peynir ile cümle

peynir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Adam: Al, ördeklere biraz peynir ver.Tiens, jette un peu de fromage à ces canards.
Adam: Al, ördeklere biraz peynir ver.Έλα, ρίξε λίγο τυρί στις πάπιες.
Adam: Al, ördeklere biraz peynir ver.الرجل: هنا، ارمِ بعض الجبن لهذا البط.
Adam: Al, ördeklere biraz peynir ver.もっと近づいて サラ
[Adam kendi dilinde konuşur]: İşte, tulum peyniri böyle yapılır.남자: 브린자 치즈를 만들고 있어요.
[Adam kendi dilinde konuşur]: İşte, tulum peyniri böyle yapılır.So macht man Bryndza-Käse.
[Adam kendi dilinde konuşur]: İşte, tulum peyniri böyle yapılır.Voilà comment on fabrique le "brynza".
[Adam kendi dilinde konuşur]: İşte, tulum peyniri böyle yapılır.الرجل: هكذا تتم صناعة جبن برينزا.
[Adam kendi dilinde konuşur]: İşte, tulum peyniri böyle yapılır.液体がなくなると いいチーズになる
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.2~3日で 穴もできる
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Bijna net zo lekker als Nederlandse kaas.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Buono quasi quanto il formaggio olandese.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Fast so gut wie holländischer Käse.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Hampir sebagus keju orang Belanda.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.네덜란드산 치즈 못지 않아요.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Lähes yhtä hyvää kuin hollantilaiset juustot.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Majdnem olyan jó, mint a holland sajtok.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Næsten lige så god som hollandsk ost.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Nästan lika god som holländsk ost.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Prawie tak dobry, jak ser holenderski.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Presque aussi bon que le fromage hollandais.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Skoro tak dobrý jako ten holandský.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Σχεδόν τόσο καλό όσο το ολλανδικό τυρί.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.Почти как голландский.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Neredeyse Hollanda peyniri kadar iyi.بجودة الجبن الهولندي تقريبًا.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Dopo che tutto il liquido è stato rimosso, il formaggio diventa molto buono.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Když je pryč všechna tekutina, je sýr moc dobrý.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.수분이 다 빠지면 훌륭한 치즈가 되죠.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Kun kaikki neste poistetaan, tulee juustosta erityisen hyvää.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Mikor minden folyadék kikerül belőle, nagyon finom sajttá válik.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.När all vätska har försvunnit blir osten mycket god.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Når al væsken er drænet, bliver osten rigtig god.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Po odlaniu całego płynu ser jest bardzo dobry.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Saat semua cairan dilepaskan, kejunya menjadi sangat baik.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Une fois le liquide retiré, vous obtenez un délicieux fromage.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Wanneer alle vloeistof is uitgelekt, wordt de kaas heel lekker.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Wenn die Flüssigkeit weg ist, wird der Käse wirklich gut.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Όταν στραγγίσουν όλα τα υγρά, γίνεται πολύ καλό τυρί.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.Когда вся жидкость стечет, получится очень вкусный сыр.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.عندما تتم إزالة السائل، يصبح الجبن جيدًا جدًا.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Tüm sıvı çıktığında, peynir iyi olur.オランダチーズみたいに
Al, ördeklere biraz peynir ver.Her, smid noget ost hen til ænderne.
Al, ördeklere biraz peynir ver.No, rzuć tym kaczkom trochę sera.
Al, ördeklere biraz peynir ver.Вот, брось уткам сыра.
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto,총 여섯 개의 그룹으로 나뉩니다: 치즈 맛, 가벼운 맛, 감칠 맛,
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto, Zengin ve Bol, Eski Dünya Geleneksel, Ekstra Topaklı Bahçe.In 6 Varianten: mit Käse, leicht, deftig, herzhaft, klassisch, extra-grob.
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto, Zengin ve Bol, Eski Dünya Geleneksel, Ekstra Topaklı Bahçe.In zes varianten: kaas, light, Robusto, oud en hartig, Oude Wereld traditioneel, en extra stukjes uit de tuin.
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto, Zengin ve Bol, Eski Dünya Geleneksel, Ekstra Topaklı Bahçe.W 6 odmianach: serowy, dietetyczny, Robusto, wzbogacony, tradycyjny, z kawałkami warzyw.
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto,בשישה סוגים: גבינה, קל, חסון,
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto,في ست تشكيلات مختلفة. بالجبن, خفيفة, ثقيلة,
Altı çeşitte: Peynirli, Light, Robusto,リッチ&ハーティー、トラディショナル、固まり入りガーデン風(笑)
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Aber es stellt sich heraus, dass sich Tryptophan ebenfalls in Käse und Schokolade findet.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Ale ukázalo se, že tryptofan najdeme také v sýru a čokoládě.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Dar iată că triptofanul întâmplător se găsește şi în brânză şi ciocolată.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.De mint kiderült, a sajt is és a csoki is tartalmaz triptofánt.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.그런데 그 트립토판이 치즈와 초콜릿에서 발견된 겁니다.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Ma salta fuori che il triptofano è stato trovato anche nel formaggio e nel cioccolato.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Mutta kävi ilmi, että tryptofaania sattuu olemaan myös juustossa ja suklaassa.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Nhưng hóa ra trytophan cũng có trong phô mai và chocolate.
Ama ortaya çıkan şu ki, triptofan aynı zamanda peynirde ve çikolatada da bulunmakta.Okazuje się jednak, że tryptofan znajduje się także w serze i czekoladzie.

İlgili Sayfalar