Ana içeriğe geç
Sözlük

peygamberli ile cümle

peygamberli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››In dal bom dvema pričama svojima, in prorokovala bosta tisoč dvesto šestdeset dni, oblečena v raševnika.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››내가 나의 두 증인에게 권세를 주리니 저희가 굵은 베옷을 입고 일천 이백 육십 일을 예언하리라
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››Och jag skall låta mina två vittnen under ett tusen två hundra sextio dagar profetera, höljda i säcktyg.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››Og jeg vil gi mine to vidner at de skal være profeter i tusen to hundre og seksti dager, klædd i sekk.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››Ta sẽ cho hai người làm chứng ta mặc áo bao gai đi nói tiên tri trong một ngàn hai trăm sáu mươi ngày.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››Ta sẽ cho hai người làm_chứng ta mặc áo bao gai đi nói tiên_tri trong một_ngàn hai trăm sáu mươi ngày .
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››Voi da celor doi marturi ai mei să proorocească, îmbrăcaţi în saci, o mie două sute şase zeci de zile.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››Yo mandaré a mis dos testigos, y ellos profetizarán por 1.260 días, vestidos de cilicio
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››І дам двом моїм сьвідкам, і пророкувати муть днїв тисяч двісті шістьдесять, з'одягнені у веретища.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››ואתן לשני עדי ונבאו ימים אלף ומאתים וששים מתכסים בשקים׃
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››وسأعطي لشاهدي فيتنبآن الفا ومئتين وستين يوما لابسين مسوحا.
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››我 要 使 我 那 兩 個 見 證 人 、 穿 著 毛 衣 、 傳 道 一 千 二 百 六 十 天
İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.››我 要 使我 那 兩個見證 人 、 穿著 毛衣 、 傳道 一千二百六十 天
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Älkää saarnatko", saarnaavat he, "sellaisista ei pidä saarnata; eikö väisty pois häpäiseminen?"
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng nó sẽ không nói tiên tri cùng các người nầy: sự sỉ nhục sẽ chẳng cất khỏi.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng_nó sẽ không nói tiên_tri cùng các người nầy : sự sỉ_nhục sẽ chẳng cất khỏi .
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››그들이 말하기를 너희는 예언하지 말라 이것은 예언할 것이 아니어늘 욕하는 말을 그치지 아니한다 하는도다
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Não profetizeis; assim profetizam eles, - não se deve profetizar tais coisas; não nos alcançará o opróbrio.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››„Ne oznanjajte!“ oznanjajo lažiproroki. Ako se ne oznanja onim, ne mine sramota.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Ne prophétisez pas! disent-ils. Qu`on ne prophétise pas de telles choses! Les invectives n`ont point de fin! -
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte. Budou prorokovati, ale nebudou těmto prorokovati, a neponesou pohanění.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte! prorokujú. Keď nebudú týmto prorokovať, neuhnú pohanenia.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"¡No prediquéis!", predican ellos. "¡No prediquéis sobre tales cosas, pues la afrenta no nos alcanzará!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Præk ikke!" så præker de, "man præker ikke om sligt; får hans Smæden ej Ende?" Hvad siger du, Jakobs Hus?
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Predigt nicht! predigen sie, denn solche Predigt trifft uns nicht; wir werden nicht so zu Schanden werden.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››prófétáljatok! prófétálnak õk. [Ha ]nem prófétálnak ezeknek, nem múlik el a gyalázat!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Μη προφητευετε, οι προφητευοντες δεν θελουσι προφητευσει εις αυτους η αισχυνη αυτων δεν θελει απομακρυνθη.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Не пророчествуйте, пророки; не пророчествуйте им, чтобы не постигло вас бесчестие.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››אל תטפו יטיפון לא יטפו לאלה לא יסג כלמות׃
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››يتنبأون قائلين لا تتنبأوا. لا يتنبأون عن هذه الأمور لا يزول العار
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作 假 先 知 〕 說 、 你 們 不 可 說 豫 言 、 不 可 向 這 些 人 說 豫 言 、 不 住 地 羞 辱 我 們
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作假 先知 〕 說 、 你 們不可說豫 言 、 不 可 向 這些 人 說豫 言 、 不 住地 羞辱 我 們
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!A ty, synu človeka, prorokuj o vrchoch Izraelových a povieš: Vrchy Izraelove, počujte slovo Hospodinovo!
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!A ty synu człowieczy! prorokuj o górach Izraelskich, a mów: Góry Izraelskie! słuchajcie słowa Pańskiego;
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!És te, embernek fia, prófétálj Izráel hegyei felõl, és mondjad: Izráel hegyei, halljátok meg az Úr beszédét,
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!"Ja sinä, ihmislapsi, ennusta Israelin vuorista ja sano:
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!인자야 너는 이스라엘 산들에게 예언하여 이르기를 이스라엘 산들아 여호와의 말씀을 들으라
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Men du menneskesøn, profeter om Israels bjerge og sig: Israels bjerge, hør Herrens ord.
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Och du, människobarn, profetera om Israels berg och säg: I Israels berg, hören HERRENS ord.
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Og du menneskesønn! Spå om Israels fjell og si: Hør Herrens ord, I Israels fjell!
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!«Ora, figlio dell'uomo, profetizza ai monti d'Israele e dì: Monti d'Israele, udite la parola del Signore
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Ti pa, sin človečji, prorokuj o gorah Izraelovih in reci: Gore Izraelove, čujte besedo GOSPODOVO!
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Tu, ó filho do homem, profetiza aos montes de Israel, e dize: Montes de Israel, ouvi a palavra do Senhor.
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Ty synu člověčí, prorokuj i o horách Izraelských a rci: Hory Izraelské, slyšte slovo Hospodinovo.
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Und du, Menschenkind, weissage den Bergen Israels und sprich: Höret des HERRN Wort ihr Berge Israels!
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!Και συ, υιε ανθρωπου, προφητευσον επι τα ορη Ισραηλ και ειπε, Ορη του Ισραηλ, ακουσατε τον λογον του Κυριου
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!И ты, сын человеческий, изреки пророчество на горыИзраилевы и скажи: горы Израилевы! слушайте слово Господне.
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!ואתה בן אדם הנבא אל הרי ישראל ואמרת הרי ישראל שמעו דבר יהוה׃
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!وانت يا ابن آدم فتنبأ لجبال اسرائيل وقل. يا جبال اسرائيل اسمعي كلمة الرب.
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!人 子 阿 、 你 要 對 以 色 列 山 發 豫 言 、 說 、 以 色 列 山 哪 、 要 聽 耶 和 華 的 話
‹‹İnsanoğlu, İsrail dağlarına peygamberlik et ve de ki, ‹Ey İsrail dağları, RABbin sözünü dinleyin!人子 阿 、 你 要 對以色列 山發 豫 言 、 說 、 以色列 山 哪 、 要聽 耶和華 的 話
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.Du människobarn, profetera och säg: Så säger Herren, HERREN: Jämren eder: »Ack ve, vilken dag!»
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.Du Menschenkind, weissage und sprich: So spricht der HERR HERR: Heult: "O weh des Tages!"
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.Embernek fia! prófétálj és mondd: Így szól az Úr Isten: Jajgassatok! Jaj annak a napnak!
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.«Figlio dell'uomo, predici dicendo: Dice il Signore Dio
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.Filho do homem, profetiza, e dize: Assim diz o Senhor Deus: Gemei: Ah! aquele dia!
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.Fils de l`homme, prophétise, et dis: Ainsi parle le Seigneur, l`Éternel: Gémissez!... Malheureux jour!
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.,Fiul omului, prooroceşte, şi spune: ,Aşa vorbeşte Domnul Dumnezeu: ,,Văitaţi-vă!... Nenorocită zi!
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır.Hỡi con người, hãy nói tiên tri và rằng: Chúa Giê-hô-va phán như vầy: Hãy khóc than! Ngày khốn nạn dường nào!
‹‹İnsanoğlu, peygamberlik et ve de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ah o gün diye haykır."Ihmislapsi, ennusta ja sano: Näin sanoo Herra, Herra: Valittakaa: `Voi sitä päivää!`
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod