paranın ile cümle

paranın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.Некоторые источники утверждают, что Сталин сам помог положить деньги в обсерватории.
Paranın benim için önemi yok.Деньги тут ничего не значат.
Bu nedenle para birimi, paranın bir alt biçimi olarak görülür.Другая — деньги как простая возможность существовать.
İsak Arazi, sinagogun tadilatı için gereken paranın 1 milyon dolar civarında olduğunu belirtmektedir.По его оценкам, на ремонт синагоги потребуется до $1 млн.
Her sene paranın miktarı değişir.Ежегодно количество номинаций варьируется.
O dönemde bu paranın az olduğu düşünülmüştür.Бюджет на тот момент предполагался небольшим.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.Объёмы снежных лавин могут доходить до 10 тыс. м³.
Paranın değeri satıcı ile alıcı arasında yapılan anlaşmalar sonucu belirlenir.Цена при этом определяется в результате договоренности между продавцом и покупателем.
Entrikacı bir çift çalınan paranın gizli önbelleğini saklamaya çalışır.Им двоим удаётся скрыться с частью похищенных денег.
Joe, yapılması gereken şeyin paranın ilk sâhibini bulmak olduğunu söyler.Джо предполагает, что оставшаяся часть денег находится у неё.
Hamilton, paranın çok olduğunu söylese de teklifi kabul eder.Ронна, которой по-прежнему требуются деньги, соглашается.
Gresham yasası, "kötü paranın iyi parayı kovması" yasasıdır.Григорий Протосеня: «Стоимость денег для нас снижена» (рус.).
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.وصرحت بعض المصادر أن ستالين قد ساعد بنفسه في وضع النقود في المرصد.
Marx için yabancılaşmanın ana nedeni paranın tiranlaşmasıdır.بالنسبة لماركس سبب وجود الاغتراب هو بالأساس طغيان المال.
Paranın benim için önemi yok.لم يكن يهمه المال.
Dolayısıyla paranın esnekliğine bağlı olarak yeterince varolabildiği sürece para her şeyi satın alabilirdi.ولذلك بسبب مرونته يمكن شراء كل شيء بالمال، طالما كان متاحا بشكل كاف.
Bartholomew üç adamın bu paranın peşinde olduğunu, ayrıca ABD hükümetinin de parayı geri istediğini söyler.يريد الرجال المال المفقود، بينما تريد الحكومة الأمريكية استعادته.
Marx için yabancılaşmanın ana nedeni paranın tiranlaşmasıdır.Para Marx, a alienação existe principalmente por causa da tirania do dinheiro.
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.Algumas fontes afirmam que o próprio ajudou a colocar o dinheiro no observatório.
Ford kardeşler paranın ancak bir kısmını alabildiler ve hızla Missouri’yi terk ettiler.Os Fords receberam uma pequena parte da recompensa e fugiram do Missouri.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.Pode se lembrar de até 10000 outros cheiros.
Entrikacı bir çift çalınan paranın gizli önbelleğini saklamaya çalışır.Um detective particular tenta descobrir quem roubou 2 milhões em títulos.
Paranın benim için önemi yok.O preço não importa.
Türkiye'deki ilk kalp paranın burada basıldığı söylenmektedir.Foi em Redenção que se deu o primeiro transplante de coração no Brasil.
Her sene paranın miktarı değişir.O número de capinas por ano é variável.
Parayı ve paranın sağladığı gücü sever.Gosta de dinheiro e coisas valiosas.
Artık paranın bir önemi yoktur.Para ele a vida já não tem sentido.
O dönemde bu paranın az olduğu düşünülmüştür.Naquele tempo, isso já era considerado mais que o suficiente.
Transdinyester sınırlı şekilde tanınan devlet olduğundan, paranın ISO 4217 kodu yok.Aangezien Transnistrië internationaal niet erkend wordt is er geen ISO 4217-code voor de munt.
Paranın benim için önemi yok.Geld speelt geen rol.
Çünkü metal değeri paranın resmi değerinin üstüne çıkmıştır.Het tarief lag boven de metaalwaarde van de munt.
80.000 $ tutarındaki fidye karşılığında kadın serbest bırakılacak, Jerry de bu paranın yarısını alacaktır.Er moet 80.000 dollar losgeld betaald worden om Jean terug te krijgen, waarvan de helft naar Jerry gaat.
Lincoln ona parayı önerir ama Kim paranın olduğu çantayı tekmeleyip suya atar.Lincoln biedt hem het geld aan, maar hij schopt de rugzak in het water.
Paranın üzerinde "Bu Senin Tanrındır" yazar.Op bankbiljetten staat dit is je god.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.Hij kreeg van het prijsgeld de som van tienduizend guldens.
Buna ek olarak kazanılan paranın kârından futbol kulüpleri de paylarını almıştır.Naast deze ploegen hebben ook andere clubs betaald voetbal gespeeld.
Kardeşler paranın kimde kalacağı konusunda birbirleri ile tartışmaya girer.De broers moesten loten om welk deel ze zouden krijgen.
Paranın değerini düşürmeden sonra çöküntü 1993 yılında dibe vurdu.Toen de vrachtwagenmarkt plotseling in elkaar zakte moest DAF haar faillissement in 1993 aanvragen.
Kağıt paranın maddesi değersizdir.Het materiaal is niet kostbaar.
Henüz kazandığı paranın tam değerini bilmiyordu.Het aantal dat het nog niet wist, bleef gelijk.
Mirasçılar, paranın paylaşımı konusunda kayga etmeye başladılar.De erfgenamen kregen ruzie over de verdeling van het geld.
Paranın benim için önemi yok.Pieniądze nie grają dla niej żadnej roli.
Her sene paranın miktarı değişir.Co roku wymiary szopki ulegają zmianie.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.Parą stempli można było wybić do 10 000 monet.
Transdinyester sınırlı şekilde tanınan devlet olduğundan, paranın ISO 4217 kodu yok.Stanowi wyłącznie lokalną odmianę funta szterlinga i nie posiada kodu ISO 4217.
O dönemde bu paranın az olduğu düşünülmüştür.Dlatego też w tym czasie cierpiał na notoryczny brak pieniędzy.
Yatırılan paranın geri dönüşü kesin olarak takip edilebilir.Wypracowany zysk może być inwestowany, dzięki czemu następuje akumulacja kapitału.
Paranın üzerinde "Bu Senin Tanrındır" yazar.Wyrok w sprawie „Jesteś Bogiem”.
2018 yılına kadar% 9'a ulaşan mobil paranın gelir payıyla sonuçlanacak.Do końca 2020 roku spółka przejmie pozostałe 20 proc. udziałów.
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.Vissa källor hävdade till och med att Stalin själv hjälpte till att flytta pengarna till observatoriet.
Paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimidir.Detta löser det mest akuta problemet med pengar.
Gelecekte paranın tamamen elektronik olacağı iddia edilebilir.I framtiden kommer det endast att vara möjligt att bli auktoriserad revisor.
Her sene paranın miktarı değişir.Кожного року кількість учасників змінюється.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.В інших перкалдах може вказуватися 10 тисяч.
Bu paranın anısına, Ören'e bir kanatlı at heykeli yapılmıştır.Згідно з цим документом у складі землі Волинь створено Кременецький повіт.
Kağıt paranın maddesi değersizdir.Сертифікат цінного паперу не є цінним папером.
"Paranın saklanılması kazanılmasından daha zahmetli bir iştir"."Сховати гроші не вдасться".
Paranın gerçek değeri hakkında en ufak bir fikri yoktu.Мала найбільше значення в грошовому обігу.
Paranın bu yolculuğu 13 yaşında bir gazete satıcısının gazetelerini dağıtırken son buldu.Трудову діяльність розпочав у дванадцятирічному віці вуличним продавцем газет.
Genellikle paranın mutluluk getirdiğine inanılır.Багато хто вірить, що гроші приносять щастя.
İlgili Sayfalar