Alex bir gerçeği unutup Joshua'nın peşinde gitmektedir.何故かアレックスには辛く当たり、ジョシュアを溺愛している。
Buffy de aynı iblislerin peşindedir.Joneは悪魔を追いかける。
Ailesinin dağıldığı geniş coğrafyada gezerek onlardan kalan izlerin peşine düşüyor.長宗我部氏滅亡後、一族は離散した。
İnsanları büyüleyip peşine takar.その人とペアになってクイズに挑む。
Çünkü bahis oynayıp daha çok para kazanmanın peşindedir.色々な人と賭博をし、その勝ち金で生活している。
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.よく笹夫の元から逃げ出している。
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.おいしいものさがしに同行。
Rıdvan Dilmen'in peşini sakatlıklar bırakmadı.インドゥラインを追い詰めることは不可能となった。
Ancak daha sonra Dragovich'in peşinden giderler.後にドリュウズへと進化していく。
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.お前たちは修行完成者の遺骨の供養にかかずらうな。
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.自車をしつこく追いかける。
Polisin peşine düştüğü Batman farikadan çıkar.警察から追われるブライアンを手助けする。
Bu sırada Sonic, minnettar bir şekilde Eggman'in peşine düşer.ある理由により、エッグマンに狙われている。
İngilizler de peşindedirler.フランスも追随した。
Bir hamle (ing. turn), peşi sıra gerçekleştirilen bir ila dört 'adım'dan (ing. step) oluşur.鴻池 キララ(こうのいけ キララ) 「僕」の先輩で四回生。
Nüfusunun % 89'unu Peştunlar oluşturur.満洲族の人口は89%を占める。
Peşin ödeme hakkındaki hüküm iki yıl süreyle geçerli olacaktı.判決内容は2年間の保護観察処分だった。
Alay düzen peşrevi, At Peşrevi, Hünkar Peşrevi, Elçi Peşrevi bunlardandı.魔王の釘蜂(まおうのくぎばち) 釘と蜂を合わせたような使者。
Yeter ki günahkâr hayatına sürükleyecek aşırı kazançlar peşinde koşulmasın.厄年の残りを無事に乗り切るための祈願に遅すぎるということはない。
On gemiden oluşan bir öncü kuvvet çıkararak Kartaca Filosu'nun peşine düştü.レグルスは直ちに艦隊主力に前衛部隊に追従するように命じ、前衛部隊10隻をカルタゴ艦隊に向かわせた。
Geyikleri severdi, geyikler de bırakmazdı peşini.刺身が好きで、果物は苦手。
Düşlerinin ve umutlarının peşinden gidebilecek kadar cesur.その押し出しの強さと夢に見そうな迫力でオチをつける。
Marius ise gizlice onların peşinden gider.そのままマリオが連続踏みつけで追撃する。
Amcası peşinden gider.Oを追い詰める。
Örneğin bir oyuncunun peşine polis takılacak.集団でプレイヤーに襲い掛かる。
Peştuca, eski İran ve Hint dillerine özgü özellikler de taşımaktadır.主にインド・イラン語派の古代語にあらわれる。
Bella'da onu kurtarmak için peşinden gitmiştir.それを救ったのはベルであった。
Mısır ordusu da peşlerinden gelirken Musa, asasını tekrar vurur ve Kızıl Deniz kapanır.また、ユダヤ人のエジプト脱出時には、モーセが杖を掲げると海が割れ道を開き、追ってきたエジプトの軍隊を海に飲み込んだ杖と同じものとされる。
Bu durum, Winnie'nin 'Benim peşimde misin, Willie, yoksa başka bir şeyin mi?それというのも、わが妹(元妹といおうか)やヴィーデマンのせいだ。
Bu kez Noel Baba kostümleriyle dolaşan Noel Baba çetesinin peşine düşülüyor.しかしクリスマスの夜、黒いサンタ服の男に遭遇する。
Cemo'nun peşinde polis vardır.グレアムら警察に追われている。
Türkiye'de 28 Ocak 2011'de 2 bölüm peş peşe yayınlanmıştır.2011年12月28日 第2回環境アセスメントが公示される。
Michael onların peşini bırakmaz.アロンは彼らを止めなかった。
Ancak aksilikler peşini bırakmadı.だが追っ手は尽きない。
Deneysel psikolojinin Almanya ve ABD'de gelişmesinin peşi sıra psikolojinin uygulamalı alanları doğmuştur.ドイツやアメリカ合衆国で営まれたような研究室での心理学がイギリスに到来するのは遅かった。
Bir röportajında "Neredeyse bütün çocukluğum topun peşinde geçti.自身のドーピングについては「俺は子どものころからずっとトレーニングを続けてきた。
Kraliçe onu yakalaması için peşinden Avcı'yı gönderir.王様は猟師に火の鳥を連れてくるよう命令する。
Tom için endişelenen Judy de onların peşine takılır.トム以外の宝を狙う者や、トムの邪魔をする者達。
Kendisinin peşinden gitse de kendisine yetişemez.主が立ち入りを許さなければ入る事が出来ない。
Onların peşinden gitmeyin.不要背棄了他們。
Ancak felaket burada da peşlerine bırakacak gibi değildir.此不獨本朝不共戴天之恨,抑亦貴國除惡未盡之憂。
Herkes şöhret ve şân peşindedir.皆系和琳责任。
Artık ölüm onu kandırmaya çalışanların peşindedir.後因死者死亡,災厄停止而幸免於難。
Aynı zamanda yerel işçilerin yönetimindeki bu yerel meclisler hedeflerinin peşine düştü.同时,这些地方议会通常也在当地工人的指导之下追求他们自己的目标。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.张祎行义自始至终,都像这样。
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.少吃油膩食物。
Firavun onlara zulmeder.Kaçmaya çalışan bu halkın peşine düşen Firavun'un askerleri sularda boğulup ölürler.法老的大軍尾隨不捨,結果復合的海水把他們全軍淹沒溺斃。
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".”他還著有《乐全集》。
Oyunda Çete üyeleri her zaman kötü bir planın peşindedir.在球場上,他們總是積極追逐每一顆球。
AB'ye göre Kudüs için peşin hüküm vermek sakıncalı olacaktır.積之於素雅,故不見疑也。
Küreyi alır ancak kürenin peşinde başkaları da vardır.宫前碧波荡漾,宫后山势环绕。
Tanrı'nın peşine düşemezsiniz.你也不可事奉他們的神。
Peşmerge, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bağlı Irak'ın bölgesel silahlı kuvvetidir.这是伊拉克库尔德人控制区的武装力量。
Sözlerine şöyle başladı: "Ben paranın peşinde değilim, zengin biriyim.”我說:“不,不是你,”我咯咯地笑,其實希望真的是她的。
Onların hepsinin kalfalarına tabakların şeyhleri peştamal kuşatırlardı.以全身繃帶遮掩身上孔洞的男子。
Liman ve benzeri kurumlar için imtiyaz peşinde koşuyorlardı.對現實懷有不滿,和希摩爾一樣也有讓「辛」毀滅一切的想法。
Fakat onların peşine düşen sadece bu iş adamı değildir.只不過這次主動作假的人不是他。
İnsanları büyüleyip peşine takar.”因使人俟其后。
"Onları gören peşlerinde koşuyor!".請勒下流人,見為追尋此物也。
Fakat olumsuz durumlar peş peşe geldi.但是,糟糕的事情接踵而来。