Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.Защото тръбата ако издадеше неопределен глас, кой би се приготвил за бой?
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.רדפו אחרי האהבה והתאוו מתנות הרוח וביותר אשר תתנבאו׃
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.اتبعوا المحبة ولكن جدوا للمواهب الروحية وبالأولى ان تتنبأوا.
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.你 們 要 追 求 愛 、 也 要 切 慕 屬 靈 的 恩 賜 、 其 中 更 要 羡 慕 的 、 是 作 先 知 講 道 。 〔 原 文 作 是 說 豫 言 下 同
Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.你 們要 追求愛 、 也 要 切 慕屬靈 的 恩賜 、 其中 更要 羡慕 的 、 是 作 先知 講道 。 〔 原文 作 是 說豫 言下同
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.이제 너는 여호와의 말씀을 들을지니라 네가 이르기를 이스라엘에 대하여 예언하지 말며 이삭의 집을 향하여 경계하지 말라 하므로
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Kuule siis nyt Herran sana: Sinä sanot: `Älä ennusta Israelia vastaan, äläkä saarnaa Iisakin heimoa vastaan`.
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Luister daarom nu naar deze boodschap van de HERE aan u. U zegt: 'Profeteer niet tegen Israël.'
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Nyní tedy slyšiž slovo Hospodinovo. Ty pravíš: Neprorokuj v Izraeli, a nekaž v domě Izákově.
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Preto teraz počuj slovo Hospodinovo: Ty hovoríš: Neprorokuj proti Izraelovi a nekvapkaj slovami na dom Izákov.
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Så hör nu HERRENS ord. Du säger: 'Profetera icke mot Israel och predika icke mot Isaks hus.'
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Så hør nu Herrens ord! Du sier: Du skal ikke profetere mot Israel og ikke tale mot Isaks hus.
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Så hør nu HERRENs Ord! Du siger: Du må ikke profetere mod Israel, ej prædike mod Israels Hus!
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.So höre nun des Herrn Wort. Du sprichst: Weissage nicht wider Israel und predige nicht wider das Haus Isaak!
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Teraz tedy słuchaj słowa Pańskiego. Ty mówisz: Nie prorokuj w Izraelu, i nie każ w domu Izaakowym;
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.Теперь выслушай слово Господне. Ты говоришь: „не пророчествуй наИзраиля и не произноси слов на дом Исааков".
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.ועתה שמע דבר יהוה אתה אמר לא תנבא על ישראל ולא תטיף על בית ישחק׃
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.فالآن اسمع قول الرب. انت تقول لا تتنبأ على اسرائيل ولا تتكلم على بيت اسحق.
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.亞 瑪 謝 阿 、 現 在 你 要 聽 耶 和 華 的 話 . 你 說 、 不 要 向 以 色 列 說 豫 言 、 也 不 要 向 以 撒 家 滴 下 豫 言
Şimdi kulak ver RABbin sözlerine: ‹‹ ‹İsraile karşı peygamberlik etme, İshak soyuna karşı konuşma!› diyorsun.亞瑪 謝阿 、 現 在 你 要 聽 耶和華 的 話 . 你 說 、 不 要 向 以色列 說豫 言 、 也不 要 向 以撒 家 滴下 豫 言
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Aleście wy napawali Nazarejczyków winem, a prorokom zakazywaliście, mówiąc: Nie prorokujcie.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Ale vy jste napájeli Nazarejské vínem, a prorokům jste zapovídali, řkouce: Neprorokujte.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Ale vy ste napájali nazarejov vínom a prorokom ste zakazovali a vraveli: Neprorokujte!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.De a nazirokat borral itattátok, és a prófétákra ráparancsoltatok, mondván: Ne prófétáljatok!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Et vous avez fait boire du vin aux nazaréens! Et aux prophètes vous avez donné cet ordre: Ne prophétisez pas!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Iar voi aţi dat Nazireilor să bea vin, şi proorocilor le-aţi poruncit: ,Nu proorociţi!`
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.그러나 너희가 나시르 사람으로 포도주를 마시게 하며 또 선지자에게 명하여 예언하지 말라 하였느니라
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Mas vós aos nazireus destes vinho a beber, e aos profetas ordenastes, dizendo: Não profetizeis.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.«Ma voi avete fatto bere vino ai nazirei e ai profeti avete ordinato: Non profetate
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I fikk nasireerne til å drikke vin, og I forbød profetene å profetere.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I gåven nasirerna vin att dricka, och profeterna bjöden I: »Profeteren icke.»
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I gav Nasiræerne Vin, og Profeterne bød I ej at profetere.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Mutta te juotitte nasiireille viiniä, ja profeettoja te kielsitte sanoen: "Älkää ennustako".
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Nhưng các ngươi đã cho các người Na-xi-rê uống rượu , và cấm các kẻ tiên_tri rằng : Chớ nói tiên_tri !
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Nhưng các ngươi đã cho các người Na-xi-rê uống rượu, và cấm các kẻ tiên tri rằng: Chớ nói tiên tri!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Pero vosotros disteis de beber vino a los nazareos y a los profetas mandasteis diciendo: '¡No profeticéis!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.So gebt ihr den Geweihten Wein zu trinken und gebietet den Propheten und sprecht: Ihr sollt nicht weissagen!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Vi pa ste dajali vina piti nazircem in prorokom ste ukazovali: Ne prorokujte!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Σεις δε εποτιζετε τους Ναζηραιους οινον και προσεταξατε τους προφητας λεγοντες, Μη προφητευσητε.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.А вие напоявахте Назиреите с вино, И заповядвахте на пророците Като им казвахте - Да не пророкувате.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.А вы назореев поили вином и пророкам приказывали, говоря: „не пророчествуйте".
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.ותשקו את הנזרים יין ועל הנביאים צויתם לאמר לא תנבאו׃
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.لكنكم سقيتم النذيرين خمرا واوصيتم الانبياء قائلين لا تتنبأوا
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.你 們 卻 給 拿 細 耳 人 酒 喝 、 囑 咐 先 知 說 、 不 要 說 豫 言
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.你 們卻給 拿細 耳 人 酒 喝 、 囑咐 先知 說 、 不 要 說豫言
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Apoi mi -a zis: ,,Să nu pecetluieşti cuvintele proorociei din cartea aceasta. Căci vremea este aproape.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.A riekol mi: Nezapečať slov proroctva tejto knihy, lebo čas je blízko.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Azután monda nékem: Be ne pecsételd e könyv prófétálásának beszédeit, mert az idõ közel van.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Disse-me ainda: Não seles as palavras da profecia deste livro; porque próximo está o tempo.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Et il me dit: Ne scelle point les paroles de la prophétie de ce livre. Car le temps est proche.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.In mi veli: Ne zapečati besed prorokovanja te knjige, ker čas je blizu.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Ja hän sanoi minulle: "Älä lukitse tämän kirjan profetian sanoja; sillä aika on lähellä.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.또 내게 말하되 이 책의 예언의 말씀을 인봉하지 말라 때가 가까우니라
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Och han sade till mig: »Göm icke under något insegel de profetians ord som stå i denna bok; ty tiden är nära.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Og han sier til mig: Du skal ikke sette segl for de profetiske ord i denne bok; for tiden er nær.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Og han siger til mig: Du skal ikke forsegle denne Bogs Profetis Ord, thi Tiden er nær.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Poi aggiunse: «Non mettere sotto sigillo le parole profetiche di questo libro, perché il tempo è vicino
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Potem mi rzekł: Nie pieczętuj słów proroctwa księgi tej; albowiem czas blisko jest.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Potom řekl mi: Nezapečeťuj slov proroctví knihy této; neboť jest blízko čas.
Sonra bana, ‹‹Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme›› dedi, ‹‹Çünkü beklenen zaman yakındır.Rồi người lại phán cùng tôi rằng : Chớ niêm_phong những lời tiên_tri trong sách nầy ; vì thì_giờ đã gần đến .