Ama son zamanlarda... ...kirli paraya bulaşmak üzereydim...لكن حالياً كدت أن أتورط بـ نقود مختلسة
Amerika'nın kendisinin de paraya ihtiyacı varken아프리카를 도와주는 것은, 미국이 금전적인 것을 진정으로 원할 때
Amerika'nın kendisinin de paraya ihtiyacı varkenשעזרה לאפריקה נותנת ערך נהדר עבור הכסף
Amerika'nın kendisinin de paraya ihtiyacı varkenهو أن المساعدات لافريقيا ، كان مجرد قيمة كبيرة للمال
Amerika'nın kendisinin de paraya ihtiyacı varkenアメリカが真にそれを必要とするとき
Ancak ülkemizde kullanılan para bu ve biz tüm insanların bu paraya güven duymasını istiyoruz.Co to nyní znamená?
Aradım ve buldum. Ama bana söz verdiği paraya sahip bile değilmiş.Ik was op zoek naar hem, En ik heb hem gevonden ook, maar hij had niet het beloofde geld.
Aradım ve buldum. Ama bana söz verdiği paraya sahip bile değilmiş.Já jsem ho hledal... našel jsem ho, ale on neměl peníze, které mi slíbil.
Aradım ve buldum. Ama bana söz verdiği paraya sahip bile değilmiş.Ja som ho hľadal... našiel som ho, ale on nemal peniaze, ktoré mi sľúbil.
Aradım ve buldum. Ama bana söz verdiği paraya sahip bile değilmiş.L'ho cercato, l'ho trovato, ma non aveva il denaro che mi aveva promesso.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.El avea nevoie de acei bani ca să pornească în afaceri.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Ele tinha precisado do dinheiro para iniciar uma empresa.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Él los necesitaba -- necesitaba el dinero para crear una compañía.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Er brauchte das Geld, um eine Firma zu gründen.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Hij had dat geld nodig om een bedrijf op te starten.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Il en avait besoin pour lancer son entreprise.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.그 친구는 회사를 설립하기 위해 그 돈이 필요했습니다.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Ne aveva bisogno, lui aveva bisogno del denaro per far partire una compagnia.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Potrzebował tych pieniędzy...żeby ruszyć firmę.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Ему нужны были деньги — для основания компании.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.Той имаше нужда от тях... парите му трябваха, за да основе фирма.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.הוא היה צריך-- הוא היה צריך את הכסף בשביל הקמת חברה.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.لقد كان بحاجة إليه -- لقد كان بحاجة إلى ذلك المبلغ لتأسيس شركة.
Arkadaşımın paraya bir şirket kurmak için ihtiyacı vardı.会社が失敗して 彼は返済が出来ず
Arkadaşlarımdan birinin başı dertte. Paraya ihtiyacım var...Hecesito algo de dinero para ayudar a un amigo en problemas.
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Bố không biết là để bảo vệ tình yêu của mình thì cần phải có tiền sao?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Czy Ty wiesz że aby ochronić swoją miłość potrzeba pieniędzy?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?돈이 있어야 사랑을 지킨다 아입니꺼!
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Nevieš, že keď chceš ochraňovať <br />svoju lásku, tak potrebuješ peniaze?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Non sai che per proteggere il tuo amore serve denaro?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Sais-tu que afin de pouvoir protéger ton amour tu as besoin d'avoir de l'argent ?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Stiai ca daca vrei sa-ti protejezi dragostea ai nevoie de bani?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Vet du , för att kunna skydda din kärlek på behöver du pengar?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Víš že k tomu, abys ochránil svou lásku, jsou třeba peníze?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Weet U dat om mijn liefde te beschermen heb ik geld nodig?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Weißt du nicht, dass man Geld braucht um seine Liebe zu beschützen?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Δε το ξέρεις ότι για να μπορέσεις να προστατέψεις αυτόν που αγαπάς πρέπει να'χεις χρήματα;
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Знаеш ли, че за да запазиш любовта си, ти трябват пари?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Разве не знаешь, что деньги нужны, чтобы защищать свою любовь?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?אתה לא יודע שבשביל לשמור על האהבה שלך צריך שיהיה לך כסף?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?أتعلم أنه يتطلب منك لحفظ حبك أن تكون تملك مالاً ؟
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?うるさい!
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Całkiem niedawno mieliśmy wydarzenia z Wenezueli.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Ce dont j'ai réellement besoin c'est que mon pays soit traité décemment.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Det jeg behøver er at mit land bliver behandlet fair.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması."Mira Juanito, no necesito el dinero, lo que realmente necesito es que mi país, sea tratado de manera justa.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması."Olha, Juanito, eu não preciso do dinheiro, o que eu preciso é que meu país seja tratado com justiça.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması."Uite, Juanito, nu vreau bani, ceea ce vreau este ca ţara mea să fie tratată în mod corect.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Vad mitt land verkligen behöver, är att bli rättvist behandlat.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Vse kar hočem je, da se z mojo državo ravna pošteno.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Was ich wirklich brauche ist, dass mein Land fair behandelt wird.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Αυτό που θέλω είναι να φερθούν σωστά στη χώρα μου.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Това от което се нуждая е страната ми да бъде третирана справедливо.
"Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok.İstediğim şey ülkem için adilane ve kurallara uygun davranılması.Что мне действительно нужно, так это чтобы с моей страной справедливо обращались.
Banka da alacağının tahsili için, teminatı paraya çevirme hakkını kullanıyor. . . .打ち切りの意味は、Salさん借金を支払っていませんね、 彼は融資を与えた、担保を、 取るつもりです。
Bildiğim kadarıyla paraya hayır demezsiniz şu sıralar.A vám by sa teraz peniaze zišli, pokiaľ viem.
Bildiğim kadarıyla paraya hayır demezsiniz şu sıralar.A vám by se teď peníze hodili, pokud vím.
Bildiğim kadarıyla paraya hayır demezsiniz şu sıralar.Dziękuję. Jest pewien człowiek, który stoi nam na drodze.
Bildiğim kadarıyla paraya hayır demezsiniz şu sıralar.Je kunt het geld goed gebruiken denk ik, heb ik begrepen.
Bildiğim kadarıyla paraya hayır demezsiniz şu sıralar.Per quanto ne so, del denaro le farebbe comodo ora.