Mary'nin tırnakları parlak kırmızıya boyanmış.Mary's nails were painted a bright red.
Mary genellikle parlak kırmızı ruj kullanır.Mary usually wears bright red lipstick.
Tom önünde parlak bir geleceğe sahip.Tom has a bright future ahead of him.
Bu yeni ekran çok daha parlak.This new screen is much brighter.
Caddeler parlak bir biçimde aydınlatılmış.The streets are brightly lit.
Senin parlak gözlerin güneş gibi.Your brilliant eyes are like the sun.
Onun mavi gözleri açık ve parlaktı.His blue eyes were clear and bright.
Mary'nin pürüzsüz, parlak saçları vardır.Mary has smooth, shiny hair.
Tom sınıftaki en parlak öğrenci.Tom is the brightest student in the class.
Tom çok parlak değil, değil mi?Tom isn't very bright, is he?
O parlak bir ekonomist.She's a brilliant economist.
Mary parlak bir sanatçı.Mary is a brilliant artist.
O parlak bir sanatçı.He's a brilliant artist.
Bu kapının ardında seni hangi parlak umutlar bekliyor? Hiç!What wonderful prospect is waiting for you on the other side of the door? None!
Tom parlak bir çocuk. Çok çabuk anlıyor.Tom's a bright boy. He catches on very quickly.
Bu parlak bir plan.That's a brilliant plan.
Parlak kelebekler oradan oraya uçtu.Brilliant butterflies flew hither and thither.
Tom'un parlak bir fikri vardı.Tom had a bright idea.
Sen parlak bir iş yaptın.You've done a brilliant job.
Tom dünyanın en parlak adamı değildir.Tom isn't the brightest guy in the world.
Tom'un parlak bir zihni var.Tom has a brilliant mind.
Parlak tarafa bak.Look on the bright side.
Senin parlak zekalı olduğunu düşünmüştüm.I thought you were brilliant.
Onun önünde böyle parlak bir geleceği vardı.He had such a bright future ahead of him.
Ne parlak bir fikir!What a brilliant idea!
Bu gerçekten parlak.This is really brilliant.
Mary parlak bir genç avukattır.Mary is a brilliant young lawyer.
Dan'in parlak bir geleceği vardı.Dan had a bright future.
Dan parlak bir geleceğe sahipti.Dan had a bright future.
Albert Einstein Yirminci yüzyılın en parlak zihinlerinden biri olarak kabul edilir.Albert Einstein is considered one of the most brilliant minds of the twentieth century.
Bunun öylesine parlak bir fikir olduğundan emin misin?Are you sure this is such a bright idea?
O parlak bir fikirdi.That was a brilliant idea.
Tom'un geleceği parlaktır.Tom's future is bright.
Tom'un planı parlak bir şekilde çalıştı.Tom's plan worked brilliantly.
Onun için parlak bir oğlan buldum.I found a brilliant boy for him.
Her zaman parlak bir kravat takıyorsun.You always wear a loud necktie.
Parlak bir gelecek sizi bekliyor.You've got a bright future ahead of you.
Parlak bir gelecek seni bekliyor.You've got a bright future ahead of you.
Güneş bugün parlak.The sun is bright today.
Tom parlak zekâlı genç bir bilim adamıdır.Tom is a brilliant young scientist.
Bu doğru olmasa bile, parlak bir yalan.Even if it's not true, it's a brilliant fabrication.
Doğru olmasa bile parlak bir icat.Even if it's not true, it's a brilliant invention.
Bu sabah canlı ve parlaksın.You are bright and glowy this morning.
Tom son derece parlak.Tom is extremely bright.
Mary parlak bir bilimcidir.Mary is a brilliant scientist.
Tom parlak zırhlı bir şövalye gibi beni kurtarmaya geldi.Tom came to my rescue, like a knight in shining armor.
Gelecek gerçekten parlak görünüyor.The future looks really bright.
Tom parlak bir bilim adamıdır.Tom is a brilliant scientist.
Biz en iyi ve en parlak idik.We were the best and the brightest.
Ona parlak bir gelecek öngörüldü.A bright future was predicted for him.
Tom hiç çok parlak değil.Tom isn't very bright at all.
Dışarıdaki parlak, güzel bir gün.It's a bright, beautiful day outside.
Tom'un parlak bir geleceği var.Tom has a brilliant future.
Bence parlak bir geleceğimiz var.I think we have a bright future.
Parlak kırmızı, Çin kültürünün göstergelerinden biridir.Vermilion is one the signifiers of Chinese culture.
Dükkanlar, parlak oyuncakları ve yeşil dallarıyla neşeli görünüyor.The shops look merry with their bright toys and their green branches.
Mary parlak kırmızıya döndü.Mary turned bright red.
Tom parlak bir ekonomisttir.Tom is a brilliant economist.
Görünüm parlak kalıyor.The outlook remains bright.
Bu gece yıldızlar parlak.The stars are bright tonight.