Dibe dalarak kaçmaya çalışsalar da destroyer peşlerini bırakmaz.Walczy jeszcze lepiej niż zawsze, więc Destruktor ucieka.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Nie jedz niektórych potraw.
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.Zawsze znajdowała na to czas i chęci.
Bu sefer 130 tane çocuk onun peşinden gelir.Dziś mieszkają w niej 130 osoby.
10 Ekim - Memur maaşları ilk kez peşin ödenmeye başladı.10 sierpnia – po raz pierwszy brytyjscy członkowie parlamentu głosowali za przyznaniem sobie płacy.
ŞEDİD ve John Smith onun peşindedir.Porównaj: A John Smith is calling you. → Jakiś John Smith dzwoni do ciebie.
Buna çok üzülen Guru, sevgilisinin intikamını almak için katilin peşine düşer.Zazdrosny mąż zleca pobicie jej kochanka.
Logan peşlerine düşer.Porucznik Lotar zaczyna go szukać.
Çiftçinin köpeği Bitzer, peşinden koşar.“Rolnik” tuż za nim.
Fakat yine de Almanlar onu fark eder ve peşine düşerler.Niemcy po dostrzeżeniu paczki schylają się, aby ją wziąć.
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.Natomiast gdy go wieszano, wołał "Wio Bury do góry!!!".
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Ówcześnie nie omijały go pochody pierwszomajowe.
Harald Hauptmann, Kayıp Zamanların Peşide.Marcel Proust: W poszukiwaniu straconego czasu.
Kız peşini bırakmaz ve Teresa'yla yolculuk etmek ister.Po uratowaniu postanowiła podróżować z Teresą.
Tanrı'nın peşine düşemezsiniz.My nie możemy wyrzec się Boga!
Mafya kızın peşine düşer.Psychopata wchodzi za nią.
Peştun dili ile birlikte Afganistan'ın resmi dillerinden biridir. ^Obok paszto jest jednym z dwóch języków urzędowych Afganistanu.
Bundan sonra Jonathan ve Andrew'un da peşine düşer.Odnajdują ją później Jack i Juliet.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Wyruszył na nią za namową żony.
2006’da Steen, El Generico ile takım oldu ve takım kemerlerinin peşinde mücadele ettiler.W 2006, Steen rozpoczął współpracować drużynowo z El Generico.
Saray bir anda karışır ve muhafızlar gelecekten gelen bu 3 kişinin peşine düşer.Świat wtedy opanowany jest przez obserwatorów przybyłych z przyszłości.
Gerçek Robert'i öldürmek için peşine düşmüştür.Rozkazał on zabić Roberta.
Harry, Ron ve Hermione Hortkulukların peşine düşerler.Harry, Ron i Hermiona zdają pomyślnie egzaminy końcowe.
Gergedanlar ise Sid'in peşinden koşarak onu kovalarlar.Wściekły Chas goni go po domu.
1847 yılında Julia Szendrey ile evlendi ve Peşte'ye taşındı.W 1847 ożenił się z Julią Szendrey.
Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır.Dziennikarz chce do nich dotrzeć.
Düğünlerde "Halay" çekilir.Halaya girenlerin omuzlarına peştemal-havlu koyulur.Na święta i wesela mężatki zakładały budy - kopki nakryte chustami.
Yasemin bu işin peşini bırakmaz.Yngwie nie chciał na to przystać.
Müfettiş işin peşini bırakmaz.Detektyw postanawia temu zapobiec.
(Nizamettin, Safiye'ye Polat'ın kendisinin peşinde olduğunu söylemiştir.)(Na uwagę zasługuje fakt, że Katylina popierał stronnictwo Sulli, któremu z kolei Sallustiusz był przeciwny.)
Peştemal özellikle yaşlı kadınlar tarafından tercih edilmektedir.Jest ona faworyzowana w szczególności przez młode dziewczyny.
Bu arada hem sigorta şirketi hem de polis gizlice peşlerine düşmüştür.Jednak policja i hycle ich ścigają.
Bu sırada Sonic, minnettar bir şekilde Eggman'in peşine düşer.Sonic postanawia nie tracić czasu i rusza w pogoń za Eggmanem.
Kalmuk atlıları peşine düşerler.Jeźdźcy rzucili się do pościgu.
Peşaver'de 1 milyon Pakistan'lıya karşılık 1 milyon Afgan göçmen yaşıyor.Od lat w Peszawarze znajduje się duża grupa uchodźców afgańskich.
Michael'ın psikiyatristi Dr. Sam Loomis, Michael'ın niyetini anlayarak peşinden Haddonfield'a gider.Loomis, powiadomiony o ucieczce Michaela, pojawia się w Haddonfield, by go odnaleźć.
Levene peşin para veremez ve herhangi bir ipucu alamadan uzaklaşır.Po zainkasowaniu pieniędzy A znika bez śladu.
Javert, yine peşindedir.Jagger znowu zaczął przegrywać.
Tabi herkes başkanı kaçırdı sanır ve Ben'in peşine takılır.George zatuszował przed Abigail fakt, że David uciekł a sam ruszył za nim w pościg.
Crane ve ekibinin peşine düşer.Podąża za nim Seth oraz jego siostra.
Hamsiye de Tursun'un peşinden İstanbul'a gelir ve abisi Cemal'in yanına yerleşir.Zostaje na nim palaczem i zbliża się do Ignaca.
Önce polis düşer peşine.Tam zaczyna się pościg policji.
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.Wściekły, rusza w pościg za samochodem.
Alay düzen peşrevi, At Peşrevi, Hünkar Peşrevi, Elçi Peşrevi bunlardandı.Ni blinda ledare, som silar mygg men sväljer kameler!".
İnsanları sürüklemişim peşimden.Se vem som förföljer dig!
Bu nüfusun büyük çoğunluğunu Peştunlar oluşturur.Av dem är en överväldigande majoritet inuiter.
Sovyet ajanları da Kristal Kafatası'nın peşinde sıcak takiptedir.Sovjetiska agenter jagar samtidigt kristalldödskallen i ett dunkelt syfte.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Ej att förväxla med Finsta.
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.Båda blev dömda för detta brott.
Kimisi elinde roketatarlarla, kimisi av tüfeği ile peşinize düşüyor.Några har till och med försökt med raketdrift.
Hikâyenin asıl karakteri mimar Ethan Mars oğlunu kurtarmak için Origami Katili'nin peşinden gidiyor.Hans uppgift är att hitta och gripa Origamimördaren och rädda Ethan Mars förlorade son.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Vi kommer att ge en sann bild av samtida händelser”.
Çünkü onların bağımsılığı peşinen geliyordu.För andra betydelser, se Vainode.
Göğüsleri erken büyüdüğü için tüm erkekleri peşine takar.Till dessa hör gynekomasti, att brösten börjar växa på män.
Peşinden onun düşmanlarına haber verdi.Han smög efter fienderna.
Peşaver'de yaşamaktadır.Han bor i Pescara.
Ali'yle mutluluk hayalleri peşindedir.Bart drömmer sedan en glad dröm om själarna.
Chucky tekrar dönmüş ve hala Andy'nin bedeninin peşindedir.Åtta år har gått sedan Chucky för andra gången återuppstod och försökte besitta Andys kropp.
Kalmuk atlıları peşine düşerler.Dom följe efter häst-spåren.
( Eğer kralın hizmetindeyseniz şan peşinde koşmayın. )(Om du skiljer dig, visar du att du inte håller fast vid Guds bud.)