Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."그들은 제가 이 작품 중 하나를 줄 때까지 저를 내버려 두지 않았어요. 물론 제가 준 그 작품은 썩 좋은 작품은 아니었죠."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi.""Não me deixaram em paz enquanto eu não lhes dei uma peça, "mas não era lá muito boa."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nem hagytak békében, amíg nem adtam nekik egy alkotást, de az nem volt valami jó példány."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nenechali ma na pokoji, až kým som im nedal jeden z kusov. Ale ten nestál za to."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nie zostawią mnie w spokoju, dopóki nie pozwolę im posiadać części, lecz to nie było uprzejme."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."No me quisieron dejar tranquilo hasta que les entregué una pieza, pero no era una muy buena".
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Non mi hanno lasciato in pace finché non gli ho fatto avere un pezzo, ma non gli ho dato uno di quelli buoni."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Nu au renunţat până nu le-am cedat o piesă, dar nu a fost cea mai bună."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Sie wollten nicht nachgeben, bis ich ihnen ein Stück überließ, aber es war kein gutes."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Ze lieten me niet met rust tot ik hen een stuk gaf, maar het was geen goed stuk."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Δε με άφηναν στην ησυχία μου μέχρι που τους χάρισα ένα κομμάτι, αλλά δεν άξιζε και πολλά."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Не искаха да ме оставят на мира, докато не им дам нещо, но така или иначе не беше толкова ценно."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."Они не оставляли меня в покое, пока не получили один экспонат из коллекции, но я дал им не самый ценный."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."הם לא עזבו אותי לנפשי עד שנתתי להם כלי, אבל הוא לא היה טוב."
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."لم يدعني وشأني حتى أعطيته قطعه لكنها لم تكن فكرة جيدة
Benden bir parça alana kadar peşimi bırakmayacaklardı, ben de verdim ama iyi bir parça değildi."大した品ではなかったがね」 (笑) そこで博士を ウォフォードに招待して 講義をしてもらおうと思いたちました
Ben denize açılayım, kurtlar peşimden gelsinlerУплыву, волки, вот вам...
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.10秒はかかりませんでした。
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Aku melihat roknya kocokan, dan ia pergi setelah itu.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Am văzut-o măturică fuste, şi el sa dus după ea.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Ho visto la gonna frusta, e andò dietro.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Ich sah ihre Röcke Schneebesen, und er ging ihr nach.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Ik zag haar rokken garde, en hij ging achter haar aan.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Jag såg hennes kjolar visp, och han gick efter henne.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.J'ai vu ses jupes fouet, et il est allé après elle.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.나는 총채 그녀 치마를 발견했고, 그녀 후에 갔다.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Láttam szoknyák habverővel, és ment utána.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Näin hänet hameet vispilä, ja hän lähti hänen peräänsä.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Tôi thấy váy của cô whisk, và ông đã đi sau khi cô.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Viděl jsem ji sukně metla, a on šel za ní.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Videl sem jo krila Mešalnikih, in je šel po njo.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Videl som ju sukne metla, a on šiel za ňou.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Vi suas saias whisk, e ele foi atrás dela.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Vi sus faldas bata, y se fue tras ella.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Widziałem jej spódnice trzepaczka, i poszedł za nią.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Είδα φούστες της, σύρμα, και πήγε μετά της.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Видях я поли размахване, и той отиде след нея.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Я бачив її спідниці віник, і він пішов за нею.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Я видел ее юбки веник, и он пошел за ней.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.رأيت التنانير خفقت لها ، وذهب بعدها.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Así que un montón de mis niños saben que no pueden volver a Harlem porque Geoff los está buscando.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Die jongeren die ik begeleid, weten dat ze niet terug naar Harlem kunnen komen, want Geoff komt je opzoeken.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Donc un tas de mes enfants savent qu'ils ne peuvent plus revenir à Harlem car Geoff les surveille.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Ein paar meiner Kinder kommen wirklich nicht nach Harlem zurück, weil Geoff nach ihnen Ausschau hält.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.En bunke unger ved at man ikke kan komme tilbage til Harlem fordi Geoff holder øje med en.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Mulţi ştiu că nu se pot întoarce la Harlem pentru că Geoff e cu ochii pe ei.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Några av mina elever undviker att komma till Harlem för Geoff letar efter dig.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Rất nhiều học sinh của tôi biết là bạn không thể quay lại Harlem vì Geoff đang tìm bạn.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Sporo moich dzieci wie, że nie można wrócić do Harlem ponieważ Geoff cię szuka.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Takže niektoré moje deti vedia, že sa nemôžu vrátiť späť do Harlemu pretože Geoff si ťa nájde.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Tanti dei miei ragazzi sanno che ad Harlem non si può tornare perché Geoff li cerca.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Um punhado dos meus miúdos sabe que não pode voltar para o Harlem porque o Geoff está atento a eles.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Οπότε ένα σωρό από τα παιδιά μου ξέρουν πως δεν μπορούν να επιστρέψουν στο Χάρλεμ επειδή ο Τζεφ τους ψάχνει.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Доста от нашите деца знаят, че не могат да се върнат в Харлем защото Джеф те търси.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Так что многие из моих детей знают, что ты не можешь вернуться в Гарлем, потому что Джефф тебя ищет.
Benim öğrencilerim de Harlem'e dönemeyeceklerini bilir. Çünkü Geoff onların peşine düşer.Так що купа моїх дітей знають, що не можуть повернутися в Гарлем, бо Джефф їх шукає.
Benim peşinde olduğum şey, hiçbir görünmezlik değildir - bu hırsızlık.Apa yang saya setelah tidak ada Gaib, - itu perampokan.
Benim peşinde olduğum şey, hiçbir görünmezlik değildir - bu hırsızlık.Ceea ce eu nu este nici după invizibilitate, - e spargere.
Benim peşinde olduğum şey, hiçbir görünmezlik değildir - bu hırsızlık.Co jsem za to není žádná neviditelnost, - je to vloupání.
Benim peşinde olduğum şey, hiçbir görünmezlik değildir - bu hırsızlık.Co mi po nie nie niewidzialność, - włamanie nie jest to.