paylaşma ile cümle
paylaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Gostaria de partilhar convosco alguns pormenores da conversa com que nós começamos.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Ich würde gerne mit euch einige Teile dieses Gespräches teilen.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Ik wil graag met jullie enkele delen van het gesprek waarmee wij begonnen, delen.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.저희가 일을 시작하며 나눴던 대화의 일부분을 여러분들과 공유할까 합니다.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Most szeretném megosztani önökkel annak a párbeszédnek egyes részeit, amellyel mi kezdtünk.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Och jag skulle vilja dela med mig av några bitar av konversationen som vi utgick ifrån.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Og jeg vil gerne dele med jer nogle dele af den samtale som vi startede med.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Şi aş dori să împărtăşesc cu voi câteva fragmente din conversaţia cu care noi am pornit.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Và tôi muốn chia sẻ với các bạn đôi chút về cuộc nói chuyện bắt đầu giữa chúng tôi.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Y yo quisiera compartir con ustedes algunos fragmentos de la conversación con la que comenzamos.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Και θα ήθελα να μοιραστώ μαζί σας ένα μικρό κομμάτι από τη συζήτηση με την οποία άρχισε αυτήν η συνεργασία.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.Искам да споделя с вас някои от моментите на нашият разговор.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.И я хочу поделиться с вами, некоторыми кусочками из разговора, с которого мы начали.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.І я хочу поділитись із вами, деякими шматочками розмови, із якої ми почали.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.וברצוני לחלוק אתכם חלקים מהשיחה איתה אנו התחלנו.
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.وأود أن أشارككم بعض أجزاء الحوار الذي بدئنا به
Ben de, birlikteğimizin başlangıcı olan muhabbetimizinden bazı küçük parçaları sizlerle paylaşmak istiyorum.僕達が最初にした話を紹介します 僕は、ワシントン州にある丸太小屋で住んでいました
Ben de Bracey Smith. Pioneer One hikayesini sizlerle paylaşmaktan çok memnunuz.Είμαστε ενθουσιασμένοι που μοιραζουμε την συνέχεια του Pioneer One.
Ben de Bracey Smith. Pioneer One hikayesini sizlerle paylaşmaktan çok memnunuz.А я - Брэйси Смит, и нам не терпится поведать вам о продолжении истории "Пионера Один".
Ben de Bracey Smith. Pioneer One hikayesini sizlerle paylaşmaktan çok memnunuz.ただいまご覧いただいているエピソードを含めて、3つの新しいエピソードを終了しました。
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Aj keď by som sa chcela so všetkým podeliť, nemám nič a preto nemôžem.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Anche se io voglio condividere tutto, io non ho niente, quindi non posso.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Auch wenn ich alles teilen will,kann ich es nicht,da ich nichts habe.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Även om jag vill dela allting, så har jag inget, så jag kan inte.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Chiar daca eu vreau sa imaprt totul, nu am mai nimic, asa ca nu pot.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.난 나누고 싶어도 가진 게 없어서 못 하는데
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Mặc dù, mình muốn chia sẻ mọi thứ, nhưng tớ không có gì nên không thể chia sẻ.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Même si je veux tout partager, je n'ai rien donc je ne peux rien faire.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Meskipun aku ingin membagi semuanya, Aku tidak punya apa-apa, jadi aku tidak bisa melakukannya.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Nawet jeśli (ja) chcę dzielić się wszystkim... to nie mogę... bo nie mam nic
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Ook al wil ik alles delen, ik heb niets, dus kan ik dat niet
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Παρ'όλο που θέλω να μοιραστώ τα πάντα, δεν έχω τίποτα, οπότε δε μπορώ.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Аз пък макар, че искам да споделям всичко, нямам почти нищо - така че, не мога.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Даже если я хочу поделиться всем, то не могу сделать этого, так как ничем не владею.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.אפילו שאני רוצה לחלוק הכל, אין לי מה לחלוק, אז אני לא יכולה
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.على الرغم من أنني اريد مشاركة كل شيء ، ولكني لا املك شيئاً ، لذا لا استطيع
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.これ・・・ここに置いて行くから
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.2つのエピソードをご紹介したいと思います 一つ目は乳がんを患った友人の話です
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Acum am fost influenţat să gândesc aşa de 2 anecdote pe care vreau să vi le împărtăşesc,
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.A véleményem kialakításában segített két adoma, szeretném őket közreadni.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Eu fui influenciado neste pensamento por duas histórias que quero partilhar convosco.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Giờ đây, cách nghĩ của tôi được tác động bởi hai câu chuyện cá nhân tôi muốn chia sẻ với các bạn.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Ich möchte zwei Anekdoten mit Ihnen teilen, die bei mir dieses Denken beeinflusst haben.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Ik ben zo gaan denken door twee anekdotes die ik jullie wil vertellen.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Il mio modo di pensare è stato influenzato da due aneddoti che voglio condividere con voi.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Jag har påverkats i mitt tankesätt av två anekdoter som jag vill dela med er.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Jeg er blevet påvirket til denne tankegang af to anekdoter, som jeg gerne vil dele med jer.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Kini saya telah dipengaruhi akan pemikiran tentang dua anekdot yang ingin saya bagikan.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.전 여러분들과 나누고 싶은 이 두 일화에 많은 영향을 받아왔습니다
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Maintenant, j'ai été influencé dans cette réflexion par deux anecdotes que je veux partager avec vous.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Na takie moje myślenie wpłynęły dwie anegdoty, którymi chciałbym się z wami podzielić.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Ve mém uvažování mě ovlivnily dvě anekdoty, o které se s vámi podělím.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Yo pienso de esta manera por dos anécdotas que quiero contarles.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Έχω καταλήξει σε αυτό το τρόπο σκέψης από δύο περιστατικά που θα ήθελα να μοιραστώ μαζί σας.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Меня склоняют к таким мыслям две истории, которые я вам сейчас расскажу.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Моите разсъждения по въпроса бяха повлияни от две истории, които искам да споделя с вас.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.בחשיבה שלי זו הושפעתי משתי אנקדוטות שברצוני לחלוק איתכם.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.قد قام بالتأثير علي بهذا التفكير حكايتين سأرويها لكم الآن.
Beni gerçekten heyecanlandıran bir hikayeyi paylaşmama ve onunla kapatmama izin verin.A na konec se chci podělit o příběh, který mě nadchnul.
Beni gerçekten heyecanlandıran bir hikayeyi paylaşmama ve onunla kapatmama izin verin.Để tôi kể và khép lại bài thuyết trình bằng một câu chuyện, đã khiến tôi thực sự phấn khởi.
İlgili Sayfalar