pasif ile cümle

pasif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Pasifik Cephesi'nde Japonlara karşı çarpışıyoruz.A Csendes-óceánon harcolt a japánok ellen.
Wilde ayrıca bir pasifistti.Ezen kívül meggyőződéses pacifista volt.
İnsan bir bakıma pasif bir robot gibi de düşünülebilir bu sistemde.De vajon egy Turing-léptékű robot egyben érezne is?
En çok doğu Pasifik'te görülmüşlerdir.Leggyakrabban a Csendes-óceánban találhatók.
Los Angeles Asya Pasifik Film Festivali.Ázsiai–csendes-óceáni filmfesztivál 1997.
Her bir sınıf oyuncuya çeşitli saldırı, büyü ve/veya pasif yetenekler verir.Minden osztály különböző támadást, varázslatokat és passzív hatásokat ad a játékosnak.
Bu farklılık kaza mağdurlarının pasifliğini yansıtmamaktadır.Ez a besorolás nem tükrözi szükségszerűen a beteg panaszainak súlyosságát.
Panama Kanalı'nın Pasifik Okyanusu girişinde bulunmaktadır.Az óceán a mesterségesen épített Panama-csatornán keresztül áll kapcsolatban a Csendes-óceánnal.
Batı Konferansı'nın Pasifik Grubu'ndadır.A csapat a Nyugati Konferencia, Csendes óceáni csoportjában található.
Pasifik mücadelesi 1994 Formula 1 sezonunun ikinci mücadelesiydi.A csendes-óceáni nagydíj volt az 1994-es Formula–1 világbajnokság második futama.
ABD'nin Pasifik kıyılarında ve Japonya'da yaşarlar.A Csendes-óceánban a Koreai-félsziget és Japán szigetvilág partjainál fordul elő.
Şehir Rus Donanması'nın Pasifik Filosu'nun ana üssüne ev sahipliği yapmaktadır.Az Orosz Haditengerészet Csendes-óceáni Flottájának fő bázisa található ott.
Pasifik odaklı nehirler Karayip tarafında olanlar daha uzun ve yavaş koşu vardır.A Csendes-óceánba rövid, nagy esésű időszakos folyók ömlenek.
Amerika Köprüsü Pasifik geçitinden Panama Şehri yakınındaki Panama Kanalı'na Panama Balboa'dan geçer.A híd a Panama-csatornát annak déli részén, Panamaváros mellett keresztezi.
Eşya pasif veya aktif özelliklere sahip olabilirler.A tárgyak akár lehetnek passzív és aktív hatásúak.
ARCnet ister pasif ister aktif hub olsun yıldız topolojisinde 93 (ohm) özdirençli RG-62/U kabloyu kullandı.Az eredeti ARCnet hálózat az L1 fizikai rétegben 93 Ω-os RG-62/U koax kábelt használt.
Pasif manyetik kaldırma için göreceli geçirgenliğin 1’den aşağıda olması gerekir (negatif duyarlılığa göre).VIL: Maximális bemeneti feszültségszint az alacsony (LOW) jelhez.
Pasifik Kuzeybatı Kütüphane Birliği.Ő az Észak-Csendes-óceán hercegnője.
Çoğu Hristiyan anarşist pasifisttir, savaşı ve şiddet kullanmayı reddeder.Suurin osa kristillisistä anarkisteista on rauhankannattajia eikä käytä väkivaltaa, edes sotimiseen.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.On turhaa olla passiivinen tällaisten ihmisten kanssa, ja kysymyksen välttäminen on turhaa.
1891 yılında Avusturyalı bir pasifist organizasyon kurmuştur.Hän perusti kotimaahansa pasifistiorganisaation vuonna 1891.
IV. Behram da (388-399) babası kadar pasif olmasa da imparatorluk için önemli bir şey başaramadı.Bahram IV (388–399) oli isäänsä aktiivisempi, mutta ei saavuttanut suuria.
Bu yöntem, aynı boyuttaki pasif matrisden çok daha parlak, daha keskin bir ekran sağlar.Tämä menetelmä tarjoaa paljon kirkkaamman ja tarkemman näytön kuin samankokoinen passiivimatriisirakenne.
Güney Pasifik Forumu - PARTA oldu.South Pacific (vap. suom.
Wilde ayrıca bir pasifistti.Alkio oli myös pasifisti.
Göçmendirler, kışı güney Atlantik ve Pasifik'te geçirler.Ne talvehtivat Atlantin ja Tyynenmeren eteläosissa.
Aktif ve pasif olmak üzere iki tip bağışıklık vardır.Siinä on sekä aktiivisia että passiivisia turvallisuusjärjestelmiä.
Uçak, Pasifik Savaşı sırasında Güneydoğu Asya'daki çatışmalarda kullanılmıştır.Sen taistelut olivat liittoutuneiden viimeiset Kaakkois-Aasiassa tehdyt sotilasoperaatiot Tyynenmeren sodassa.
18. yüzyıldan itibaren Rusya, Pasifik Okyanusu'nda bir deniz gücü olmak istiyordu.Venäjä oli jo 1700-luvulla pyrkinyt merivaltaan Tyynellämerellä.
Bu farklılık kaza mağdurlarının pasifliğini yansıtmamaktadır.Tämän vuoksi hänen työvuorollaan ei huomattu poikkeavuuksia potilaiden kuolleisuudessa.
En çok doğu Pasifik'te görülmüşlerdir.Eniten niitä on Tyynellämerellä.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur.Vaadittavaa tarkkuutta ilmaistaan toleransseilla.
1853 - ABD Deniz Kuvvetleri Pasifik Filosu komutanı Matthew C. Perry, Japonya'nın Uraga kasabasına ulaştı.1853 Yhdysvaltain laivaston kommodori Matthew Perry vierailee kuningaskunnassa.
Palau 1947'de ABD denetiminde Birleşmiş Milletler Pasifik Adaları Vesayet Bölgesi'nin bir parçası oldu.Vuonna 1947 Mikronesia siirtyi Yhdysvaltain hallintaan osana Tyynenmeren saarten huoltohallintoaluetta.
20 Mayıs - Güneş tutulması, Pasifik, Kuzey Amerika ve Asya'dan görüldü.25. toukokuuta – Täydellinen kuunpimennys Itä-Aasiassa, Australiassa, Tyynellämerellä ja Amerikoissa.
Yani, şarap mahzenlerinde uygun koşullar pasif olarak sağlanmaktadır.Viinipullojen pitkäaikainen säilyttäminen vaatii sekin hyvät olosuhteet kellarissa.
Sonraları gemi kaptanı olarak Pasifik'e çeşitli seyahatler yaptı.Hän on ollut myöhemmin usean eri laivan kapteenina Yhdysvalloissa.
Ayrıca B-17'ler daha düşük seviyede de olsa Pasifik savaşlarında kullanıldı.Τα B-17 χρησιμοποιήθηκαν επίσης στο θέατρο επιχειρήσεων του Ειρηνικού, αλλά σε μικρότερο βαθμό.
2008 yılında Pasifik Adaları Forumu başkanı seçildi.Το 2008 εξελέγη πρόεδρος του Φόρουμ των Νησιών του Ειρηνικού (Pacific Islands Forum).
Yörünge modülü ise yörüngede kalmaya devam etti ve 30 Mayıs 2004 tarihinde Pasifik Okyanusu'na düştü.Το διαστημόπλοιο καταστράφηκε στην ατμόσφαιρα, πάνω από τον Ειρηνικό Ωκεανό στις 3 Οκτωβρίου.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Είναι μάταιο να είσαι απαθής με τέτοιους ανθρώπους και είναι μάταιο να αποφεύγεις το πρόβλημα.
İlk tur 2007 Güney Pasifik Oyunları'nda oynandı.Εκπροσώπησε την χώρα του στους Αγώνες του Νοτίου Ειρηνικού το 2007.
İngiltere başbakanı Neville Chamberlain, bu harekete karşı pasif kaldı.Ο Βρετανός πρωθυπουργός Νέβιλ Τσάμπερλεν αρνήθηκε.
Şehir, Pasifik Okyanusu kıyısında yer almaktadır.Η πόλη βρίσκεται κοντά στις ακτές του Ειρηνικού Ωκεανού.
Pasif hâli, "ete dönüştürülmek"tir.Με αυτό τον τρόπο, το ζώο «αναστήθηκε» μεταφορικά.
Adaların stratejik önemi, Pasifik Büyük Çember rotalarını kontrol etmelerini sağlıyordu.Øernes strategiske værdi var, at man fra dem kunne kontrollere Stillehavets storcirkelruter.
Pasifik'te yapılan sayımda doğu tropik sularda 175,000, batı tropik sularda da 85,000 olduğunu göstermiştir.I Stillehavet er der ved en optælling målt 175.000 individer i de østlige tropiske farvande og 85.000 i vest.
Amerika Köprüsü Pasifik geçitinden Panama Şehri yakınındaki Panama Kanalı'na Panama Balboa'dan geçer.Puente de las Américas krydser Panamakanalen ved Stillehavsmundingen i Balboa, nær Panama City.
1806 yılında ise Pasifik Okyanusu'na ulaştılar.Den 12. november 1806 nåede ekspeditionen omsider til Stillehavet.
Palau 1947'de ABD denetiminde Birleşmiş Milletler Pasifik Adaları Vesayet Bölgesi'nin bir parçası oldu.Øerne blev i 1947 en del af det USA-styrede UN Trust Territory of the Pacific Islands.
Pasifik Okyanusu'nda yaşar.Den findes i Stillehavet.
Hem Pasifik'ten, hem de Avrupa' dan.Verdenskrig i Europa og Stillehavet.
Pasifiği geçen ilk telgraf kablosu döşendi.Den første kabelende trækkes gennem bolværket.
Bu muharebeyle beraber Pasifik Cephesi'ndeki Amerikan zaferi kesinleşmiş oldu.Også her er der mosaikkort over de amerikanske sejre i Stillehavet.
Sistemde kullanılan teknoloji pasif RFID(Radyo Frekansı ile Tanımlama) teknolojisidir.Teknologien kan også benytte radiofrekvens identifikation (RFID).
Eyalet yılda dört defa Pasific tayfununa maruz kalır ve bazıları aşırı tahribat yapar.Staten har gennemsnitligt 50 dage om året med tordenvejr, af hvilke nogle kan være temmelig kraftige.
Şehir, Pasifik Okyanusu kıyısında yer almaktadır.Byen ligger på landets Stillehavskyst.
Pasifik'teki diğer Alman bölgelerinde herhangi bir hareket gözlenmemiştir.Japan fik alle de øvrige tyske besiddelser i Stillehavet.
Bunlardan biri pasif iken 4'ü aktif yeteneklerdir.En er omtrent intakt mens fire er sunkne vrag, der er blevet bjærget.
Arthur Griffith tarafından 1905'te kurulan Sinn Féin partisi pasif ayrılıkçılığı benimsemişti.Sinn Féin som politisk bevægelse er grundlagt helt tilbage i 1905 af Arthur Griffith.

İlgili Sayfalar