Tom sessizce parmak uçlarına basarak koridoru geçti.Tom tiptoed quietly across the hall.
Senin parmak izin alınmak zorunda.You have to be fingerprinted.
Parmaklarım çaprazlanmış.My fingers are crossed.
Polis herhangi bir parmak izi buldu mu?Did the police find any fingerprints?
Ayak parmaklarım uyuşmuş.My toes are numb.
Biz ayak parmaklarının üzerinde yürüdük.We walked on tiptoes.
Tom sabırsızca parmaklarını vurdu.Tom tapped his fingers impatiently.
Tom pantolonunu sıvadı ve ayak parmaklarını suya daldırdı.Tom rolled up his pants and dipped his toes in the water.
Tom'un parmakları yağlı.Tom's fingers are greasy.
Polis Tom'un parmak izlerinin cinayet silahı üzerinde bulunduğunu söyledi.The police say that Tom's fingerprints were found on the murder weapon.
Tom doğru bir noktaya parmak bastı.Tom does have a point.
Eğer tırnaklarınızı yerseniz, er ya da geç parmaklarınızı kanatacaksınız.If you bite your fingernails, sooner or later you will make your fingers bleed.
Öyleyse parmakarını çeviriyor musun döndürüyor musun?So are you translating or twiddling your fingers?
Ekmeği diyagonal dilimler halinde bir parmak genişliğinde kes.Cut the bread into diagonal slices the width of a finger.
Bazen parmaklarını kırmak istiyorum.Sometimes I want to break your fingers.
Bir Yunan ile tokalaştığın zaman, parmaklarını say.When you shake hands with a Greek, count your fingers.
Güzel bir noktaya parmak bastın.You raise a good point.
Tek yumurta ikizlerinin farklı parmak izleri var.Identical twins have different fingerprints.
Ayak parmaklarım üşüyor. Sanırım çoraplarımı giyeceğim.My toes are cold. I guess I will put on my socks.
Bu piyanistin çok esnek parmakları var.This pianist has very flexible fingers.
Onun parmakları klavyenin üzerinde dans etti.Her fingers danced over the keyboard.
Bu sabah parmaklarımı ocakta yaktım.I burnt my fingers on the hob this morning.
Parmaklarıyla havada görünmez semboller çizdi.He drew invisible symbols in the air with his fingers.
Sen tamamen hareketsiz olmalısın ve parmak uçlarında yürümelisin. Bebek uyuyor.You must be completely still and walk on your tip-toes. The baby is asleep.
Mary saçını parmaklarının etrafında burdu.Mary twirled her hair around her fingers.
Mary ayakkabısını ayak parmaklarının ucunda sarkıttı.Mary dangled her shoe off the tip of her toes.
Ayak parmaklarına dokunabilir misin?Can you touch your toes?
Tom öne doğru eğildi ve ayak parmaklarına dokundu.Tom leaned forward and touched his toes.
Tom ayak parmaklarına dokunmak için çabaladı.Tom struggled to touch his toes.
Tom ayak parmaklarına dokunamaz.Tom can't touch his toes.
Bak, ne inanılmaz bir tesadüf! Tom benimle aynı parmak izlerine sahip.Look, what an incredible coincidence! Tom has the same fingerprints as me.
Bak, ne inanılmaz bir tesadüf, Tom'un benimle aynı parmak izi var!Look, what an amazing coincidence! Tom has the same fingerprints as me.
Tom parmaklıklar arkasında tutulmalıdır.Tom should be kept behind bars.
Tom parmaklıklar arkasında üç yıl geçirdi.Tom spent three years behind bars.
Tek parmaklı eldivenler eldivenlerden daha sıcaktır.Mittens are warmer than gloves.
Tek parmaklı eldivenleri eldivenlere tercih ederim.I prefer mittens to gloves.
Bu eldivenler parmaklarımı sıcak tutuyor.These mittens keep my fingers warm.
Glitten eldivenler tek parmaklı parmaksız eldivenlerdir.Glittens are fingerless gloves with a mitten.
Tom parmaklarından birini kesmiş.Tom has cut off one of his fingers.
Tom'un ayak parmaklarına basmak istemiyorum.I don't want to step on Tom's toes.
Tom'un parmaklılar ardındaki zamanı bitti.Tom's time behind bars is over.
Hiç parmak izi yoktu.There were no fingerprints.
Tom hâlâ parmaklıklar arkasındaydı.Tom was still behind bars.
Ayak parmaklarında kal.Stay on your toes.
Onun parmaklarını öptü.He kissed her fingers.
Bebeğin parmaklarına dikkat et.Watch the baby's fingers.
Polis parmak izi için minibüsü tozladı.The police dusted the van for fingerprints.
Tom kapıyı hafifçe kapadı ve parmak uçlarına basarak Mary'ye doğru yürüdü.Tom softly closed the door and tiptoed over to Mary.
Polis, Fadıl'ın parmak izlerini Dania'nın cesedinde buldu.Police found Fadil's fingerprints on Dania's body.
Polis, Mary'nin evinde Tom'un parmak izlerini buldu.The police found Tom's fingerprints in Mary's house.
Polis Mary'nin evinde Tom'un parmak izlerini buldu.The police found Tom's fingerprints in Mary's house.
Tom'un yaralı ayak parmakları kesildi.Tom's injured toes were amputated.
Tom parmak uçlarına basarak yürüdü ve bebeği uyandırmadı.Tom tiptoed across the room so he wouldn't wake up the baby.
Tom sessizce kapı kolunu çevirdi ve parmak uçlarına basarak odaya gitti.Tom quietly turned the doorknob and tiptoed into the room.
Tom sessizce kapıyı açtı ve parmak uçlarına basarak odaya gitti.Tom quietly opened the door and tiptoed into the room.
Polis, Tom'un parmak izlerini kapı kolunun üzerinde buldu.The police found Tom's fingerprints on the doorknob.
Polis, Leyla'nın parmak izlerini kapı tokmağının üzerinde buldu.The police found Layla's fingerprints on the doorknob.
Polis, Sami'nin parmak izlerini kapı tokmağının üzerinde buldu.The police found Sami's fingerprints on the doorknob.
Eldiven takmama rağmen parmaklarım üşüyordu.Even though I was wearing gloves, my fingers were cold.
Parmaklarım şu anda iyi.My fingers are fine now.