peynir ile cümle

peynir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun için, bu kısmı her bir parça peynir, kokusu;Για αυτό, να μυρίσει, με ότι ευθυμίες μέρος κάθε τμήμα?
Bunun için, bu kısmı her bir parça peynir, kokusu;Для этого, находясь корюшка, с той частью ура каждой части;
Bunun için, bu kısmı her bir parça peynir, kokusu;За това, миришеше, с тази част наздраве всяка част;
Burada Bakire Meryem bir peynirli sandviçte yüzünü göstermiş.자, 여긴 치즈 샌드위치 위에서 나타났네요. -
Burada Bakire Meryem bir peynirli sandviçte yüzünü göstermiş.עכשיו, הנה הבתולה מרי שהופיעה על טוסט גבינה -
Burada Bakire Meryem bir peynirli sandviçte yüzünü göstermiş.الآن ، ها هي مريم العذراء ، ظهرت على شطيرة جبن --
Burada Bakire Meryem bir peynirli sandviçte yüzünü göstermiş.チーズサンドウィッチの表面に現れた聖母マリアの姿を見てみましょう
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.A variedade pode ser o sal da vida, mas a brevidade é o pão com manteiga.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.다양성은 삶의 향신료 같은 것이지만, 간결함은 빵과 버터 같은 거에요.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.La variedad puede ser la salsa de la vida, pero la brevedad es el plato principal.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.La varietà può anche essere il sale della vita, ma la brevità è il pane quotidiano.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.La variété est peut-être le sel de la vie, mais la brièveté est sa tartine.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Rozmanitosť je možno korením života, ale stručnosť je jeho základom.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Różnorodność może nadać życiu pikanterii, ale zwięzłość to chleb powszedni.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Sự phong phú là gia vị của cuộc sống, nhưng sự súc tích là bánh mì và bơ.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Variatie geeft het leven smaak, bondigheid maakt het eetbaar.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Varietatea poate că e savoarea vieții, dar concizia e pâinea cu unt.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Vielfalt mag die Würze des Lebens sein, aber die Kürze ist das tägliche Brot.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Η ποικιλία ίσως να είναι το αλάτι της ζωής, αλλά η λακωνικότητα είναι το ψωμί και το βούτυρο της.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.Разнообразието може да е подправката на живота, но краткостта са хляба и маслото.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.גיוון הוא אולי התבלין של החיים, אבל קיצור הוא הלחם והחמאה.
Çeşitlilik, hayatınızın tuzu biberi olabilir, fakat özlülük peynir ekmektir.長ったらしい言葉は
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Chocolade maakt je gelukkig") Kaas? Chocolade?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Chocolate khiến bạn thôi cáu bẳn") Phô mai?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir? Çikolata? Bu nereden geldi?Η σοκολάτα σταματά τη γκρίνια") Τυρί; Σοκολάτα; Από που κι ως που;
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Ciocolata te face să nu mai fii morocănos") Brânză? Ciocolată?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Čokoláda zlepšuje náladu") Sýr?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Czekolada zapobiega zrzędzeniu" Ser?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?El chocolate evita el mal humor" ¿Queso?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Il cioccolato rende meno scontrosi") Formaggio? Cioccolato?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Le chocolat prévient la mauvaise humeur") Le fromage?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?[Már hivatalos, a csoki segít ha morcos vagy] Sajt?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Schokolade stoppt schlechte Laune") - Käse?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Suklaa poistää äreyden") Juusto?
Çikolata huysuzluşmanızı önlüyor") Peynir?Шоколад лечит раздражительность") Сыр?
- Çünkü tatları kurabiye gibi. Ve bilirsin, içinde peynir yok.- De är söta, som kakor.
- Çünkü tatları kurabiye gibi. Ve bilirsin, içinde peynir yok..הוא גדל
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"드골 대통령이 이렇게 말했죠, "40종류의 치즈를 가진 나라를 관리하려고 하는게 어떨 것 같나요?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"A spus: "Cum credeți că este să încerci să conduci o țară cu 400 de feluri de brânză?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?""Come pensate che sia cercare di governare un paese con 400 tipi di formaggio?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Él respondió, "¿Cómo crees que es tratar de gobernar un país con 400 tipos de queso diferentes?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Er sagte: "Was glauben Sie, wie es ist, ein Land mit 400 Käsesorten zu regieren?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Han sagde: "Hvordan tror I det er at styre et land med 400 slags oste?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Hij zei: "Hoe denk je dat het is om te regeren over een land met 400 soorten kazen?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Il a dit : "Comment voulez-vous gouverner un pays où il existe 258 variétés de fromage ?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Powiedział "A jak myślisz, jak to jest próbować kierować krajem z 400 gatunkami sera?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Řekl, "Jaké si myslíte, že to je, pokoušet se řídit zemi, která má 400 druhů sýra?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Και είπε, "Πως νομίζετε ότι είναι να προσπαθείς να διοικήσεις μία χώρα με 400 είδη τυριών;"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Он ответил: "Думаете, легко управлять страной, где только сыра целых 400 сортов?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"Той каза "Как мислите се управлява страна с 400 вида сирена?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"הוא אמר, " איך אתה חושב שזה לנסות לנהל מדינה עם 400 סוגי גבינה?"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"فقال، " في رأيكم كيف تكون محاولة إدارة بلد به ٤٠٠ نوع من الجبن؟"
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"それに 現在の製品は 危険で 健康に悪いと気付きました
DP: Selam, 400 adet peynirli istiyorum.저기요, 제가 버터빵 400개 주문할 수 있을까요?
DP: Selam, 400 adet peynirli istiyorum.Kan ik er 400 met kaas krijgen?
DP: Selam, 400 adet peynirli istiyorum.Poproszę czterysta pączków.
DP: Selam, 400 adet peynirli istiyorum.ד"פ: היי, אפשר, בבקשה, 400 עם גבינה לבנה?
DP: Selam, 400 adet peynirli istiyorum.د.ب. : مرحبا, هل استطيع الحصول على 400 بكريمة الجبنة؟
DP: Selam, 400 adet peynirli istiyorum.違う違う 冗談だよ
"Ekmek ve peynir eatin olmuştur aven't?" o görünmez kolunu tutarak istedi."Ai fost aven't eatin" pâine şi brânză? " întrebă el, care deţine braţul invizibil.

İlgili Sayfalar