paylaşma ile cümle
paylaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İki açı da bu kenarı paylaşıyos, yani paylaşmadıkları kenarlar birbirlerine eşit.Oba uhly ležia na tejto strane - takžie tie, ktoré nezdieľajú sú rovnaké.
İki açı da bu kenarı paylaşıyos, yani paylaşmadıkları kenarlar birbirlerine eşit.Oba úhly sdílejí tuto stranu (přiléhají k této straně). Čili tyto dvě strany, které nesdílejí, jsou stejné.
İki açı da bu kenarı paylaşıyos, yani paylaşmadıkları kenarlar birbirlerine eşit.Это значит, что стороны, которые для них не являются общими, будут равны.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum.Chcę w skrócie podzielić się "Opowieścią o dwóch planetach".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum. Dünya ve Venüs tamamen aynı boyutta.Bumi dan Venus memiliki ukuran yang persis sama.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum. Dünya ve Venüs tamamen aynı boyutta."Chuyện về hai hành tinh" Trái đất và sao Kim. có cùng chính xác độ lớn.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum. Dünya ve Venüs tamamen aynı boyutta.La Terre et Vénus font exactement la même taille.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum. Dünya ve Venüs tamamen aynı boyutta.Η Γη και η Αφροδίτη είναι περίπου στο ίδιο μέγεθος.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."Een verhaal van twee planeten" delen.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum.Ich möchte kurz eine "Geschichte von zwei Planeten" erzählen.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."Kahdesta planeetasta".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."Két bolygóról".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."두 행성 이야기"를 나누고 싶습니다. 지구와 금성은
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum.la "Storia di due pianeti".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."Povest o dveh planetih." Zemlji in Veneri.
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum.Quiero compartir brevemente una "Historia de dos planetas".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."Повесть о двух планетах".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."Повість про дві планети".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum.את הסיפור "בין שתי פלנטות".
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum."قصة كوكبين." الأرض والزهرة
"İki Gezegenin Hikayesini" paylaşmak istiyorum.全く同じ大きさです。地球の直径が
İki kişinin paylaşması için çok küçük.C'est trop petit pour nous deux.
İki kişinin paylaşması için çok küçük.Es demasiado pequeño para compartir.
İki kişinin paylaşması için çok küçük.Quá nhỏ cho hai người.
İki kişinin paylaşması için çok küçük.Здесь слишком мало для двоих.
İki kişinin paylaşması için çok küçük.Прекалено е малко за да си го разделим.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Acestea amândouă proiectează pe presupunerea că oamenilor le place să creeze și că vrem să împărtășim.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos desenham com base na suposição de que as pessoas gostam de criar e que gostamos de partilhar.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos diseñan suponiendo que a la gente le gusta crear y que queremos compartir.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide ontwerpen ze op basis van de veronderstelling dat mensen graag ontwerpen en dat we willen delen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide vertrauen darauf, dass Menschen gerne Dinge erschaffen und dass wir gerne teilen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Cả 2 đều thiết kế vì giả định rằng mọi người thích tạo ra và chúng ta muốn chia sẻ.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Entrambi presumono nel progettare che alle persone piace creare e che vogliamo condividere.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ils partent tous deux du présupposé que les gens aiment créer et que nous voulons partager.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Keduanya dirancang dengan asumsi orang suka berkarya dan suka berbagi
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.둘 다, 사람들은 창조하기 좋아하고 공유하고자 한다는 가정 위에 설계되어 있습니다.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Mindkettő azzal a feltevéssel számol, hogy szeretünk alkotni és meg akarjuk osztani.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba jsou vytvořeny za předpokladu, že lidé rádi tvoří a chtějí sdílet.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba opierają się na założeniu, że ludzie lubią tworzyć i pokazywać swoje dzieła.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Obe z nich vychádzajú z predpokladu, že ľudia radi tvoria a že chceme zdieľať.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Και τα δύο σχεδιάζουν υπό την προϋπόθεση οτι οι άνθρωποι αρέσκονται στο να δημιουργούν και να μοιράζονται.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.И двете разчитат на идеята, че хората обичат да създават и да споделят.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Оба созданы на том основании, что людям нравится творить и нравится делиться сделанным.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Обидва існують завдяки тому, що людям подобається щось створювати та ділитися цим з іншими.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.שניהם מכוונים להנחה שאנשים אוהבים ליצור ושאנו רוצים לחלוק.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.كل من هذه يصمم بفرضية أن الناس يحبون أن يصنعوا وأننا نحب أن نشارك.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.共有したいと思うことを前提にデザインされています これらの間の決定的な違いが何かというと
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Ale ještě než se přesunu dále, tohle stojí za to.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Avant de continuer, voici quelque chose qui vaut la peine d'être partagé.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Bene, prima di proseguire vorrei condividere con voi qualcos'altro.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.De mielőtt tovább mennék, ez valami, amit érdemes megosztani.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Ešte predtým ako budem pokračovať, chcem sa podeliť s niečím, čo za to naozaj stojí.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Før jeg går videre, det her er værd at vil dele
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Înainte să trec mai departe, trebuie să vă arăt ceva.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.제가 더 이상 말하기전에, 이것은 정말 공유할 가치가 있는것입니다.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Nun, bevor ich weitermache, das ist etwas, das es Wert ist, geteilt zu werden.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Pero antes de continuar, esto es algo que hay que compartir.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Trước khi tôi đi xa hơn, có một vài điều đáng được chia sẻ.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Voor ik verder ga, wil ik iets met jullie delen.
İlerlemeden önce, paylaşmaya değer bulduğum bir şey var.Zanim będę kontynuował, chciałem się czymś podzielić.
İlgili Sayfalar