pas ile cümle
pas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Pasaportundaki fotoğrafa benzemeye başladığında bir tatile gitmelisin.When you're beginning to look like the photo in your passport, you should go on a holiday.
Hiç muzlu pasta yedin mi?Have you ever eaten a banana pie?
Pasaportunu bulursam seni hemen ararım.If I find your passport, I'll call you at once.
Üçünüz arasında pastayı bölüştürün.Divide the cake among you three.
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.You have to share the cake equally.
Yabancı bir ülkeye girmek için bir pasaporta ihtiyacın var.You need a passport to enter a foreign country.
Yurt dışına seyahat edersen, genellikle bir pasaporta ihtiyacın vardırWhen you travel abroad, you usually need a passport.
Yurt dışına seyahat ettiğinizde, genellikle bir pasaporta ihtiyacınız olur.When you travel abroad, you usually need a passport.
Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.If you are going abroad, it's necessary to have a passport.
Eve girerken paspasa takıldım.Entering the house, I tripped over the mat.
Pastaları ve şekerlemeleri alkole tercih ederim ama ben içerim.I prefer cakes or candies to alcohol, but I do drink.
Lütfen pastaya buyrun.Please help yourself to the cake.
Eğer yağmurda bırakırsan, bir bisiklet paslanır.A bicycle will rust if you leave it in the rain.
Uçağımız Pasifik okyanusu üzerinde uçuyordu.Our plane was flying over the Pacific Ocean.
Luciano, maçtaki ezilen kişi, şampiyona mutevazı pasta yedirmeye çabalıyor olacak.Luciano, the underdog in the match, will be trying to make the champ eat humble pie.
Neredeyse Paskalya Bayramı zamanıydı, İsa Kudüs'e gitti.When it was almost time for the Jewish Passover, Jesus went up to Jerusalem.
Lütfen biraz daha pasta buyurun.Please help yourself to some more cake.
Biraz daha pasta alır mısın?Will you have some more cake?
Henüz pasaport için başvuru yaptınız mı?Have you applied for a passport yet?
Mary'nin doğum günü için bir pasta yapacağım.I'm going to make a cake for Mary's birthday.
Ayakkabılarını paspasta sil.Wipe your shoes on the mat.
Ben ilk önce biraz pasta yemek istiyorum.I want to eat some cake first.
Pastırma veya sosis ister misiniz?Would you like bacon or sausage?
Onun siparişi pastırma ve yumurtadır.Bacon and eggs is his order.
Panama Kanalı Atlantiği Pasifikle bağlar.The Panama Canal connects the Atlantic with the Pacific.
Pasaportunuzu görmeme izin verir misiniz?Would you mind letting me see your passport?
Pasaportunuzu görebilir miyim, lütfen?May I see your passport, please?
Pasaportunuzu görebilir miyim?May I see your passport?
Birisi pasaportumu çaldı.Someone stole my passport.
Pasaport almam için en iyi yol nedir?What's the best way for me to get a passport?
Benim pasaportum var.I have my passport.
Bana pasaportunuzu gösterir misiniz, lütfen?Will you show me your passport, please?
Pasaport, lütfen.Passport, please.
Pasaportunuza bakabilir miyim?May I look at your passport?
Bana pasaportunuzu gösterin, lütfen.Show me your passport, please.
Yolculuğunuzda pasaport önemlidir.The passport important on your trip.
Pasaportunuz var mı?Do you have your passport?
Pasaportun yanında mı?Do you have your passport?
Pasaportun sende mi?Do you have your passport?
Bir pasaport, yabancı bir ülkeye giderken, onsuz gidemeyeceğin bir şeydir.A passport is something you cannot do without when you go to a foreign country.
Pasaport numaranızı hatırlıyor musunuz?Do you remember your passport number?
Pasaportta ismi olan kişi kelimelerle tanımlanıldı.The person whose name was on the passport was described with words.
Pasaportta adı olan kişi kelimelerle tanımlandı.The person whose name was on the passport was described with words.
Pasaportumu kaybettim. Yeni bir tane almak zorunda kalacağım.I lost my passport. I'll have to get a new one.
Pasaportuna ve üç adet fotoğrafa ihtiyacım var.I need your passport and three pictures.
Pasaportumu bulamadığımda çok sinirlendim.I became very nervous when I couldn't locate my passport.
Bir pasaport olmadan, bir ülkeyi terk etmek söz konusu değildir.Without a passport, leaving a country is out of the question.
Pastör bakteri ile deney yaptı.Pasteur experimented with bacteria.
Pasta, Fernando'nun ilidir.Pasta is Fernando's province.
Biraz daha pasta ister misin?Will you have some more pie?
"Bir dilim daha pasta alır mısın?" "Evet, lütfen.""Will you have another slice of pie?" "Yes, please."
Lütfen doğum günü pastasına birkaç mum koy.Please put some candles on the birthday cake.
Doğum günü pastası üzerindeki tüm mumları bir kerede üfle.Blow out all the candles on the birthday cake at once.
Pastayı bir bıçakla kes.Cut the cake with a knife.
Tom küçük porsiyon bir pasta aldı.Tom got a small portion of pie.
Bana pasaportunu ver, Tom. Onu kasamda saklayacağım.Give me your passport, Tom. I'll keep it in my safe.
Pastaya buyurun lütfen.Please help yourself to some cake.
Nasıl o kadar pasif olabilirsin? Neden misilleme yapmıyorsun?How can you be so passive? Why don't you retaliate?
Televizyon izlemek pasif bir faaliyettir.Watching TV is a passive activity.
TV aklınızı pasif durumda tutması bakımından zararlıdır.TV is harmful in that it keeps your mind in a passive state.