Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.Всъщност струва огрома сума да се оберат щетите от кризата с тези отпадания.
Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.К тому же, колоссальные затраты уходят на ликвидацию ущерба, наносимого проблемой бросания учёбы.
Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.למעשה, המחיר הוא עצום לנקות את הנזק שנגרם עקב משבר הנשירה.
Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.ذلك في الواقع يكلف الكثير للتخلص من الضرر الناجم عن أزمة الانقطاع الدراسي.
Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.膨大なコストがかかります しかし落ちこぼれ問題は 氷山の一角に過ぎません
Aslında paralarını nasıl harcadıkları eğitime ne kadar para harcadıklarından çok daha önemli.Hoe ze hun geld uitgeven is veel belangrijker dan hoeveel ze investeren in het onderwijs.
Aslında paralarını nasıl harcadıkları eğitime ne kadar para harcadıklarından çok daha önemli.사실 돈을 어떻게 쓰는가는 교육에 얼마를 투자하는가보다 훨씬 더 중요합니다.
Aslında paralarını nasıl harcadıkları eğitime ne kadar para harcadıklarından çok daha önemli.Wofür sie ihr Geld ausgeben, ist weitaus entscheidender, als die Menge des für Bildung ausgegebenen Geldes.
Aslında paralarını nasıl harcadıkları eğitime ne kadar para harcadıklarından çok daha önemli.ולמעשה, האופן בו הן מוציאות את כספן קובע הרבה יותר מאשר כמה הן משקיעות בחינוך.
Aslında paralarını nasıl harcadıkları eğitime ne kadar para harcadıklarından çok daha önemli.وأن كيفية إنفاق أموالهما هي في الواقع أكثر أهميةمن المقدار المالي المستثمر في التعليم.
Aslında paralarını nasıl harcadıkları eğitime ne kadar para harcadıklarından çok daha önemli.お金の使い道の方が はるかに重要なのです 次に2000年までさかのぼりましょう
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.예, 여기서 많은 자금이 나오고 있는 것이 사실이에요. 지난 10년 동안 이들은 저축을 해 왔거든요.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Da, acesta este un fapt - banii vin de aici. Ei au economisit, știți, în ultima decadă.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Đây là một thực tế của việc tiền từ đâu đến. Họ đang tiết kiệm, trong suốt thập niên vừa rồi.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.É um facto que é daqui que vem o dinheiro. Têm vindo a poupar, ao longo da última década.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Ja, het is een feit dat daarvandaan het geld komt. Zij hebben gespaard, weet je, de laatste tien jaar.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Jo, det är ett faktum att det är här pengarna kommer ifrån.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.(Nevetés.) Igen, ez a helyzet, onnan jön a pénz.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Oui, en fait c'est d'ici que vient l'argent. Ils ont épargné, vous savez, pendant dix ans.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Si, è un fatto che i soldi arrivino da là. Hanno risparmiato, sapete, nell'ultimo decennio.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Tak, to prawda, to właśnie stąd pochodzą pieniądze. Wiecie, oni oszczędzali przez ostatnią dekadę.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Tatsächlich kommt hier das Geld her. Sie haben viel gespart im letzten Jahrzehnt.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Toto je fakt, ktorý ukazuje, kam išli peniaze. Šetrili posledné desaťročie.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Yah ini adalah fakta dari mana uangnya datang. Mereka telah menabung, anda tahu, selama satu dekade terakhir.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Ναι, είναι γεγονός ότι από εκεί έρχονται τα χρήματα. Αποταμιεύουν, ξέρετε, εδώ και δέκα χρόνια.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Да, это правда, деньги приходят оттуда. Они много сберегали в последнем десятилетии.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.И да, това е факт, от къде идват парите. Те са спестявали, нали знаете, през последното десетилетие.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.Так, це факт, що там, звідки йдуть гроші, їх економили протягом останнього десятиліття.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.כן. זאת עובדה. הכסף מגיע משם. הן חסכו בעשור האחרון.
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.نعم هذه هي الحقيقة فالأموال تأتي من هذه الدول فقد كانوا يدخرون الاموال خلال العقد الماضي
Aslında paranın asıl geldiği yerler buraları, biliyorsunuz, son on yıldır paralarını biriktiriyorlar.彼らは20世紀末に貯蓄していました ここに起業家たちのいる
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Naďa, Petr a Jan dávají dohromady peníze na nákup zmrzliny.
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Nadia, Peter and Ian összerakják pénzüket hogy vegyenek egy gallon jégkrémet.
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Nadia, Peter en Ian leggen hun geld bij elkaar om een bak ijs te kopen.
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Nadia, Peter et Ian mettent leur argent ensemble pour acheter un gallon de crème glacée.
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Nadia, Peter og Ian giver hver nogle penge til at købe en liter is.
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Nadia, Peter y Ian reúnen su dinero para comprar a galón de helado.
Bahar, Fatih ve Güneş dondurma almak için paralarını birleştiriyorlar.Надя, Питър и Иън събират парите си, за да купят един галон сладолед.
Banka tasfiye edilir olsa da, çoğu müşterinin mümkün olacak bir sorundur paralarını erişmek için.Ongelma on, että kun pankki on selvitystilassa, useimmat asiakkaat eivät pysty käyttämään rahojaan.
Banka tasfiye edilir olsa da, çoğu müşterinin mümkün olacak bir sorundur paralarını erişmek için.O problema é que enquanto o banco é liquidado, a maioria dos clientes não poderão aceder ao seu Dinheiro.
Banka tasfiye edilir olsa da, çoğu müşterinin mümkün olacak bir sorundur paralarını erişmek için.Problemet är att medan banken likvideras kommer de flesta kunderna inte kunna komma åt sina pengar.
Banka tasfiye edilir olsa da, çoğu müşterinin mümkün olacak bir sorundur paralarını erişmek için.Problém je, že během likvidace banky nebude mít většina klientů přístup ke svým penězům.
Banka tasfiye edilir olsa da, çoğu müşterinin mümkün olacak bir sorundur paralarını erişmek için.הבעיה היא שבזמן שהבנק בתהליך פשיטת רגל, רוב הלקוחות שלו לא יוכלו
Bankaya koşup altınlarını istiyorlar ama gördüğün gibi, paraların karşılığı altın kalmamışΑλλά όπως βλέπεις, δεν υπήρχε πια χρυσός.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Czsami były to klejnoty, a czasami ofiary pieniężne.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Někdy se jednalo o šperky, jindy například o peníze.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Parfois il s'agissait de bijoux. Parfois d'argent ou de dons.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Soms konden dat juwelen zijn. En soms was het geld of donaties.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Иногда - драгоценные камни. Иногда - деньги, пожертвования.
Bazen bu hediyeler mücevherler olurdu, bazense paralar, ya da bağışlar.Іноді дорогоцінності, іноді гроші, пожертвування.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Có thể chúng ta nên làm mọi người tiết kiệm nhiều hơn khi họ làm ra nhiều tiền hơn.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Dlatego by oszczędzano więcej, muszą wzrosnąć zarobki.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.아마도 우리는 그들이 더 많은 돈을 더 벌게 되면 더 많이 저축하도록 해야할지 모릅니다.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Lehet, hogy kényszerítenünk kéne az embereket, hogy tegyenek félre többet, ha többet keresnek.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Måske skulle vi få folk til at spare mere op når de tjener flere penge.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Misschien moeten we mensen meer laten sparen als ze meer geld verdienen.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Mungkin kita harus membuat orang menabung lebih banyak saat pemasukan mereka lebih banyak.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Peut-être que nous devrions amener les gens à épargner plus quand ils gagnent plus d'argent.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Poate ar trebui să îi facem pe oameni să economisească mai mult atunci când fac mai mulţi bani.
Bekli insanların daha çok paraları olduğunda daha çok tasarruf yapmalarını sağlamalıyız.Quizás deberíamos hacer a la gente ahorrar más cuando hacen más dinero.