Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Кара нещо да изглежда така привлекателно, че няма как да не го следваш.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Что делает их настолько привлекательными, что просто невозможно перед этим устоять
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.היא גורמת לדברים להיראות כה מושכים שפשוט מוכרחים להשיגם.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.ما يجعل شيئا ما يبدو جذاباً جداً بحيث يجب عليك أن تلاحقه.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.「どうしても手に入れたいもの」 として区別されます これは単に
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Cô phải theo đuổi tầm nhìn đó."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Debes perseguir esa visión".
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Devi portare avanti quell'idea".
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Du må forfølge den vision."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Du musst diese Vision verfolgen."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Je moet je visie nastreven,'
Bu hayalin peşinden gitmelisin."그 목표를 쫓으세요."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Követned kell azt az álmot."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Musisz do niej dążyć".
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Trebuie să urmezi acea viziune."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Vous devez poursuivre cette vision. "
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Πρέπει να το κυνηγήσεις".
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Трябва да следваш тази идея."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."Ты должна следовать за своей мечтой".
Bu hayalin peşinden gitmelisin."את חייבת ללכת אחר החזון."
Bu hayalin peşinden gitmelisin."يجب عليك متابعة تنفيذ هذه الرؤية".
Bu hayalin peşinden gitmelisin."私は「うわあ プレッシャーだなあ」と
Bu insanlar neyin peşinde?Che c'entrano queste persone?
Bu insanlar neyin peşinde?Czego oni chcą?
Bu insanlar neyin peşinde?Những người này là gì vậy?
Bu insanlar neyin peşinde?Que están haciendo?
Bu insanlar neyin peşinde?Que veulent-ils?
Bu insanlar neyin peşinde?Что это за люди?
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor: Mutluluğun Peşinde Olmak ve İnsanın Tasarımı.Ini yang dinamakan kecanduan suatu perasaan pencarian kebahagian dan sifat manusia
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor: Mutluluğun Peşinde Olmak ve İnsanın Tasarımı.Przedstawiam Wam "W niewoli uczucia: pogoń za szczęściem a konstrukcja człowieka".
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor: Mutluluğun Peşinde Olmak ve İnsanın Tasarımı.Это называется "помешанный на чувстве": преследование счастья и дизайна, ориентированного на человека.
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Als ze het niet kan, waarom ontslaat hij ze dan niet?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?De ha nem megfelelő rá, akkor miért nem mutatott be neki?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Jestli to zbabrala, proč ji nekopnul do zadku?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Jos hän ei ole sen tasalla, miksi John ei anna hänelle potkuja?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Se ela não merece, por que ele não lhe dá um pontapé no traseiro?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Si ella no está a la altura, ¿por qué no darle por el trasero?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Si ella no está a la altura, ¿por qué no darle por el trasero?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Wenn sie dem nicht gewachsen ist, warum lässt er sie nicht auf Grundeis gehen?
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Aber der König Jojakim schickte Leute nach Ägypten, Elnathan, den Sohn Achbors, und andere mit ihm;
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ale kráľ Jehojakim poslal mužov do Egypta, Elnatána, syna Achborovho, a niektorých mužov s ním, do Egypta.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ale król Joakim posłał niektórych do Egiptu, Elnatana, syna Achborowego, i innych z nim do Egiptu;
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ale poslal král Joakim některé do Egypta, Elnatana syna Achborova i jiné s ním do Egypta.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ali poslal je kralj Jojakim nekatere v Egipt, Elnatana, sina Akborjevega, in druge može ž njim,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Allora il re Ioiakìm inviò in Egitto uomini come Elnatàn figlio di Acbòr, e altri con lui
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Da sendte kong Jojakim nogen menn til Egypten, Elnatan, Akbors sønn, og nogen andre menn med ham,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.El rey Joacim envió a Egipto unos hombres: a Elnatán hijo de Acbor y a otros hombres con él
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.여호야김 왕이 사람을 애굽으로 보내되 곧 악볼의 아들 엘라단과 몇 사람을 함께 애굽으로 보내었더니
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Le roi Jojakim envoya des gens en Égypte, Elnathan, fils d`Acbor, et des gens avec lui en Égypte.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.mas o rei Jeoiaquim enviou ao Egito certos homens; Elnatã, filho de Acbor, e outros com ele,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Men Kong Jojakim sendte Folk til Ægypten; han sendte Elnatan, Akbors Søn, og nogle andre til Ægypten,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Mutta kuningas Joojakim lähetti miehiä Egyptiin: Elnatanin, Akborin pojan, ja muita hänen kanssansa Egyptiin.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Tapi Raja Yoyakim menyuruh Elnatan anak Akhbor bersama beberapa orang lain pergi ke Mesir dan mengambil Uria
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Vua Giê - hô-gia-kim bèn sai Eân-na-than , con_trai Aï c-bồ , và mấy người nữa cùng đi qua Ê - díp-tô ,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Vua Giê-hô-gia-kim bèn sai Eân-na-than, con trai Aïc-bồ, và mấy người nữa cùng đi qua Ê-díp-tô,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.А цар Иоаким прати мъже в Египет, Елнатана, Аховоровия син, и известни мъже с него в Египет,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Но царь Иоаким и в Египет послал людей: Елнафана, сына Ахборова, и других с ним.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.וישלח המלך יהויקים אנשים מצרים את אלנתן בן עכבור ואנשים אתו אל מצרים׃
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.فارسل الملك يهوياقيم اناسا الى مصر ألناثان بن عكبور ورجالا معه الى مصر
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.約 雅 敬 王 便 打 發 亞 革 波 的 兒 子 以 利 拿 單 、 帶 領 幾 個 人 往 埃 及 去