pişirme ile cümle

pişirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Annesi akşam yemeği pişirmekle meşguldü.Her mother was busy cooking dinner.
Bunu hangi ısıda pişirmeliyim?At what heat should I cook this?
Mangal et pişirmek için bir yoldur.Barbecuing is one way to cook meat.
Yirmi kişi için akşam yemeği pişirmeye istekli değilim.I'm not willing to cook dinner for twenty people.
O bu kadar iyi pişirmeyi nerede öğrendi?Where did she learn to cook so well?
Tuz, pişirme için zaruri bir malzemedir.Salt is an indispensable ingredient for cooking.
Bu gece tavuk pişirmek istiyorum.I'd like to cook chicken tonight.
Isıtma ve pişirme için çok az yakıtları vardı.They had little fuel for heating and cooking.
Sanırım akşam yemeği pişirmeye başlamamın zamanıdır.I think it's time for me to start cooking dinner.
Fasulye pişirmek için favori tarzın nedir?What's your favorite way to cook beans?
Patates pişirmek için favori tarzınız nedir?What's your favorite way to cook potatoes?
Alabalık pişirmek için favori tarzın nedir?What's your favorite way to cook trout?
Yemek pişirmeyi sever misiniz?Do you like cooking?
Ne pişirmeliyiz?What should we cook?
Tom kamp ateşinde yemek pişirmeye alışkındır.Tom is used to cooking on a campfire.
Tom yemek pişirmede oldukça iyidir.Tom is quite good at cooking.
Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.Tom bought some expensive meat to cook for dinner.
Tom Mary'ye ekmek pişirmeyi öğretti.Tom taught Mary how to bake bread.
Tom Mary için yemek pişirmeyi sever.Tom likes cooking for Mary.
Tom tavuğu Mary'nin hoşlandığı şekilde pişirmektedir.Tom cooks chicken just the way Mary likes it.
Aileme yemek pişirmek için gereğinden daha fazla zaman harcamayacağım.I didn't want to spend any more time than necessary cooking for my family.
Çoğu kişi yağla yemek pişirmek yerine tereyağıyla yemek pişirmeyi tercih eder.Many people prefer to cook with butter instead of oil.
Bayan Wood yemek pişirmede çok iyiydi.Mrs. Wood was very good at cooking.
Tom Mary'nin akşam yemeği pişirmesini istedi.Tom wanted Mary to cook dinner.
Tom Çin yemeği pişirme hakkında bir şey bilmiyordu.Tom knew nothing about cooking Chinese food.
Tom'un canı yemek pişirmek istemiyor.Tom doesn't feel like cooking.
Tom Mary'nin yemek pişirmeyi sevdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary liked to cook.
Yemek pişirmek istemiyorum.I don't want to cook.
Evde yemek pişirmek bir lokantada yemek yemekten daha sağlıklıdır.Cooking at home is healthier than eating out at a restaurant.
Tom bu akşam akşam yemeğini pişirmek zorunda.Tom has to cook dinner tonight.
Benim hobim pişirmektir.My hobby is cooking.
Kendim için yemek pişirme alışkanlığım var.I've got the habit to cook for myself.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım etti.Mary helped her mother to cook.
Yemek pişirmek çok zaman alır.Cooking takes too much time.
Bu yemek lezzetli. Bu kadar iyi pişirmeyi nerede öğrendin?This food is delicious. Where did you learn to cook that well?
Annem akşam yemeğini pişirmekle meşguldü.My mother was busy cooking dinner.
Babam yemek pişirme yarışmasına katıldı ve birinci geldi.My father participated in a cooking contest and came in first.
Mary hiç hindi pişirmedi.Mary has never cooked a turkey.
Mary ekmek pişirmekten hoşlanır.Mary likes to bake bread.
Daha çok yemek pişirmek zorunda kalacaksın.You'll have to cook more food.
Ekmek pişirmem. Benim bir fırınım yok.I cannot bake bread. I don't have an oven.
Biz spagetti pişirmek için su kaynatıyoruz.We boil water to cook spaghetti.
Yumurtaları pişirmek için suyu kaynatırsın.You boil water to cook eggs.
Hiç yemek pişirmede karına yardım etti mi?Have you ever helped your wife in cooking?
Ben pişirmede iyiyim.I'm good at cooking.
Sana yemek pişirmeyi öğretebilirim.I can teach you how to cook.
Bunu pişirmek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to cook it.
Meryem henüz akşam yemeğini pişirmedi.Mary hasn't cooked the dinner yet.
Mary henüz yumurtaları pişirmedi.Tom hasn't cooked the eggs yet.
Sebzeleri pişirmem gerek.I have to cook the vegetables.
Onların işi askerler için yemek pişirmek.Their job is to cook for the soldiers.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım eder.Mary helps her mom cook.
Tom açtı, bu yüzden Mary'nin bir şey pişirmesini istedi.Tom was hungry, so he asked Mary to cook something.
Tom Mary'ye nasıl pişirmeyi öğretti.Tom taught Mary how to cook.
Tom Mary'nin akşam yemeğini pişirmeye bile başlamadığını fark etti.Tom noticed Mary hadn't even started to cook dinner.
Bunu biraz daha uzun pişirmen gerekiyor gibi görünüyor.It looks like you need to cook this a bit longer.
Yemek pişirmeyi sever misin?Do you like to cook?
Sizin için yemek pişirmek istiyorum.I want to cook for you.
Senin için yemek pişirmek istiyorum.I want to cook for you.
Tom Mary'nin onun yumurtalarını pişirme tarzından mutlu değildi.Tom wasn't happy with the way Mary cooked his eggs.
İlgili Sayfalar