Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.É uma campanha de marketing inovadora.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.E' una campagna di marketing innovativa.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Het is een innovatieve marketingcampagne.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Innowacyjna kampania reklamowa.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Jde o inovativní marketingovou kampaň.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Nó là một chiến dịch tiếp thị mang tính cách mạng.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Sebuah kampanye marketing yang inovatif.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Είναι μια καινοτόμα διαφημιστική εκστρατεία
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Това е нов тип маркетинг кампания.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Це інноваційна маркетингова кампанія.
Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.Это инновационная маркетинговая кампания.
Bu yaratıcı. Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.혁신적이지요. 혁신적인 마케팅 캠페인이에요.
Bu yaratıcı. Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.זה חדשני. זה מסע שיווק חדשני.
Bu yaratıcı. Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.إنه مبتكر. إنها حملة تسويقية مبتكرة.
Bu yaratıcı. Bu yaratıcı bir pazarlama kampanyası.それにそれ以上重要なのが
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Bardzo dobry spec od marketingu ten Fryderyk Wielki, ale nie tak dobry jak Ataturk".
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "" Foarte, foarte bun marketer, Friderick cel Mare, asta. Dar nu se compara cu Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "Fredrik den Store var en bra marknadsförare. Men ingenting mot Ataturk.
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Fridrich II. Veliký byl velmi, velmi dobrý marketér. Ale ne tak dobrý jako Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Heel goede marketeer, Frederik de Grote, maar helemaal niets vergeleken met Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "" Hoàng đế Fredrick, 1 nhà marketing rất giỏi. Nhưng không bằng Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""아, 프리드리히, 그 사람 마케팅도 훌륭하긴 한데 터키의 아타투르크에 비하면 아무 것도 아니지" 이러더라구요.
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Meget, meget god markedsfører, Frederik den Store. Men han slår ikke Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Muito bom vendedor, Frederico o Grande. Mas nada comparado com Atatürk ."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Muy buen mercader, ese Federico El Grande, pero nada comparado con Ataturk".
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Nagyon-nagyon jó marketinges volt Nagy Frigyes. De közel sem jár Atatürkhöz."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Pakar pemasaran yang sangat, sangat hebat, Fredrick Agung. Tapi tidak sehebat Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Sehr, sehr gutes Marketing von Friedrich dem Großen. Aber er kommt noch nicht an Atatürk heran."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Un très, très bon vendeur, ce Frédéric II, mais il n'arrive pas à la cheville d'Atatürk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Veramente un gran pubblicitario, Federico il Grande. Ma non si avvicina neanche a ciò che fece Ataturk."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Πολύ καλός έμπορος, ο Φρειδερίκος ο Μέγας. Αλλά δε πιάνει μια μπροστά στον Ατατούρκ."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""Очень, очень хороший маркетолог, Фредерик Великий. Но он и в подметки не годится Ататурку".
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. ""משווק טוב, טוב מאוד, פרדריק הגדול. אבל לא משתווה לאתא-טורק."
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "" إنه رجل تسويق بارعٌ جداً فريدريك العظيم هذا .. ولكنه لا يعدُ شيئاً أمام آتاتورك "
" Büyük Frederik çok büyük bir pazarlamacı ama Atatürk'ün yanına bile yaklaşamaz. "二コラ・サルコジのように アタチュルクは
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.대기업들은 연간 200억 달러를 몸에도 좋지않은 제품을 아이들에게 광고하는데 씁니다.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.Các công ty lớn chi 20 tỷ đô la một năm tiếp thị các loại thực phẩm không dinh dưỡng cho trẻ em.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.Grote bedrijven geven 20 miljard dollar per jaar uit aan reclame voor niet-voedzaam eten voor kinderen.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.Riesige Firmen, die 20 Milliarden Dollar pro Jahr ausgeben, um Essen ohne Nährwert an Kinder zu vermarkten.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.Velika podjetja potrošijo 20 milijard dolarjev na leto za oglaševanje ne-hranljivih proizvodov našim otrokom.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.Wielkie przedsiębiorstwa wydają 20 mld dolarów rocznie na promocję nieodżywczego jedzenia.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.Большие компаний тратят 20 миллиардов долларов в год продавая непитательную еду детям.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.חברות ענק מוציאות 20 מיליארד דולר בשנה על שיווק מזון בלתי מזין לילדים.
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.شركات كبرى تصرف عشرون بليون دولار سنوياً لتسويق أطعمة غير مغذية للأطفال
Büyük şirketler besin değeri yüksek olmayan gıdaları çocuklara pazarlamak için yılda 20 milyar dolar harcıyor.子供に栄養のない食べ物を宣伝 年間200億ドル 大抵の子が1万もの広告を見ることになります
Büyük şirketler pazarlama birimlerine sahipler.Duże firmy mają dział marketingu - my też go potrzebujemy.
Büyük şirketler pazarlama birimlerine sahipler.대기업이 하는 마케팅을 따라하고
Büyük şirketler pazarlama birimlerine sahipler.las empresas grandes tienen jefes de Mercadeo, entonces, necesito un jefe de Mercadeo;
Büyük şirketler pazarlama birimlerine sahipler.Великі компанії мали деякий маркетинг. Мені необідно мати ринок.
Büyük şirketler pazarlama birimlerine sahipler.والشركات الكبرى لديها أنشطة تسويق، وأنا أحتاج إلى سوق.
Büyük şirketler pazarlama birimlerine sahipler.事業開発部門や外部組織があるので 自分にも必要です
Büyüyünce pazarlama müdürü de olsa, mekanik de olsa, bu fikirler herkes için faydalı.마케팅 매니저가 되든 정비공이나 지역공동체를 조직하는 사람이 되든 이런 생각들은 누구한테나 쓸모가 있습니다.
Büyüyünce pazarlama müdürü de olsa, mekanik de olsa, bu fikirler herkes için faydalı.Станет ли он маркетологом, механиком или главой сообщества, эти идеи полезны всем.
Büyüyünce pazarlama müdürü de olsa, mekanik de olsa, bu fikirler herkes için faydalı.בלי קשר לאם יגדל להיות מנהל שיווק או מכונאי או מארגן קהילתי, הרעיונות האלה שימושיים לכולם.
Büyüyünce pazarlama müdürü de olsa, mekanik de olsa, bu fikirler herkes için faydalı.وبغض النظر ما إن كان سيكبر ويصبح مدير تسويق أو ميكانيكي أو منظم مجتمع، فهذه الأفكار هي مفيدة للجميع.
Büyüyünce pazarlama müdürü de olsa, mekanik de olsa, bu fikirler herkes için faydalı.不管佢將來係唔係 會成為一個市場推廣經理 工程師,或者社區組織者 呢啲概念對於每一個人嚟講都好有用
Büyüyünce pazarlama müdürü de olsa, mekanik de olsa, bu fikirler herkes için faydalı.機械工や コミュニティーの まとめ役になろうとも このようなアイディアは 誰にでも役に立つものです 言語との比較で 考えてみましょう
Çetenin çok ama çok iyi olduğu bir diğer şey pazarlama ve kandırmacaydı.Alt lucru la care banda era foarte, foarte bună era la marketing şi înşelătorie.
Çetenin çok ama çok iyi olduğu bir diğer şey pazarlama ve kandırmacaydı.Autre chose : les gangs étaient très très bons en marketing et manipulation.
Çetenin çok ama çok iyi olduğu bir diğer şey pazarlama ve kandırmacaydı.Daarnaast was de bende heel, heel erg goed in marketing en bedrog.