Küflerin sırrı bir kimyasal: yani penisilindir ki,곰팡이는
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.A descoberta da penicilina, por exemplo, foi um dos acidentes mais felizes de todos os tempos.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.De exemplu, descoperirea penicilinei, este unul dintre cele mai norocoase accidente din istorie.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Die Entdeckung, die zu Penicillin geführt hat, ist zum Beispiel einer der glücklichsten Unfälle aller Zeiten.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Hãy lấy việc phát minh ra penicillin làm ví dụ, đó là một trong những sự cố đáng mừng nhất trong lịch sử.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Itt van például a penicillin felfedezése, ami egyike minden idők legszerencsésebb véletleneinek.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.예를 들어, 페니실린의 발견은 역사상 가장 운이 좋은 사고였습니다.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.La scoperta della penicillina, per esempio, è uno degli incidenti più fortunati di tutti i tempi.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Například objev, který vedl k penicilinu, je jedna z nejšťastnějších nehod všech dob.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Na przykład odkrycie penicyliny jest jednym ze szczęśliwszych.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Objav, ktorý viedol k penicilínu, napríklad, je jednou z najšťastnejších nehôd všetkých čias.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Odkritje penicilina, na primer, je ena najbolj srečnih nezgod vseh časov.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.התגלית שהובילה לפניצילין, למשל, היא אחת התאונות המשמחות בכל הזמנים.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.الإكتشاف الذي قاد إلى البنسلين مثلا هو واحد من أكثر الحوادث السعيدة على مر الأوقات.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.今までで最高のアクシデントによるものです 生物学者 アレクサンダー・フレミングが ずさんな実験をして
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.A penicillin készítés gyorsasága minden idők legnagyobb gyógyászati teljesítménye volt.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.Đó là cách penicillin được sản xuất nhanh và là một trong những bước tiến y học bậc nhất.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.그것이 페니실린이 어느정도로 신속하게 생산되는지를 보이는 것이었고 사상유례 최고의 의료 발전 중 하나가 되었습니다.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.Seperti itulah cepatnya peniciliin diproduksi, menjadi salah satu perkembangan medis terbesar sepanjang masa.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.Tak przyśpieszyła produkcja penicyliny, która stała się medycznym osiągnięciem wszechczasów.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.Именно так быстро пенициллин был произведён и стал одним из величайших прорывов всех времён в медицине.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.Саме з такою швидкістю вироблявся пеніцилін, ставши одним з найбільших медичних досягнень усіх часів.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.Толкова бързо се произвеждаше пеницилина че стана един от най-добрите медицински напредъци за всички времена.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.זו היתה המהירות שבה הפנצילין יוצר והפך לאחד מפלאי הרפואה של כל הזמנים.
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.بهذا المنحى تم رفع سوية انتاج البنسلين وقد غدا بذلك التقدم الطبي الاكبر على مدى التاريخ
Penisilinin üretilmesi bu kadar hızlı oldu ve tüm zamanların en büyük tıbbi gelişmelerinden biri haline geldi.医学は飛躍的進歩を遂げました 同じく第2次世界大戦中に
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Creo que podría salvar más vidas que la penicilina.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.De fapt, cred că ar putea salva mai multe vieţi decât penicilina.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Eu acho que até pode salvar mais vidas do que a penicilina.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Ich denke tatsächlich, dass es in der Lage sein könnte, mehr Leben zu retten als Penicillin.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Ik denk dat het zelfs meer levens kan redden dan penicilline.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.In realtà credo che sarebbe in grado di salvare più vite della penicillina.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Je pense en fait que ça pourrait sauver plus de vies que la pénicilline.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.저는 이 장비가 페니실린 보다 더 많은 사람의 생명을 구해 줄 수 있다고 생각하죠.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Mislim, da lahko reši več življenj kot penicilin.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Myślę, że mogłoby ratować życie lepiej niż penicylina. Myślę, że mogłoby ratować życie lepiej niż penicylina.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Popravde si myslím, že môže zachrániť viac životov než penicilín.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Saya pikir sebenarnya ini mungkin mampu menyelamatkan lebih banyak nyawa dari penisilin.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Tulajdonképpen azt hiszem, hogy több életet menthet meg, mint a penicillin.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Vlastně si myslím, že je schopný zachránit víc životů než penicilin.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Βασικά πιστεύω ότι μπορεί να σώσει περισσότερες ζωές και από την πενικιλίνη.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.І врятувати більше життів, ніж пеніцилін.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.Мисля, че то действително може да спаси повече хора, отколкото пеницилина.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.אני חושבת שלמעשה הוא יכול להיות מסוגל להציל יותר חיים מפניצילין.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.أعتقد أن هذا الجهاز قادر على إنقاذ كثير من الأرواح حتى أكثر من البنسلين.
Sanıyorum bu alet penisilinden daha çok yaşam kurtarabilir.ライフラインになり得ると考えています テクスティング(携帯メール)
Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var.És most sok baktérium ellenálló a penicillinnel szemben a baktériumok közötti kommunikáció miatt.
Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var.그래서 지금은 페니실린에 내성을 가진 많은 세균들이 있게 되었죠. 왜냐하면 세균들도 서로 소통하기 때문입니다.
Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var.Сейчас существуют бактерии, устойчивые к пенициллину, потому что бактерии общаются между собой.
Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var.וכעת יש לנו הרבה בקטריות עמידות לפניצילין, משום שבקטריה מתקשרת
Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var.والآن لدينا الكثير من البكتيريا مقاومة للبنسيلين، لأن البكتيريا تتواصل.
Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var.細菌同士のコミュニケーションが原因です このコミュニケーションは
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını. Bu 20'li yaşların sonlarında, 1920'lerde oldu.Så vad de har är bara en stor, stor, bunt av DNA.
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını. Bu 20'li yaşların sonlarında, 1920'lerde oldu.ㅇ
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını.En dat leidde dus tot de ontdekking van penicilline.
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını.To właśnie doprowadziło do odkrycia penicyliny.
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını.Und so wurde das Penicillin entdeckt.
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını.Y que condujo al descubrimiento de la penicilina.
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını.І це призвело до відкриття пеніциліну.
Ve böylece, penisilinin keşfine yol açtığını.הדבר הזה הוביל לתגלית של הפניצילין