pişirmek ile cümle
pişirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Poza tym przygotowuje posiłki dla załogi, a w wolnym czasie pielęgnuje drzewka bonsai.
Ben yemek pişirmekten nefret ederim, ya sen?Nienawidzę gotować, a ty?
Salatalar için 35 dakika, çorbalar için ise 50 dakika pişirmek gerekir.Для приготування супу – до 5-ти хвилин, для приготування з овочами – до 10-ти хвилин.
Genelde yemek pişirmek için kullanılır.Používá se běžně při vaření.
Malzemeleri pişirmek içni genellikle soya yağı kullanılır.Uleiul de soia este de obicei folosit pentru a găti ingredientele.
Basketbol oynamaktan ve yemek pişirmekten hoşlanır.Îi place să joace baschet și face caiac.
Mangal et pişirmek için bir yoldur.Grătarul este o modalitate de a găti carnea.
İşin özü balığa veya ete ateş göstermeden dumanla pişirmektir.Amióta az emberiség a tüzet ismeri, füstjét húsok és halak konzerválására is használja.
Benim hobim pişirmektir.Το χόμπι μου είναι να μαγειρεύω.
Mangal yapmak, kendi yemeğini kendi pişirmek isteyenler için de olanaklar mevcut.Der kan du møte andre gjester og samtidig tilberede din egen mat.
Salatalar için 35 dakika, çorbalar için ise 50 dakika pişirmek gerekir.Man skal ha 5 desiliter vann i, røre og la koke i 15 minutter.
Basketbol oynamaktan ve yemek pişirmekten hoşlanır.Ia juga suka bermain basket dan berjalan-jalan.
Kaynatılmış pirinç pişirmek için daha az zaman alır ve daha sıkı ve daha az yapışkan olur.Nấu cơm gạo đồ cần thời gian lâu hơn, cơm cứng và ít dính hơn.
Genelde yemek pişirmek için kullanılır.它常在烹饪中使用。
Mangal yapmak, kendi yemeğini kendi pişirmek isteyenler için de olanaklar mevcut.也決心要擺脫心魔來做出屬於自己的料理。
İşin özü balığa veya ete ateş göstermeden dumanla pişirmektir.食用魚,可醃製成沙魚煙,製成魚漿或魚丸。
Genelde yemek pişirmek için kullanılır.종종 요리를 가리키는 말로 사용되기도 한다.
Yöre halkının bir bölümü ekmeğini hala kendi pişirmektedir.Селското стопанство осигурява храна на част от населението.
Halk fakir olduğu için, yemek pişirmek için ihtiyacı olduğu odunu satın alamamaktaydı.Od privatne imovine imali su samo kravu koju su morali prodati jer je nisu imali čime hraniti.
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Dječaci su također slani na kopnu sjeći drva i pripremati jela.
Genelde yemek pişirmek için kullanılır.Zvyčajne sa používa na ochutenie jedál.
Etinin lezzetini korumak için sadece az pişirmek gerekir.Pre zachovanie príjemnej chuti je nutný dostatočný obsah kyselín.
Basketbol oynamaktan ve yemek pişirmekten hoşlanır.Je tudi ljubitelj baseballa in kuhanja.
Mantı pişirmek, çocukların da dahil olduğu bir aile aktivitesidir.Eestkostepere on perekond, kes hakkab lapsele eestkostjaks.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Én azt javaslom, hogy inkább 'mindenfőzőnek' hívjuk magunkat -- (Nevetés) a 'coquere' - főzni szóból eredően.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Eu diria que nos deveríamos tratar como coctívoros -- (Risos) de coquere, cozinhar.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Eu zic că ar trebui să ne considerăm coctivori - (Râsete) de la coquere, a găti.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Ich würde uns als Coctivores bezeichnen (Gelächter) nach coquere, kochen
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Ik stel voor dat we onszelf 'coctivoren' zouden noemen - (Gelach) van coquere, koken.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Jag tycker vi borde kalla oss själva "coctivorer" -- (skratt) från "coquere", att tillaga.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Je dirais, nous devrions nous appeler coctivores -- (Rires) de coquere, cuire.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.우리 스스로를 요리하다를 뜻하는 코께레에서 따온 (웃음) 콕티보르라고 불러야 된다고 생각합니다.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Ma penso che dovremmo chiamarci coctivori. (Risate) Da "coquere": cuocere.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Pero yo diría que debemos llamarnos "coctívoros". (Risas) De "coquere", cocinar.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Povedal by som, že sme skôr koktivori, (smiech) od slova coquere, variť.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Powiedziałbym raczej, że powinniśmy się nazywać gotowożercy -- (Śmiech) od "gotować".
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.Аз бих казал, че е по-добре да се наричаме "готвеноядни" - (Смях) от думата готвя, 'кокере'.
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.הייתי מציע שנכנה את עצמנו, אוכלי-תבשילים (coctivors) -- (צחוק) מהמילה coquere (לבשל = To cook).
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.الى " كوكيفورز = حيوانات آكلة للاطعمة المطبوخة " (ضحك) من الفعل طبخ .. الى الطباخة
Aslında bence koktivor demeliyiz -- (Gülüşmeler) yemek pişirmek anlamına gelen coquere kelimesinden.(笑) ラテン語の調理するという言葉から付けました 私たちは調理した食材を
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Agora, cozinhar também permitiu que nos tornássemos numa espécie migrante.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Cocinar nos ha permitido también convertirnos en una especie migrante.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Gătitul ne-a permis şi să devenim o specie migratoare.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Gotowanie pozwoliło nam również stać się gatunkiem wędrującym.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.지금, 요리는 또한 우리가 이주성을 띄는 종이 되도록 허용했습니다.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Koken stond ons ook toe om te gaan zwerven, om te migreren.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Lalu berkat memasak pula spesies kita dapat berpindah tempat.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Maintenant, la cuisson a aussi permis que nous devenions un espèce migrante.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Matlagning tillät också oss att bli en resande art.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Namost, a főzésnek köszönhetjük azt is, hogy vándorló fajjá lehettünk.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Nấu ăn cũng cho phép chúng ta trở thành một một chủng di cư.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Nun, kochen erlaubte uns auch, dass wir eine wandernde Spezies wurden.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Ora, il cuocere ci ha anche permesso di diventare una specie 'migrante'.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Varenie nám totiž umožnilo aj stať sa migrujúcim druhom.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Βεβαίως, η μαγειρική επίσης μας επέτρεψε να αναπτυχθούμε σε μεταναστευτικό είδος.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Готвенето също така ни позволи да се преселваме.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Приготовление пищи позволило нам перестать быть оседлым видом.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.Приготування їжі дозволило нам також стати кочовим видом.
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.המשך השחרור של הפוטנציאל האנושי. הבישול גם איפשר
Bakın, yemek pişirmek aynı zamanda göç eden bir tür olmamızı sağladı.الآن الطبخ سمح لنا أن نصبح من الانواع المهاجرة