Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Vậy nên có chép rằng : Ngài đã lên nơi cao , dẫn muôn_vàn kẻ phu tù , Và ban các ơn cho loài_người .
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Vậy nên có chép rằng: Ngài đã lên nơi cao, dẫn muôn vàn kẻ phu tù, Và ban các ơn cho loài người.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Zato pravi: „Šel je v višavo, ujete pripeljal jetnike, dal je dari ljudem“.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Δια τουτο λεγει Αναβας εις υψος, ηχμαλωτευσεν αιχμαλωσιαν και εδωκε χαρισματα εις τους ανθρωπους.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Посему и сказано: восшед на высоту, пленил плен и дал дары человекам.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Тимже глаголе: Зійшовши на висоту, полонив єси полонь, і дав дари людям.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››על כן הוא אומר עלה למרום שבה שבי ויתן מתנות לאדם׃
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››لذلك يقول. اذ صعد الى العلاء سبى سبيا واعطى الناس عطايا.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››所 以 經 上 說 、 『 他 升 上 高 天 的 時 候 、 擄 掠 了 仇 敵 、 將 各 樣 的 恩 賜 賞 給 人 。
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››所以 經上說 、 『 他 升上 高天 的 時候 、 擄掠 了 仇敵 、 將 各 樣 的 恩賜賞給人 。
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Als ze het niet kan, waarom ontslaat hij ze dan niet?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?De ha nem megfelelő rá, akkor miért nem mutatott be neki?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Jestli to zbabrala, proč ji nekopnul do zadku?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Jos hän ei ole sen tasalla, miksi John ei anna hänelle potkuja?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Se ela não merece, por que ele não lhe dá um pontapé no traseiro?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Si ella no está a la altura, ¿por qué no darle por el trasero?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Si ella no está a la altura, ¿por qué no darle por el trasero?
Bunun peşinde değilse, neden işi ona verdi ki?Wenn sie dem nicht gewachsen ist, warum lässt er sie nicht auf Grundeis gehen?
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Aber der König Jojakim schickte Leute nach Ägypten, Elnathan, den Sohn Achbors, und andere mit ihm;
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ale kráľ Jehojakim poslal mužov do Egypta, Elnatána, syna Achborovho, a niektorých mužov s ním, do Egypta.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ale król Joakim posłał niektórych do Egiptu, Elnatana, syna Achborowego, i innych z nim do Egiptu;
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ale poslal král Joakim některé do Egypta, Elnatana syna Achborova i jiné s ním do Egypta.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Ali poslal je kralj Jojakim nekatere v Egipt, Elnatana, sina Akborjevega, in druge može ž njim,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Allora il re Ioiakìm inviò in Egitto uomini come Elnatàn figlio di Acbòr, e altri con lui
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Da sendte kong Jojakim nogen menn til Egypten, Elnatan, Akbors sønn, og nogen andre menn med ham,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.El rey Joacim envió a Egipto unos hombres: a Elnatán hijo de Acbor y a otros hombres con él
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.여호야김 왕이 사람을 애굽으로 보내되 곧 악볼의 아들 엘라단과 몇 사람을 함께 애굽으로 보내었더니
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Le roi Jojakim envoya des gens en Égypte, Elnathan, fils d`Acbor, et des gens avec lui en Égypte.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.mas o rei Jeoiaquim enviou ao Egito certos homens; Elnatã, filho de Acbor, e outros com ele,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Men Kong Jojakim sendte Folk til Ægypten; han sendte Elnatan, Akbors Søn, og nogle andre til Ægypten,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Mutta kuningas Joojakim lähetti miehiä Egyptiin: Elnatanin, Akborin pojan, ja muita hänen kanssansa Egyptiin.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Tapi Raja Yoyakim menyuruh Elnatan anak Akhbor bersama beberapa orang lain pergi ke Mesir dan mengambil Uria
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Vua Giê - hô-gia-kim bèn sai Eân-na-than , con_trai Aï c-bồ , và mấy người nữa cùng đi qua Ê - díp-tô ,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Vua Giê-hô-gia-kim bèn sai Eân-na-than, con trai Aïc-bồ, và mấy người nữa cùng đi qua Ê-díp-tô,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.А цар Иоаким прати мъже в Египет, Елнатана, Аховоровия син, и известни мъже с него в Египет,
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.Но царь Иоаким и в Египет послал людей: Елнафана, сына Ахборова, и других с ним.
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.וישלח המלך יהויקים אנשים מצרים את אלנתן בן עכבור ואנשים אתו אל מצרים׃
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.فارسل الملك يهوياقيم اناسا الى مصر ألناثان بن عكبور ورجالا معه الى مصر
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.約 雅 敬 王 便 打 發 亞 革 波 的 兒 子 以 利 拿 單 、 帶 領 幾 個 人 往 埃 及 去
Bunun üzerine Kral Yehoyakim peşinden adamlarını -Akbor oğlu Elnatanla başkalarını- Mısıra gönderdi.約雅敬王 便 打 發亞革波 的 兒子 以利 拿單 、 帶領幾個 人 往 埃及去
Bu parayı özsermayenizi yükseltmek için harcamıyorsunuz. evinizin peşinatını ödemek için kullanmıyorsunuz.Este no es dinero que va a construir equidad. Este no es dinero que va a ir al principal de tu casa.
Bu parayı özsermayenizi yükseltmek için harcamıyorsunuz. evinizin peşinatını ödemek için kullanmıyorsunuz.Số tiền này không phải để góp vào vốn chủ sở hữu. Cũng không phải trở thành phần vốn chính của ngôi nhà.
Bu parayı özsermayenizi yükseltmek için harcamıyorsunuz. evinizin peşinatını ödemek için kullanmıyorsunuz.Tohle nejsou peníze, které vytvoří vlastní jmění. Tohle nejsou peníze, které půjdou na jistinu vašeho domu.
Bu parayı özsermayenizi yükseltmek için harcamıyorsunuz. evinizin peşinatını ödemek için kullanmıyorsunuz.To nie są pieniądze, które tworzą nasz majątek. Te pieniądze nie przeznacza się na dom.
Bu parayı özsermayenizi yükseltmek için harcamıyorsunuz. evinizin peşinatını ödemek için kullanmıyorsunuz.これはあなたの家の元金のお金になる物でもありません。 このお金はあなたのポケットからただ出て行くお金で、
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.C'est la force fondamentale que nous recherchons tous.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Das ist die grundlegende Kraft nach der wir alle suchen.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Det er den fundamentale kraft, som vi alle leder efter.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Đó là điều cơ bản. mà chúng ta muốn.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.È la forza fondamentale che tutti noi perseguiamo.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Es la fuerza fundamental que todos buscamos.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Este forța fundamentală pe care o dorim cu toții.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.É uma força fundamental que todos procuramos.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Ez a mozgatóereje mindannak amire vágyunk
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Het is de fundamentele kracht waar we allen naar zoeken.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.그것이 우리 모두가 좇고 있는 근본적인 힘입니다.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Ten základní smysl, o který nám jde.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.To fundamentalna siła, którą poszukujemy.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.To je temeljna sila, ki jo vsi iščemo.
Bu peşinden koştuğumuz temel kuvvettir.Είναι η θεμελιώδης δύναμη που όλοι κυνηγάμε.