Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.라반이 그 형제를 거느리고 칠일 길을 쫓아가 길르앗산에서 그에게 미쳤더니
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Który wziąwszy bracią swoję z sobą, gonił go przez siedem dni, i doścignął go na górze Galaad.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Laban a luat cu el pe fraţii săi, l -a urmărit cale de şapte zile, şi l -a ajuns la muntele Galaad.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Maga mellé vévén az õ rokonait, hét napi járó földig ûzé õket; és eléré a Gileád hegyén.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Người bèn đem các anh em mình đuổi theo Gia-cốp trong bảy ngày đường, và theo kịp tại núi Ga-la-át.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Người bèn đem các anh_em mình đuổi theo Gia-cốp trong bảy ngày_đường , và theo kịp tại núi Ga-la-át .
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Tedy on vzav bratří své s sebou, honil ho za dnů sedm; a postihl ho na hoře Galádské.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Und er nahm seine Brüder zu sich und jagte ihm nach sieben Tagereisen und ereilte ihn auf dem Berge Gilead.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Vtedy pojal so sebou svojich bratov a hnal sa za ním cesty sedem dní a dostihnul ho na vrchu Gileáde.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Тогава Лаван , като взе със себе си братята си, гони го седем дни+ и го стигна на Галаадската поляна.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.Тогда он взял с собою родственников своих, и гнался за ним семь дней, и догнал его на горе Галаад.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.ויקח את אחיו עמו וירדף אחריו דרך שבעת ימים וידבק אתו בהר הגלעד׃
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.فأخذ اخوته معه وسعى وراءه مسيرة سبعة ايام. فادركه في جبل جلعاد.
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.拉 班 帶 領 他 的 眾 弟 兄 去 追 趕 、 追 了 七 日 、 在 基 列 山 就 追 上 了
Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.拉 班 帶領 他 的 眾弟兄 去 追趕 、 追 了 七 日 、 在 基列山 就 追 上了
liderlere ve onların peşinden gidenlere baskı ve teşviki doğru dozda içerecek şekilde yapılması gerekir.지속적이어야 하며, 지도자들과 지지자들에 대한 혜택과 압박이 혼합되어 적용되어야 합니다.
liderlere ve onların peşinden gidenlere baskı ve teşviki doğru dozda içerecek şekilde yapılması gerekir.עמידה, ועליה להפעיל תערובת נכונה של תמריצים ולחצים על המנהיגים ואוהדיהם.
liderlere ve onların peşinden gidenlere baskı ve teşviki doğru dozda içerecek şekilde yapılması gerekir.ومستمرة وأن تقوم بتطبيق خليط مناسب من الحوافز والضغوطات على القادة والأتباع
liderlere ve onların peşinden gidenlere baskı ve teşviki doğru dozda içerecek şekilde yapılması gerekir.現地リーダーやその支持者らの利害と圧力を 適切に調和させる必要があります 外交は 関係者が偏りのない妥協に至るよう手助けをし
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Da seine Kaufhäuser beschlagnahmt wurden, beschäftigte er sich sein restliches Leben mit Kunst und Kultur.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.I grandi magazzini confiscati, passò il resto della sua vita alla costante ricerca di arte e cultura.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Jeho obchodné domy boli zhabané, a zvyšok svojho života strávil neúnavným nasledovaním umenia a kultúry.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Jeho obchodní domy byly zkonfiskovány, zbytek života strávil neúnavnou honbou za uměním a kulturou.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.소유했던 백화점들은 몰수되었고 예술과 문화를 끊임없이 추구하면서 나머지 여생을 보내셨습니다.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Magazinele sale au fost confiscate, și-a petrecut restul vieții preocupându-se neobosit de artă și cultură.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Miután áruházait lefoglalták, élete hátralévő részét a művészet és a kultúra töltötte ki.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Ses centres commerciaux confisqués, il dévoua le reste de sa vie à une recherche acharnée d'art et de culture
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Skonfiskowano jego sklepy, resztę życia spędził na poszukiwaniu kultury i sztuki.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.Его торговые центры были конфискованы, и он посвятил оставшуюся часть жизни искусству и культуре.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.לאחר שכל חנויות הרשת שלו הוחרמו, הוא בילה את שאר ימיו בעיסוק אינטנסיבי בתרבות ובאמנות.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.تمت مصادرة متاجره، وأمضى بقية حياته في سعي حثيث للفن والثقافة.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.彼は残りの人生を 芸術と文化の 飽くなき追求に 費やしました この中学校中退者は
Mesajda onu asla terkedemeyeceği yazıyordu. Eğer terketmeye çalışırsa, peşine düşeceğini yazmıştı.Там было что-то типа - 'Я тебя не отпущу... ...если уйдёшь, я тебя найду и заставлю пожалеть об этом'.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.Để miêu tả công việc của chúng tôi theo cách khác, thực sự chúng tôi đang vui thích tìm kiếm cái đẹp.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.Hogy másképp írjam le a mesterségünket, minket tulajdonképpen a szépség játékos keresése foglalkoztat.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.Inaczej mówiąc, nasza praca to radosne poszukiwanie piękna.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.Om ons beroep anders te omschrijven: we houden ons bezig met de speelse zoektocht naar schoonheid.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.Если описать нашу профессию иначе, мы фактически связаны с непринужденным поиском красоты.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.За да опиша нашата професия по друг начин, ние сме заети с игриво търсене на красотата.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.Іншими словами нашу професію можна описати так: ми знаходимося у грайливому пошуку краси.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.ובכן, כדי לתאר את המקצוע שלנו אחרת, אנחנו למעשה ממוקדים בחיפוש השובבי אחר היופי.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.لأصف مهنتنا بطريقة أخرى نحن نهتم بالبحث المرح عن الجمال
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.저희의 전문을 달리 표현을 하자면, 도예인들은 장난기 섞인 마음으로, 미(美)를 추구하는 사람들입니다.
Mesleğimizi başka türlü anlatmak gerekirse biz aslında güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış içindeyiz.美を探求する遊び心を持つということ 遊びながら美を探ることは 人類の最初の行動であると言われています
Muhalefet Seçim PeşindeLa oposición exige elecciones
Muhalefet Seçim PeşindeL'opposition exige des élections
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Han er nok også interesseret i, hvad Ling laver.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Hän ihmettelee, mitä Ling puuhaa.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Han undrar säkert vad Ling gör också.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Pewnie chodzi mu też o Linga.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Provavelmente, quer saber o que anda o Ling a fazer.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Seguramente también quiere saber qué está haciendo Ling.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Si chiederà anche che cosa sta facendo Ling.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.Και αυτός θα αναρωτιέται τι ετοιμάζει ο Λινγκ.
Muhtemelen Ling'in neyin peşinde olduğunu da merak ediyor.И, наверное, ему интересно, что задумал Линг.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Chúng ta buộc phải theo đuổi hạnh phúc không chỉ để hưởng thụ, mà còn mong muốn có được hạnh phúc nhiều hơn.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Estamos programados para buscar la felicidad, no sólo para disfrutarla, sino para querer más de ella.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Jesteśmy zaprogramowani, by dążyć do szczęścia, nie tylko by się nim cieszyć, ale by pragnąć go coraz więcej.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.우리는 행복을 추구하도록 되어있습니다 행복을 즐기는것 뿐만 아니라, 그것을 더욱 더 원하게 되어 있어요
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Siamo programmati per cercare la felicità, non solo per godercela, ma per volerne sempre di più.