Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan i jego szef widzieli to i nie mogli tego znieść.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan och hans chef såg det här, och kunde inte tåla det.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan und sein Boss sahen dies und konnten es nicht akzeptieren.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Ο Νέιθαν και το αφεντικό του το είδαν και δεν μπόρεσαν να το ανεχθούν.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Натан зі своїм шефом побачили це, і не могли з таким змиритися.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Нейтън и шефът му забелязват това и те решават, че не могат да го толерират.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Натан и его босс столкнулись с этим
Nathan ve patronu bunu gördüler.אז הם החליטו להפוך את סן פרנסיסקו
Nathan ve patronu bunu gördüler.وشهد ذالك نيثن رئيسه في العمل
Nathan ve patronu bunu gördüler.耐えられなかったのです
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.네이슨과 그의 상사가 조례를 개정하겠다고 시의회로 갔는데
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan a jeho nadřízený šli na zasedání rady, aby prosadili změnu předpisu.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan dan bosnya meminta dewan kota mengubah peraturan.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan ed il suo capo andarono in consiglio comunale per cambiare l'ordinanza.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan en zijn baas gingen naar de gemeenteraad om de verordening te wijzigen.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan e o seu chefe foram ao município para obter uma alteração à diretiva.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan és főnöke a városi tanács elé járult a rendelet módosításáért.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan et son chef sont allés devant le conseil municipal pour obtenir une modification de l'ordonnance,
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan i jego szef udali się do urzędu miasta z prośbą o zmianę zarządzenia.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan och hans chef gick till stadsfullmäktige för att förändra stadgarna.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan şi şeful lui s-au dus la consiliul local pentru a schimba ordonanţa.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan so šéfom išli za mestskou radou, aby sa urobila zmena predpisu.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan und sein Boss gingen zum Stadtrat, um eine Vorschriftsänderung zu bewirken.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan và sếp tới hội đồng thành phố để xin thay đổi pháp lệnh.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan y su jefe fueron al concejo de la ciudad para tratar de cambiar la ordenanza.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Ο Νέιθαν και το αφεντικό του απευθύνθηκαν στο δημοτικό συμβούλιο για αλλαγή της διάταξης.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Натан с боссом пошли в городской совет, чтобы внести изменения в местное законодательство.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Натан та його шеф пішли до міської ради, щоб змінити регулювання.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Нейтън и шефът му се обърнаха към общинския съвет да промени наредбата.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.טסו לסן פרנסיסקו
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.نيثن ورئيسه ذهبوا الي مجلس المدينة لتغير القرار الرسمي
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.国中のSPCAや人権保護団体が
Neden butun patronlar ayni? Sadece insanlara guvenemezler mi?¿Por qué todos los dueños son iguales... no pueden simplemente confiar en la gente?
Neden butun patronlar ayni? Sadece insanlara guvenemezler mi?Pourquoi tous les propriétaires sont pareils...ne peuvent-ils pas seulement faire confiance aux gens?
Neden butun patronlar ayni? Sadece insanlara guvenemezler mi?仕事をしていたとしても
Neden butun patronlar ayni?Γιατί όλα τα αφεντικά είναι ίδια;
Ne diyorsunuz? Bu konuşmayı Patron Bong yapmalı.Despre ce vorbesti? seful Bong trebuie sa o faca.
Ne diyorsunuz? Bu konuşmayı Patron Bong yapmalı.아이, 봉사장님이 하셔야지 무슨 말씀이십니까?
Ne diyorsunuz? Bu konuşmayı Patron Bong yapmalı.Was redest du da?Boss Bong muss es machen.
Ne diyorsunuz? Bu konuşmayı Patron Bong yapmalı.Τι είναι αυτά που λες; Το Αφεντικό Μπονγκ πρέπει να το κάνει αυτό.
Ne diyorsunuz? Bu konuşmayı Patron Bong yapmalı.مالذي تقوله؟ الرئيس بونغ عليه ان يفعل ذلك
Ne diyorsunuz? Bu konuşmayı Patron Bong yapmalı.えーと、ご存知の方も いらっしゃるかもしれませんが
Ne oldu, patron? Belki de gevşemekten hoşlanıyorsundur.Che č successo, capo?
Ne oldu, patron? Belki de gevşemekten hoşlanıyorsundur.Wat is er gebeurd, baas?
Ne oldu, patron?Čo sa stalo, šéfe? No...
Ne oldu, patron?Co se stalo, šéfe? No...
Ne oldu, patron?Potrzebna jest operacja, i to jak najszybciej. Nie tutaj, niestety. Instytut w Berlinie.
Ne oldu, patron?Какво има, шефе? Кажи ми, какво е твоето хоби? - Амииии...
Ne yapayım, patron öyle emretti.El jefe me ordenó que lo hiciera.
Ne yapayım, patron öyle emretti.Ik had geen keus, de baas droeg het me op.
Ne yapayım, patron öyle emretti.Je n'avais pas le choix, le patron m'a ordonné de le faire.
Ne yapayım, patron öyle emretti.N-am avut de ales, şeful mi-a ordonat să o fac.
Ne yapayım, patron öyle emretti.Não tive escolha, o meu chefe pediu para eu me barbear.
Ne yapayım, patron öyle emretti.Non avevo scelta, il capo mi ha ordinato di farlo.
Ne yapayım, patron öyle emretti.Šef mi je tako ukazal.
Ne yapayım, patron öyle emretti.Δεν είχα επιλογή, το αφεντικό με διέταξε να το κάνω.
Ne yapayım, patron öyle emretti.У меня не было выбора, босс велел.
Ne yapayım, patron öyle emretti.لم يكن لدي خيار آخر ، لقد أمرني الرئيس بذلك
Ne zaman dönüyor senin patronlar Dursun abi?Μυρίζει υπέροχα. Ευχαριστώ για το φαγητό.
Ne zaman dönüyor senin patronlar Dursun abi?Хайде, скъпа. Да не изстине храната.