Ana içeriğe geç
Sözlük

pek ile cümle

pek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Pekala. Şimdi gidiyorum.All right. I'm leaving.
Pekâlâ. Diğer on beş Almanca cümleyi tercüme edip, ondan sonra ayrılacağım.All right. I'll translate another fifteen sentences in German, and then leave.
Gökte pek çok yıldız parlıyor.Many stars shine in the sky.
Pek çok yerde kör kişiler piyango bileti satarlar.In many places blind persons sell lottery tickets.
Belediye idaresinin pek çok bürosu belediye binasındadır.Many offices of the municipal government are in the town hall.
Pek çok limanlar doğudadır.Many ports are in the east.
Bu semtte pek çok zengin kişi yaşar.Many rich people live in this neighborhood.
Pekin'e yakın bir şehirde yaşıyorlar.They live in a city close to Beijing.
Pekala, karar verdiniz mi?Well, have you decided?
Akiko'nun Fransa'da pek çok arkadaşı var.Akiko has several friends in France.
Peki, işte flört etmeye ne dersin?So, what about flirting at work?
Bu konuda pek haklı değilsin. Açıklamama izin ver.You aren't quite right about that — let me explain.
Pekala çocuklar, gerçekten içecek bir şeye ihtiyacım var.OK guys, I really need something to drink.
Pek çok kişi bu özgürlük bayrağı altında toplandı.Many people gathered under this banner of freedom.
Pekin, Roma'dan daha büyüktür.Beijing is bigger than Rome.
Xiao Wang, Pekin'e geldi.Xiao Wang arrived in Beijing.
Çin restoranında Pekin ördeği yedik.We ate Peking duck in the Chinese restaurant.
Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
Onu hiç anlayamıyorum, peki ya sen?I couldn't understand him at all. What about you?
Farklı ülkeler, pek çok mal ithal etmektedirler.Different countries import many goods.
Pek çok arkadaşı olmasına rağmen, o yalnız.Although he has many friends, he is lonely.
Pek çok insan para çekmek için nakit para çekme makineleri kullanıyor.Many people use cash machines to withdraw money.
Peki buna ne dersin: ayda 1500.Then how about this: 1500 a month.
O, pek çok filmde göründü.He appeared in many movies.
İngilizler savaş yaparken pek çok sorun yaşadılar.The British experienced many problems fighting the war.
Pek çoğu başka bir iç savaşın başlamasından ​​korkuyordu.Many feared the start of another civil war.
Pek çok masum insan öldürüldü.Many innocent people were killed.
Pek çok muhafazakâr Amerikalı, onunla aynı fikirdeydi.Many conservative Americans agreed with him.
Pek çok alanda, az yiyecek vardı ve halk açtı.In many areas, there was little food and the people were hungry.
Evden pek uzak olmayan bir askeri hastane vardı.Not far from the house was a military hospital.
Pekin'de Çince okuyorum.I study Chinese in Beijing.
Peki, ben sinemaya gidiyorum.Well, I am going to the cinema.
Peki, henüz karar verdin mi?Well, have you decided yet?
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Pekin çok hızlı değişiyor.Beijing is changing so rapidly.
Ben bir doktorum. Peki ya sen?I'm a doctor. How about you?
Pekala, hiç önemli değil.OK, no big deal.
Pekala, bu başa çıkabileceğimiz bir şey değil.OK, this is nothing we can't handle.
Tamam ama peki ya yönetici?OK, but what about the manager?
Ve peki ya bu gece bir Japon restoranına gitseydik?And what if we went to a Japanese restaurant tonight?
Pekala, sorun yok.Okey doke.
Ben Pekin'de Çince öğreniyorum.I’m learning Chinese in Beijing.
Pek çok genç İtalyan kızı zamanlarını ne yaparak geçiriyor?What do most young Italian girls spend their time doing?
İlk kez, onunla pek sıkı değildi.The first time, she wasn't very firm with him.
Kendilerini düşünmekten engellemek için sadece okuyan pek çok insan vardır.There are very many people who read simply to prevent themselves from thinking.
Birinin bana yardım edebilmesinin pek olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone can help me.
Bugün balina görmemizin pek olası olmayacağını biliyorum.I know that it is highly unlikely that we'll see any whales today.
Partime pek çok sayıda insan geleceğini asla hayal etmedim.I never imagined so many people would come to my party.
Ben, benim çalıntı motosikletimi tekrar görmemin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that I'll ever see my stolen motorcycle again.
Ben bu hapishaneden kaçmayı başarabilmemizin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that we'll be able to escape from this prison.
Senin onu tek başına yapabilmenin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that you'll be able to do that by yourself.
Takımımızın kazanması pek olası değil.It's unlikely that our team will win.
Bu filmin çok para kazanacağı pek muhtemel değil.It's unlikely that that movie will make a lot of money.
Buralarda bir at göreceğiniz pek olası değildir.It's very unlikely that you'll ever see a horse around here.
Hakkımda şunu bilmeni isterim ki ben rutinimi pek bozmayan biriyimdir.Something you should know about me is that I'm a creature of habit.
Yapacak zamanımız olmayan pek çok şey vardı.There were many things that we simply didn't have time to do.
Pekâlâ, şuna bak!Well, look at that!
Pek çok büyük bilim adamları saçma şeyler hakkında düşünmüştür.Many great scientists had thought about absurd things.
Sıcaklık artık pek çok gün boyunca sıfırın altında oldu.The temperature has been below zero for many days now.
Aynı şey pek çok başka insanlar hakkında söylenebilirdi.The same thing could be said about many other people.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod