peruk ile cümle
peruk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Peruk takan herhangi biri rüzgarlı bir günde peruk takmaktan korkar.Any man wearing a toupee fears a windy day.
Peruk takmaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to wearing a wig.
Bu peruk, bu bıyık ve gözlükle kimse beni tanımaz.With the wig, the mustache and the glasses, nobody recognizes me.
Tom'un peruk taktığından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom wears a wig.
Tom bir peruk takıyor.Tom is wearing a wig.
Tom bir peruk takıyor, sanırım.Tom wears a toupee, I think.
Tom siyah bir peruk taktı.Tom put on a black wig.
O bir peruk mu?Is that a wig?
O bir peruk takar.She wears a wig.
Bu bir peruk.This is a wig.
Tom şimdi bir peruk takıyor.Tom now wears a wig.
Politikacı ne peruk ne de takma diş taktığını iddia etti.The politician claimed that he wore neither a wig nor false teeth.
Bir peruk takmaya alışmak birkaç haftanı alacaktır.It'll take you a few weeks to get used to wearing a wig.
Bu bir peruk mu yoksa bir postiş mi?Is this a wig or a wiglet?
Ben peruk takmayacağım.I won't wear a wig.
Ben peruk takmıyorum.I'm not wearing a wig.
Peruk takmak istemiyorum.I don't want to wear a wig.
Tom bir peruk aldı.Tom purchased a wig.
Bir peruk takıyorum.I wear a wig.
Şimdi peruk takıyorum.I now wear a wig.
Tom'un peruk taktığını sanıyordum.I thought Tom was wearing a wig.
Tom bir peruk takıyordu.Tom was wearing a wig.
Tom peruk takıyordu.Tom was wearing a wig.
Tom bir peruk takıyor, değil mi?Tom is wearing a wig, isn't he?
Tom peruk takıyor, değil mi?Tom wears a wig, doesn't he?
Tom eskiden peruk takardı.Tom used to wear a wig.
Kadın elbisesi giyip peruk takmış bir adam o.That guy is a man in women's clothing with a wig.
Ben gri takım elbise ve peruk giymeyi tercih ederdim ve onlar hoş giysiler değildi.I got chosen to wear the grey suit and the wig, and not the pretty dresses.
Çaldığı piyanonun üstü kahverengi kıvırcık perukla örtülüydü ve etrafı alevlerle çevriliydi.The piano on which she sang was covered with brown, curly hair and she was surrounded by flames.
Bu sırada tenor, perukacı ile çatışmaktadır.Tenette would turn pro with this sponsor.
Ayrıca omuzlarında metalik plakalar ve başında uzun kıvırcık bir peruk vardı.She coupled it with metallic plates on her shoulder and a wig with long curled hair.
"Bu yeni perukla kendimi çok seksi hissediyorum.""I feel so sexy in this new wig."
Bunlar, oda arkadaşıma peruk yapıştırıcısıyla yapıştırdığım kulak çubukları.These are Q-tips stuck to my roommate with wig glue.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'That's the judge,' she said to herself, 'because of his great wig.'
Bu "Peruk, Salla, and Yuvarla" icin yaptığım bir kaç efekt.This is some effects that I did for "Wig, Rattle and Roll."
Uzun siyah bir peruk takmış ve rimelleri akmış bir transseksüelin yanında oturuyordu.He was sitting next to a transvestite with a long black wig and mascara running down her cheeks.
Eşarplar çıkarıldı ve saklanmak için Müslüman kadınlar tarafından peruklar ile değiştirildi.Scarfs were removed and replaced with hairnets by Muslim women in order to hide.
Üstünde bir peruk, kamera, çeşitli sahte kimlik kartları ve bir "suikast listesi" bulundu.Found in his possessions were a wig, camera, various false ID cards and a "hit list".
Eve bağımsız olarak hareket etmek istediğinde sarı bir peruk takardı. [1]When Eve wanted to conduct independent activities, she would wear a blonde wig.[9]
Her zaman kel olarak canlandırılmış, saçı olsa da sonradan onun peruk olduğu ortaya çıkmıştır.Er muss ihm nachlaufen, und bis er zurückkommt, ist sie mit der Frisur fertig.
O bir peruk mu?¿Eso es una peluca?
Bu bir perukturЭто парик.
Peruk takan herhangi biri rüzgarlı bir günde peruk takmaktan korkar.Каждый, кто носит парик, боится носить его в ветреный день.
Üst sınırlardan hem kadınlar hem de erkekler peruk takar, mücevher ve kozmetik malzemeler kullanırlardı.Мужчины и женщины из высших слоёв носили парики и украшения и пользовались косметикой.
Her zaman kel olarak canlandırılmış, saçı olsa da sonradan onun peruk olduğu ortaya çıkmıştır.Однако она тоже является агентом, которая позже раскрывается, сняв свой парик.
The Graham Norton Show programında 11 Aralık günü "Alive" adlı parçayı peruk takmadan bir maskeyle söyledi.11 декабря Сия появилась в The Graham Norton Show, где она спела «Alive» в маске.
Keldir, peruk takar.Брюква и перловка.
Üst sınırlardan hem kadınlar hem de erkekler peruk takar, mücevher ve kozmetik malzemeler kullanırlardı.Tanto os homens como as mulheres da classe alta usavam perucas, jóias e cosméticos.
Polis, burgulu peruk takmış olan Gaga'yı yakalar ve arabaya götürür.Lady GaGa é levada para a polícia com um penteado em formato de cone e é presa.
Bazıları ise peruk ve benzeri araçlar kullanmaktadırlar.Przez cały czas mają podobne do siebie stroje i fryzury.
Bu sırada tenor, perukacı ile çatışmaktadır.Przestraszony tenor zapłacił okup.
Bunun haricinde Romalılar günlük yaşamda da peruk giymişlerdir.Alla runöbor bar folkdräkt, även till vardags.
Huysuz'un Annesi: Keldir ve pembe bir peruk takar.Molly - Molly är en liten sjöjungfru och har ett rosa peruk.
Ben gri takım elbise ve peruk giymeyi tercih ederdim ve onlar hoş giysiler değildi.Надалі вона віддавала перевагу скромним сукням і не вдягала пишні прикраси.
O bir peruk mu?Це перука?
Tom bir peruk aldı.Том купив перуку.
Üst sınırlardan hem kadınlar hem de erkekler peruk takar, mücevher ve kozmetik malzemeler kullanırlardı.Muži i ženy horních vrstev nosily paruky a šperky.
Peruk giymekten çekinmeyin.Nyugodtan hordd azt a parókát!
Şan öğretmeni ve peruk imalatçısı olan babası ile annesi ona ilk müzik eğitimini verdiler.Faderen, der var skolelærer, organist og korleder, gav ham hans første musikalske undervisning.
Keldir, peruk takar.Setesdalsbunaden, med belte.