İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:スポックが言います 「彼らは技術的にとても優れている
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:佢地揸住一部有離子推動器嘅外星飛船 而且斯波克話
Kaçamak vakti geldiyse, sınır tanımaz eğlence arkadaşınız daima peşinizde.Évadez-vous comme vous l'entendez, votre appareil de loisir ultime sera toujours à vos côtés.
Kaçamak vakti geldiyse, sınır tanımaz eğlence arkadaşınız daima peşinizde.Kiedy tylko zechcesz na chwilę uciec od codzienności, Twój najlepszy towarzysz rozrywki będzie z Tobą.
Kaçamak vakti geldiyse, sınır tanımaz eğlence arkadaşınız daima peşinizde.Si decides escapar de lo ordinario, el dispositivo definitivo para tu entretenimiento te acompañará siempre.
Kaçamak vakti geldiyse, sınır tanımaz eğlence arkadaşınız daima peşinizde.Με όποιον τρόπο κι αν θέλετε να δραπετεύσετε, η απόλυτη συσκευή ψυχαγωγίας είναι έτοιμη να σας ακολουθήσει.
Kaçamak vakti geldiyse, sınır tanımaz eğlence arkadaşınız daima peşinizde.בכל אופן שבו תבחר להסיח את דעתך מהמציאות, התקן הבידור המושלם שלך מוכן ללכת בעקבותיך.
Kaçarken peşinden gittim.Am inceput sa o caut.
Kaçarken peşinden gittim.E io l'ho seguito perchè stava scappando.
Kaçarken peşinden gittim.Ich kam danach es geflohen war.
Kaçarken peşinden gittim.Je l'ai cherché parce qu'il s'était enfui.
Kaçarken peşinden gittim.Przyszłam po tym jak to uciekało.
Kaçarken peşinden gittim.Το κυνήγησα καθώς δραπέτευε.
Kaçarken peşinden gittim.Я за ним пошла
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.E le donne non dovrebbero spendere quattro ore al giorno per cercarla, o vedere i propri figli morire.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Iar nicio femeie nu ar trebui să petreacă 4 ore pe zi căutând apă, sau vazându-și copiii cum mor.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.여성이 물을 구하기 위해 네시간씩을 기다려서는 안됩니다 그렇지 않으면 아이들이 죽어가는 것을 보면서 말입니다
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Kobiety nie powinny szukać jej całymi dniami patrzeć, jak dzieci umierają.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Y las mujeres no tendrían que pasarse cuatro horas al día yendo a buscarla o viendo cómo mueren sus hijos.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Και γυναίκες δεν θα έπρεπε να περνούν ώρες για να το ψάχνουν, ή να βλέπουν τα παιδιά να πεθαίνουν.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Женщины не должны проводить по четыре часа в день в её поисках или смотреть, как умирают их дети.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.И жените не трябва да прекарват по четири часа на ден в търсенето й, или да гледат децата им да умират.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.סיבת המוות הראשונה בקרב אנשים בכוכב הלכת הזה היא מים מזוהמים. תלוי במספרים של מי אתם מאמינים,
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.ولا ينبغي للنساء قضاء أربع ساعات يوميا في البحث عنه، أو مشاهدة أطفالهم يموتون.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.子供が死ぬのを見せてはいけません 我々はこれと真空圧縮蒸留器の 組み合わせに成功しました
"kaliteli zaman" peşinde değiller.그 아이들은 좋은 시간을 보내지 못합니다.
"kaliteli zaman" peşinde değiller.שמקצות להם עשר דקות שבהן הם אמורים להיפתח אליך.
"kaliteli zaman" peşinde değiller.حيث تقوم بجدولة 10 دقائق لكي يبدأو بالتواصل معك.
"kaliteli zaman" peşinde değiller.子供のペースで読んで聞かせると
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Devo seguire Kimblee, o gli altri saranno in pericolo.
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Jag måste ta Kimbly... annars är de andra i fara.
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Jeg må finde Kimblee, ellers er de andre i fare.
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Minun on mentävä Kimbleen perään, tai muut ovat vaarassa.
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Muszę znaleźć Kimblee, bo inaczej reszcie będzie grozić wielkie niebezpieczeństwo.
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Tengo que atrapar a Kimblee... o los demás estarán en peligro...
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Tenho de ir atrás do Kimblee... ou os outros correm perigo...
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Πρέπει να βρω τον Κίμπλι... οι άλλοι κινδυνεύουν...
Kimblee'nin peşine düşmeliyim... yoksa diğerleri tehlikeye girer...Мне надо найти Кимбли... чтобы другие были вне опасности...
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.-Crimson Alchemist Kimblee perässään.
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.- med Crimson Alchemist, Kimblee, lige i hælene.
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.-med Crimson Alchemist Kimbly hack i hälarna.
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.Tras él iba Kimblee, el Crimson Alchemist.
Kızın üzerinde ne işin var senin? Seni sapık! Genç kızların peşinde koşturuyorsun değil mi?Apa yang kamu lakukan di atasnya! kamu yang cabul! kamu mengejar gadis-gadis muda, kamu tidak!
Kızın üzerinde ne işin var senin? Seni sapık! Genç kızların peşinde koşturuyorsun değil mi?Apa yang kamu lakukan di atasnya! kamu yang cabul! kamu mengejar gadis-gadis muda, kamu tidak!
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.A stalo sa, keď uvideli velitelia nad vozmi, že to nie je izraelský kráľ, že sa obrátili preč od neho.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.A stalo sa, keď uvideli velitelia vozov, že to nie je izraelský kráľ, že sa obrátili preč od neho.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Căpeteniile carălor, văzînd că nu este împăratul lui Israel, s'au depărtat de el.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Da aber die Obersten der Wagen sahen, daß er nicht der König Israels war, wandten sie sich von ihm.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Denn da die Obersten der Wagen sahen, daß er nicht der König Israels war, wandten sie sich von ihm ab.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.e allora i capi dei carri si accorsero che egli non era il re di Israele e si allontanarono da lui
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.For da vogn-høvedsmennene så at det ikke var Israels konge, vendte de sig fra ham igjen.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Kajti ko so videli poveljniki voz, da ni kralj Izraelov, se obrnejo od njega.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Khi các quan coi xe thấy chẳng phải vua Y-sơ-ra-ên , thì thối lại , không đuổi theo nữa .
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Khi các quan coi xe thấy chẳng phải vua Y-sơ-ra-ên, thì thối lại, không đuổi theo nữa.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.병거의 장관들이 저가 이스라엘 왕이 아님을 보고 쫓기를 그치고 돌이켰더라
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Ko pa vidijo poveljniki voz, da ni kralj Izraelov, se obrnejo od njega.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Kun sotavaunujen päälliköt näkivät, ettei se ollutkaan Israelin kuningas, vetäytyivät he hänestä pois.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Les chefs des chars, voyant que ce n`était pas le roi d`Israël, s`éloignèrent de lui.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.Mai marii carălor, văzînd că nu era împăratul lui Israel, s'au depărtat de el.
Komutanlar onun İsrail Kralı olmadığını anlayınca peşini bıraktılar.maka mereka pun menyadari bahwa ia bukan raja Israel. Lalu mereka berhenti menyerang dia