Ana içeriğe geç
Sözlük

parmak ile cümle

parmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tombul parmaklarım var, bu nedenle küçük bir klavye kullanamam.I have chubby fingers, so I can't use a small keyboard.
Ayak parmaklarıma kolayca dokunabilirim.I can easily touch my toes.
Bıçaktaki parmak izleri onun suçunu ortaya çıkardı.The fingerprints on the knife attest to her guilt.
Mahkûm iki aydır parmaklıklar arkasındaydı.The prisoner was behind bars for two months.
Kız parmakları ile yeteneklidir.The girl is skillful with her fingers.
Parmaklarıyla ona kadar sayabilir.He can count up to ten with his fingers.
Kate parmak ucunda yürümeyi deniyor.Kate tries to walk on tiptoe.
O adam güvercin-parmaklı yürüyor.That guy is walking pigeon-toed.
Kalabalık kontrolden çıktı ve parmaklıkları kırıp geçti.The crowd got out of control and broke through the fence.
Polis seni yirmi yıl boyunca parmaklıkların arkasına koyacak.The police will put you behind bars for twenty years.
Polis silahtaki parmak izlerini kapıdakilerle karşılaştırdı.The police compared the fingerprints on the gun with those on the door.
Onun gözünün takıldığı ilk şey camdaki bir parmak iziydi.The first thing that caught his eye was a fingerprint on the glass.
Parmakları kullanmak terbiyesizlik mi?Is using fingers uncivilized?
Ben korkunç sesleri engellemek için parmaklarımı kulaklarıma koydum.I put my fingers in my ears to block out the terrible sounds.
Parmaklarımı hissetmiyordum.I had no feeling in my fingers.
Bebek uyanmasın diye parmak ucumda yürüdüm.I walked on tiptoes so as not to wake the baby.
Sıcak bit ütüde parmaklarımı yaktım.I burned my fingers on a hot iron.
Parmaklarım soğuktan o kadar uyuşmuştu ki piyano çalamıyorum.My fingers are so numb with cold that I can't play the piano.
Parmaklarına dikkat et!Watch your fingers!
Bir küçük kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.A little girl caught her fingers in the door.
Baş parmak tırnağımı kırdım.I had my thumbnail torn off.
İnsanları parmakla göstermek kabalıktır.It is bad manners to point at people.
İnsanlar tarihin başlangıcından beri kendi parmaklarıyla yemek yedi.People have eaten with their fingers from the beginning of history.
Bebeğin güzel küçük parmakları var.The baby has pretty little fingers.
Ayak parmaklarımda hiç his yok.There is no feeling in my toes at all.
O, kimse onu duymasın diye parmak uçlarına basarak yürüdü.He walked on tiptoe so that nobody would hear him.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Parmakları klavyenin üzerinde hızla hareket etti.His fingers ran swiftly over the keys.
Isıtmak için parmaklarına üfledi.He blew on his fingers to make them warm.
O, parmak uçlarına üfledi.He blew on his fingertips.
O, parmak uçlarına basarak odaya yürüdü.He tiptoed into the room.
O parmaklarıyla masada tempo tuttu.She drummed her fingers on the table.
O güvercin parmaklı.She is pigeon-toed.
Odada bırakılan parmak izleri katilin suçlu olduğunu kanıtladı.Fingerprints left in the room proved the murderer's guilt.
Dansçı ayak parmaklarının üzerinde döndü.The dancer spun on his toes.
René'in parmakları kapıda sıkıştı.René's fingers are caught in the door.
Onlar genellikle kırmızı ışıklarda parmaklarını şakırdatırlar.They usually drum their fingers at red lights.
Tom'un parmak izi onun orada olduğuna dair delildi.Tom's fingerprint was evidence that he was there.
Röntgen filminde iki kırık parmak görünüyordu.The x-ray showed two broken fingers.
Parmak ucumu yaktım.I burnt my fingertip.
Sen bir basketbol topunu senin parmak ucunda döndürebilir misin?Can you spin a basketball on your fingertip?
En uzun parmak orta parmaktır.The middle finger is the longest.
Bir çift tek parmak eldivenim var.I have a pair of mittens.
İnsanları parmakla göstermek toplumsal açıdan kabul edilebilir bir şey değildir.It is not socially acceptable to point at people.
Parmaklığın üstünde iki çocuk oturuyor.Two children are sitting on top of the fence.
Silahta kalan parmak izleri şüphelininki ile uyuşuyor.The fingerprints left on the weapon match the suspect's.
Bıçakta parmak izleri yoktu.There were no fingerprints on the knife.
Montaj hattı üzerinde çalışırken, Tom'un parmakları mahvoldu.Tom's fingers got smashed while working on the assembly line.
Tom sessizce kapıyı kapattı ve parmak uçlarına basarak odaya girdi.Tom closed the door quietly and tiptoed into the room.
Tom sıcak bir kızartma tavasında parmaklarını yaktı.Tom burned his fingers on a hot frying pan.
Tom tavuğu parmaklarıyla yedi.Tom ate the chicken with his fingers.
Tom'un kapı tokmağından parmak izlerini sildiğini gördüm.I saw Tom wiping his fingerprints off the doorknob.
Tom cinayet silahında parmak izlerini bırakmaktan kaçınmak için eldivenler giydi.Tom wore gloves to avoid leaving his fingerprints on the murder weapon.
Tom parmaklıklar ardında birkaç yıl geçirdi.Tom spent a few years behind bars.
Tom'un niyeti Mary'nin parmaklarına basmak değildi.Tom didn't mean to step on Mary's toes.
Polislerin kapı tokmağında buldukları tek parmak izleri Tom'unkilerdi.The only fingerprints that the police found on the doorknob were Tom's.
Bir kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.A girl caught her fingers in the door.
Parmaklarım o kadar üşümüş ki onlar uyuşmuş.My fingers are so cold they have gone numb.
Parmaklarımı şakırdattığımda uyanacaksın.When I snap my fingers, you'll wake up.
Elim soğuktan o kadar uyuşmuş ki parmaklarımı hareket ettiremiyorum.My hand is so numb with cold that I can't move my fingers.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod