrificiile făcute, a avut vreodată regrete.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Le pregunté si, teniendo en cuenta los sacrificios que había hecho, se arrepentía de algo.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Megkérdeztem tőle, tekintve az áldozatokat, amelyeket hozott, hogy megbánt-e bármit is.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Perguntei-lhe se, em vista dos sacrifícios que teve de fazer, se ele já se chegara a arrepender.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Saya bertanya kepada ayah, apakah dengan pengorbanan yang dibuatnya, ayah pernah menyesal.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Tôi hỏi ông có khi nào nghĩ đến những hi sinh của ông, có khi nào ông tiếc nuối.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Vprašala sem ga, ali zaradi vsega, kar je žrtvoval, kdaj obžaluje svojo odločitev.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Zapytałam go czy, wziąwszy pod uwagę poświęcenia, kiedykolwiek żałował.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Zeptala jsme se ho, zda nyní když vidí, co všechno musel obětovat, jestli toho někdy litoval.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Τον ρώτησα, λαμβάνοντας υπ' όψιν τις θυσίες που έπρεπε να κάνει, αν ποτέ μετάνιωσε.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Попитах го, имайки предвид всички саможертви, които е трябвало да прави, дали съжалява за нещо.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Я запитала, чи враховуючи всі ці жертви, на які він повинен був піти, він шкодував про зроблене.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.Я спросила его, жалел ли он когда-нибудь о всех жертвах и лишениях, которые он понёс.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.שאלתי אותו האם, בהתחשב בקרבנות שהיה עליו להקריב, היו לו חרטות כלשהן.
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.وقد سئلته ذات يوم انه وبالنظر الى كل تلك التضحيات التي قدمتها هل تشعر بالندم على شيء ما
Yapmak zorunda kaldığı fedakarlıkları göz önünde bulundurarak babama hiç pişman olup olmadığını sordum.後悔はあったかと父に尋ねると 父は「なかった」と答えました
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Da bereut man am Ende des Lebens doch die ganze Zeit."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Föreställ dig att du är vid livets slut och att du ångrar all den tiden."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Forestil dig at nå enden af ens liv og fortryde al den tid."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Hãy tưởng tượng khi đến cuối cuộc đời để rồi mãi hối tiếc về điều đó."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Imaginaţi-vă ajungând la capătul vieţii şi regretând tot acest timp."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Imaginen llegar al final de su vida y lamentar toda esa pérdida de tiempo".
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Immaginate di arrivare a fine vita e rimpiangere tutto quel tempo".
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Predstavte si, ako na konci svojho života budete všetok ten čas ľutovať."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Stel je voor dat je op sterven ligt en je spijt hebt van al die tijd."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Wyobraźcie sobie, być u schyłku życia i żałować tego straconego czasu."
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Φαντάσου να φτάνεις στο τέλος της ζωής σου και να μετανιώνεις για όλον αυτό το χρόνο".
Zaman kaybı. Hayatın sona erdiğinde oyun oynayarak geçen onca zamandan pişman olacağını düşünsene bir."Представьте себе все сожаления о потерянном времени на исходе жизни".