Onun alt yapısı onun selefininki ile paralellik göstermektedir.His background parallels that of his predecessor.
Yüksek hızlı Tōkaidō Shinkansen hattına büyük ölçüde paralellik göstermektedir.The high-speed Tōkaidō Shinkansen largely parallels the line.
Sanat, Kadınlar, Kaliforniya 1950-2000: Paralellikler ve Kesişmeler.Art, Women, California 1950-2000: Parallels and Intersections.
Yoel ile diğer Eski Ahit peygamberlerinin lisanı arasında birçok paralellik bulunmaktadır.There are many parallels of language between Joel and other Old Testament prophets.
Birçok insan filmdeki karakterlerle kendi yaşamları arasında paralellikler kurdu.”Also, many of the characters in the movie have sex with one another."
İnsanların eğitim düzeyi ülke standartlarına paralellik göstermektedir.Raising the standards of education to be at par with those of the international level.
Askerî öyküler tarihsel çatışmalarla paralellik gösterir.Current jail problems parallel historic issues.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.The criterion for sterilization in both categories was no longer solely genetic.
Burada da paralellikler var.This has its parallels, too.
Gerçek hayatla paralellikler?Real world parallels?
Yerel hakimler, sistemin dogru yonde paralellik gosterdigine inaniyor.Local judges believe the system is geared towards parallelism.
çalışma süresi hafıza gerekliliği paralellik derecesiexecution time memory required degree of parallelism
Paralellik postülatıParallel postulate
Antik dönemdekilere göre, paralellik postülatı diğerlerinden daha az açık görünüyordu.To the ancients, the parallel postulate seemed less obvious than the others.
Bu paralellikleri açıklayan JP Mallory şunları söylüyor:Explaining these parallels, J. P. Mallory states:
Cyclo-cross, dağ bisikleti, arazi bisikleti ve kriter yarışları ile paralellik gösterir.Cyclo-cross has parallels with mountain bike racing, cross-country cycling and criterium racing.
Yalvarırım paralellik bilimini rahat bırakın. . . Benim tecrübemden öğrenin." [1]I entreat you, leave the science of parallels alone...Learn from my example."[4]
Paralellik , bir görüntünün figürünü belirsizleştirmenin başka bir yoludur.Parallelism is another way to disambiguate the figure of an image.
Kuran ile paralellikleriQuranic parallels
İslam hukukunun Batı hukuk sistemleriyle başka paralellikleri de vardır.Elements of Islamic law also have other parallels in Western legal systems.
Çizimler The Simpsons ile birebir paralellik gösterir.Der Film wird in einer Folge bei „Die Simpsons“ parodiert.
E, J ile paralellik gösterip hikâyeleri yineler.E es paralela a J, a menudo duplicando las descripciones.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.La ragione stessa dell'esistenza dei Poveri Cavalieri aveva cessato di esistere.
İnsan toplulukları ile olan bu paralellikler, birçok bilimsel araştırmaya konu olmuştur.Такие параллели с человеческим обществом давно являются предметом исследований учёных.
E, J ile paralellik gösterip hikâyeleri yineler.Ди Джей отказывается и рассказывает обо всём дяде и тёте.
(Meryem Suresi, 19:16-34) Bu bilgiler Luka İncili ile paralellik göstermektedir.13:14 Что такое мерзость запустения? / Ответы на вопросы / Библия Онлайн.
Siyasi karikatürlerinde ise, gazeteciliğiyle sanatcılığı paralellik gösterir.De quando a Literatura abraça o Jornalismo, Paralelos.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.No entanto, desde a inclusão das características biométricas, isso não é mais permitido.
E, J ile paralellik gösterip hikâyeleri yineler.E lijkt sterk op J en de verhalen in beide overlappen vaak.
Askerî öyküler tarihsel çatışmalarla paralellik gösterir.Er zijn muurschilderijen van historische veldslagen te zien.
Her bir drumlin uzun ekseni buzul ilerleme yönüyle paralellik gösterir.Op de lange termijn zal een exponentiële groei elke vorm van lineaire groei overschrijden.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.Sam doktor House jest częściowo wzorowany na postaci Sherlocka Holmesa.
İş ve sanat arasında kurduğu bu paralellik tüm hayatı boyunca devam etmiştir.Zájem o vztah mezi uměním a psychologií ho pak provázel po celý život.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.Salonul lui Sherlock Holmes a rămas expus în mod identic.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.House karakterét részben Sherlock Holmes inspirálta.
Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.Videotaiteella ja elokuvalla on yhtymäkohtia, mutta videotaide ei kuitenkaan ole elokuvaa.
Platon'un öğretisinde de bu anlayışa paralellik görülür.Myös Platonin voidaan katsoa edustaneen tätä oppia.
Pek açık olmayan bir örnek ise Paralellik Belitidir.Jonkin verran kaukaa haettu esimerkki on järjestelmällistyttämättömyydellänsäkään.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.House er delvis inspireret af Sherlock Holmes.
Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.Selv om det finnes opplagte paralleller og relasjoner mellom mediene så er ikke videokunst film.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.Man kunne derfor tenke seg geometrier hvor dette ikke lenger behøvdes.
Artımlı paralellik: bir kerede bir programın bir kısmında çalışabilir.Nhiều nhà phát triển phần mềm có thể làm việc đồng thời trên cùng một dự án.
Arpanın yetiştirilme şartları buğday ile paralellik göstermektedir.大麦的驯化似乎是与小麦同时的。
Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.אף על פי שזה נראה מבלבל, זהו אינו פסקול הסרט.
Askerî öyküler tarihsel çatışmalarla paralellik gösterir.Военните историци се занимават със събитията от военната история.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.House je djelomično inspiriran Sherlockom Holmesom.
İş ve sanat arasında kurduğu bu paralellik tüm hayatı boyunca devam etmiştir.Ši mokytojos ir mokinės draugystė tęsėsi visą gyvenimą.
Platon'un öğretisinde de bu anlayışa paralellik görülür.Platoni ideedeõpetuse järgi on igasugune sarnasus tingitud ideest.
Aralarında ancak böyle bir paralellik kuruyorum. -A proč je lineární?
Aralarında ancak böyle bir paralellik kuruyorum. -¿Y qué es lineal?
Aralarında ancak böyle bir paralellik kuruyorum. -השניה, אז זה עושה את זה סדר שני.
Aralarında ancak böyle bir paralellik kuruyorum. -المشتقة الثانية , وهذا تسبب فى جعلها من الدرجة الثانية
Aralarında ancak böyle bir paralellik kuruyorum. -線形とされるのは何でしょう?
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.저는 십자가의 모양이 구부러져 나치의 꺾쇠무늬가 된 것에는 뭔가 연관이 있을거라 생각합니다.
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.Penso che ci sia un forte parallelo tra snaturare i crocifissi fuori dal loro contesto e creare le svastiche.
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.Penso que há um grande paralelo entre torcer o crucifixo da sua forma e criar suásticas.
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.Pienso que hay un gran paralelo entre doblar el crucifijo y crear esvásticas.
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.Saya pikir ada paralel jelas antara membengkokkan salib dan membuat swastika.
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.Ştiţi, cred că e o paralelă semnificativă între strâmbarea crucifixurilor, și crearea de svastici.
Bence haçların şeklini bozup gamalı haç üretmek arasında çok paralellik var.Tôi nghĩ có sự song song lớn giữa việc uốn cong thánh giá và việc làm ra chữ thập ngược.