Tom'un neden Mary'nin partisinde olmadığını merak ediyorum.I wonder why Tom wasn't at Mary's party.
Tom'u Mary'nin partisinde görmedim.I didn't see Tom at Mary's party.
Dün geceki parti nasıldı?How was last night's party?
Tom Mary'yi kendisiyle partiye gitmesi için ikna etti.Tom persuaded Mary to go to the party with him.
Mary en iyi arkadaşımı bir partiye davet etti ama beni etmedi.Mary invited my best friend to a party, but not me.
Bunlar Stalin'in Sovyet partizanlarına olan sözleriydi.These were Stalin's words to the Soviet partisans.
Tom Mary'yi doğum günü partisine davet etti.Tom invited Mary to his birthday party.
Tom Mary'yi partisinde istemediğine açıklık getirdi.Tom made it clear that he didn't want Mary at his party.
Tom Mary ve kız kardeşini partisine davet etti.Tom invited Mary and her sister to his party.
Tom partisine gelmesi için Mary'yi ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to come to his party.
Tom onun ve Mary'nin partimize gelemeyeceğini söyledi.Tom said that he and Mary can't come to our party.
Tom partiye gitmedi.Tom didn't go to the party.
Tom partiye ne getireceğini zaten Mary'ye söyledi.Tom has already told Mary what to bring to the party.
Tom'un bu gece Mary'nin partisinde olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will be at Mary's party tonight.
Partinin nerede olduğunu sana söylemeyi unuttum.I forgot to tell you where the party is.
Eve geri gitmek istemiyorum. Bir partiye katılmak istiyorum.I don't want to go back home. I want to party.
Tom partiye sızdı.Tom snuck into the party.
Partinde kaç kişi vardı?How many people were at your party?
Bu gece bir parti var.There's a party tonight.
Bizi partine davet ettiğin için tekrar teşekkürler.Thanks again for inviting us to your party.
Tom'un partiden hoşlanmayacağını biliyordum.I knew that Tom wouldn't enjoy the party.
Tom'un partide eğlenmeyeceğini biliyordum.I knew that Tom wouldn't have any fun at the party.
Tom Mary'nin partisine gitmek istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to go to Mary's party.
Tom partiyi iyi bir ağ kurma fırsatı olarak gördü.Tom saw the party as a good networking opportunity.
Dün gece partine gelemediğim için üzgünüm.I'm sorry I couldn't make it to your party last night.
Tüm partiler için kabul edilebilir bir anlaşmaya sonunda ulaşıldı.An agreement acceptable to all parties was finally reached.
Mary bir akşam yemeği partisinde tanıştığı bir adamla çıkmaya başladı.Mary started to date a man she met at a dinner party.
Mary, Tom'un partiye gelmesini istemedi.Mary did not want Tom to come to the party.
Ana, partimize gelmeyecek.Ana will not come to our party.
Sen şimdiden bir haftalık bir nişanlanma partisine davetlisin.You are invited to a betrothal party a week from now.
Parti ne zaman başlayacak bilmiyorum.I don't know when the party will begin.
Yarın bir ofis partisi veriyoruz.We're having an office party tomorrow.
Tom, partisini iptal etti.Tom has canceled his party.
Ofisimiz Noel partisi yarın.Our office Christmas party is tomorrow.
Parti gerçekten harikaydı.The party was really great.
Parti oldukça tenhaydı.The party was pretty wild.
Parti korkunçtu.The party was awful.
Parti eğlenceliydi.The party was fun.
Tom senin onun partisine katılabileceğini umuyor.Tom hopes you're able to attend his party.
İnşallah herkes partiden sonra temizlik yapmama yardım etmek için kalacak.Hopefully, everyone will stay and help me clean up after the party.
Partiden sonra temizliğe yardımcı olmak için gönüllü olmak ister misiniz?Would you like to volunteer to help clean up after the party?
Partiden sonra temizliğe yardımcı olmak için birkaç gönüllüye ihtiyacımız var.We need a few volunteers to help clean up after the party.
Tom partisine Mary'nin gelmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to come to his party.
Tom partimize gelmeyeceğini söyledi.Tom said he won't come to our party.
Bu parti biraz sıkıcı, öyle değil mi?This party is kind of boring, don't you think?
Tom parti için ne giydi?What did Tom wear to the party?
Tom'dan başka herkes partiden hoşlanıyor gibi görünüyor.Everyone but Tom seems to be enjoying the party.
Parti için hazırlan.Get ready to party.
Tom orada olacaksa, bu geceki partiye gitmeyeceğim.I won't go to tonight's party if Tom is going to be there.
Muhtemelen Tom'un partisine gitmemiz gerekiyordu.We probably should've gone to Tom's party.
İnşallah herkes partime gelebilir.Hopefully, everyone can make it to my party.
Partideki herkes benden çok daha gençti.Everybody else at the party was much younger than me.
Ben partide Tom'a rastladım.I met Tom at the party.
Tom davet edilmemesine rağmen Mary'nin partisinde ortaya çıktı.Tom turned up at Mary's party even though he wasn't invited.
Tom, Mary'yi bir partiye davet etti.Tom invited Mary to a party.
Tom partiyi bu kadar erken terk etmemeliydi.Tom shouldn't have left the party so early.
Tom partide olacak ama Mary olmayacak.Tom will be at the party, but Mary won't.
O, arkadaşlarla parti yapmayı ve içki içmeyi seviyordu.She liked partying with friends and drinking.
O, başka bir parti için herkesi birlikte çağırdı.She called everybody together for another party.
O, parti ile hiç ilgilenmiyordu.She wasn't at all interested in the party.