Pazartesi hiç bir yere gitmiyorum.I'm not going anywhere on Monday.
Önümüzdeki pazartesi Tom'la buluşuyorum.I'm meeting Tom next Monday.
Pazartesileri asla boş olmam.I'm never free on Mondays.
Tom bana gelecek pazartesiye kadar yolda olacağını söyledi.Tom told me he was going to be on the road until next Monday.
Yarın pazartesi olduğu için Ken muhtemelen gelecek.Since tomorrow's Monday, Ken will probably come.
Tom pazara kadar gidişini erteledi.Tom put off his departure till Sunday.
John bir pazarcıdır.John is a stallholder.
Ben pazara gidiyorum, bir şeye ihtiyacın var mı?I'm going to the market; do you need anything?
Pazar için planların neler?What are your plans for Sunday?
Pazar için planlarınız neler?What are your plans for Sunday?
Pazar için ne planların var?What plans do you have for Sunday?
O, pazarlamada görev yapmıyor mu?Doesn't she work in marketing?
O, pazarlamada çalışmıyor mu?Doesn't he work in marketing?
O, pazartesi günü Urumqi'ye gitti ve ertesi gün buraya geri geldi.He went to Urumqi on Monday and came back here the next day.
Pazarları dinlenir misin?Do you rest on Sundays?
Şimdi bana otuz dolar ver ve ben sana pazartesi günü geri ödeyeceğim.Give me thirty dollars now and I'll pay you back Monday.
Tom dün sıkı bir pazarlık yaptı.Tom picked up a good bargain yesterday.
Tom pazar günleri çalışır.Tom works on Sundays.
Tom gelecek pazartesiye kadar ofisin dışında olacak.Tom will be out of the office until next Monday.
Sen pazartesiye kadar sahipsin.You have until Monday.
Geçen pazar sabahından beri yılların geçtiğine dair içimde bir his var.I have the feeling that since last Sunday morning, years have gone by.
Pazar dışında her gün çalışırım.Other than Sundays, I work every day.
Önümüzdeki pazar günü bir hayvanat bahçesine gideceğim.Next Sunday I'll go to a zoo.
Noel pazarı nedir?What is a Christmas market?
O, pazar günleri çalışır.He works Sundays.
Pazardan sonraki gün pazartesidir.The day after Sunday is Monday.
Bugün pazartesi, değil mi?Today's Monday, isn't it?
Pazartesi'den cuma'ya kadar okula gitmek zorundasın.You have to go to school from Monday to Friday.
Tehlike şudur, İbranice pazarda ama İngilizce üniversitelerde konuşulacak.The danger is that Hebrew will be spoken in the bazaar, but English in the universities.
Bana pazar günü için bilet kazandığımı söyle lütfen.Please tell me I won the tickets for Sunday.
Ben pazarda tesadüfen Tursun'u gördüm.I happened to see Tursun at the market.
Pazartesi günü meşgul müsün?Are you busy on Monday?
Pazartesi günü hiç boş vaktin var mı?Do you have any free time on Monday?
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?Would you have some time on Monday to come over and help me move my piano?
Pazartesi günü işten sonra yemeğe gelmek ister misin?Would you like to come over for dinner after work on Monday?
Pazar günleri hiç kimse çalışmaz.No one works on Sundays.
Bugün pazartesi, bu yüzden pazartesi günü her zaman yaptığımı yapacağım.Today is Monday, so I'll do what I always do on Monday.
Erken kalkmak zorundayım, hatta pazar günleri bile.I have to get up early, even on Sundays.
Pazar günü çalışmak zorunda olmayacağımı umuyordum.I was hoping I wouldn't have to work on Sunday.
Çalışmama ihtiyacın varsa pazar günü çalışmaya hazırım.I'm willing to work on Sunday if you need me to.
Pazartesi günü personel toplantımız var.We have staff meetings on Monday.
Her pazartesi bunu yapmalıyız.We should do this every Monday.
Tom her zaman pazar günleri öğleye kadar yatakta kalır.Tom always stays in bed until noon on Sundays.
Tom bana neden pazartesi günleri ofise gelmediğimi sordu.Tom asked me why I never came into the office on Mondays.
Tom her pazartesi odasını temizler.Tom cleans his room every Monday.
Tom pazartesi gecesi çalışmadı.Tom didn't work on Monday night.
Tom pazar günü çalışmaya istekli.Tom is willing to work on Sunday.
Tom pazartesi günü bize yardım edeceğine söz verdi.Tom promised he'd help us on Monday.
Çinli firmalar, dünya pazarını ele geçirmek için bir arayış başlattı.Chinese firms have embarked on a quest to conquer the world market.
Çinli firmalar dünya pazarını ele geçirme arayışına girdi.Chinese firms have embarked on a quest to conquer the world market.
Saat değişimi pazar gecesi olur.The time change occurs during the night on Sunday.
Tom Pazartesi sabahı geri döndü.Tom came back Monday morning.
Tom pazartesinden beri burada değil.Tom hasn't been here since Monday.
Tom pazartesi günü Boston'a gitti.Tom went to Boston on Monday.
Tom genellikle pazartesi günleri oraya gittiğimi biliyor.Tom knows I usually go there on Mondays.
Tom önümüzdeki pazartesi Boston'a uçuyor.Tom is flying to Boston next Monday.
Tom'a pazartesi günü 2.30'a kadar Boston'da olacağımızı söyledim.I told Tom we'd be in Boston by 2:30 on Monday.
Tom her pazartesi trompet dersleri alır.Tom takes trumpet lessons every Monday.
Bu pazar kasabada olmayacağım.I won't be in town this Sunday.
Hiçbir şey televizyonla pazarlamadan daha kötü değildir.Nothing is worse than telemarketing.