Max Julia'ya onun veda partisine neden gelemediğini açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to her farewell party.
Max neden veda partisine gelemediğini Julia'ya açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to his farewell party.
O, onu partisine davet etti.She invited him to her party.
Onun partisi için ona bir pasta yaptı.She made him a cake for his party.
Bay Jones için bir veda partisi yapıldı.A farewell party was held for Mr. Jones.
Bay Jones için bir veda partisi düzenlendi.A goodbye party was held for Mr. Jones.
Biz onun için bir veda partisi düzenledik.We organized a farewell party for her.
Ben senin doğum günü partisine gelemedim.I could not come to your birthday party.
İktidar partisi yaklaşan seçimi kazanacak gibi görünüyor.It looks like the party in power will win the upcoming election.
Bir şey çıktığı için Tom partisini iptal etti.Tom cancelled his party because something came up.
Tom Mary hastaneden çıkıncaya kadar partisini erteledi.Tom postponed his party until Mary got out of the hospital.
Tom gelecek cumartesi Mary için sürpriz bir doğum günü partisi düzenliyor.Tom is throwing a surprise birthday party for Mary next Saturday.
Tom Mary için bir doğum günü partisi planlıyor.Tom is planning a birthday party for Mary.
Tom, o beni orada istemese bile beni Mary'nin partisine davet etti.Tom invited me to Mary's party even though she didn't want me there.
Tom Mary'yi partisine davet etti.Tom invited Mary to his party.
Tom, Mary'nin doğum günü partisine gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come to his birthday party.
Tom Mary'nin partisine daveti reddetti.Tom declined the invitation to Mary's party.
Tom Mary'ye onun partisine kaç kişini geldiğini sordu.Tom asked Mary how many people had come to her party.
Tom ve Mary önümüzdeki cuma akşamı bir hoş geldin partisi verecek.Tom and Mary are having a house-warming party this coming Friday evening.
Tom Mary'nin partisine katılma davetini kabul etti.Tom accepted the invitation to attend Mary's party.
Mary Tom'un partisi için üç düzine kurabiye pişirdi.Mary baked three dozen cookies for Tom's party.
Tom Mary'yi John'un partisine gitmesi için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to go to John's party.
Ben onun kokteyl partisine gitmeyi planlıyorum.I plan to go to her cocktail party.
Tom'un Mary'nin doğum günü partisine gelmemesi olası görünmüyordu.It seemed unlikely that Tom wouldn't come to Mary's birthday party.
Tom Mary'nin onun partisine gelmek istediğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary wanted to come to his party.
Tom Mary'nin onun partisine gelmesini istedi.Tom wanted Mary to come to his party.
Tom Mary için bir veda partisi yapmamızı önerdi.Tom suggested that we have a farewell party for Mary.
Tom Mary için bir veda partisi vermemizi önerdi.Tom suggested that we have a farewell party for Mary.
Tom Mary'ye sadece onun partisine katılamayacağını bildirmek istedi.Tom just wanted to let Mary know that he wouldn't be able to attend her party.
Tom Mary'nin sürpriz bir doğum günü partisi planladığından şüphelenmeye başladı.Tom began to suspect that Mary was planning a surprise birthday party.
Kartlarını doğru oynarsan, Tom seni partisine davet edebilir.Play your cards right and Tom might invite you to his party.
Tom istememesine rağmen, Mary'yi partisine davet etmeyecek kadar çok kibardı.Even though Tom didn't want to, he was too polite not to invite Mary to his party.
Doğum günü partisine gelemedim.I couldn't come to the birthday party.
Tom için bir doğum günü partisi vermeyi planlıyoruz.We plan to have a birthday party for Tom.
Komünist partisi olmadan Yeni Çin olmayacaktı.There would be no New China without the communist party.
Dün Bay Jones için bir veda partisi düzenlendi.Yesterday, a farewell party was held for Mr. Jones.
Bay Smith için bir veda partisi düzenlendi.A farewell party was held for Mr. Smith.
Emekli olan bir yönetici için bir veda partisi düzenlendi.A farewell party was held for the executive who was retiring.
Onun partisi gerçekten eğlenceliydi.Her party was really fun.
Onun partisi gerçekten oldukça eğlenceliydi.Her party was really quite fun.
Onun doğum günü partisine gidemedim.I wasn't able to go to his birthday party.
Onun doğum günü partisine gitmem mümkün olmadı.I was unable to go to his birthday party.
Daniel bir palyaço gibi giyinmiş olarak doğum günü partisine geldi.Daniel came to his birthday party dressed as a clown.
Tom ve Mary Yılbaşı partisinde tanıştı.Tom and Mary met at a New Year's party.
Yağmur yağarsa bahçe partisi düzenlenmez.If it happens to rain, the garden party won't be held.
Bir ihtimal yağmur yağarsa bahçe partisi olmayacak.If by some chance it rains, the garden party won't take place.
Gelecek pazar barbekü partisi vermeye ne dersin?How about having a barbecue party next Sunday?
Çoğu akşam yemeği partisi akşam on birde sona erer.Most dinner parties end about eleven o'clock.
Onun doğum günü partisine davet edildin mi?Were you invited to her birthday party?
Doğum günü partisine bir davetiye aldım.I received an invitation to the birthday party.
Ev arkadaşımın doğum günü partisi yarın olduğu için heyecanlıyım.I'm excited for my housemate's birthday party tomorrow.
Onunla bir akşam yemeği partisinde tanıştım.I met her at a dinner party.
Cadılar bayramı partisinde ne tür kostüm giymeyi planlıyorsun.What kind of costume are you planning on wearing to the Halloween party?
"Tom'un partisine gidecek misin?" "Hâla^emin değilim.""Are you going to Tom's party?" "I'm still not sure."
Tom, Mary'nin partisine gidip gitmediğini söylemedi.Tom didn't say whether he went to Mary's party or not.
Tom Mary'nin partisine gidip gitmeyeceğini söylemedi.Tom didn't say whether he would go to Mary's party or not.
Tom onun partisine gelmeyi planlayıp planlamadığını bilmek istiyor.Tom wants to know whether you plan to come to his party or not.
Tom'un arkadaşlarından üçü Mary'nin partisine gitti.Three of Tom's friends went to Mary's party.
Tom'un dün gece bir partisi vardı sanıyordum.I thought Tom had a party last night.
Tom'un partisine gideceğine inanamıyorum.I can't believe you're going to Tom's party.