Ana içeriğe geç
Sözlük

paradoks ile cümle

paradoks kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
59
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Peki ters giden ne? Neden "kaynak laneti" var? (kaynak paradoksu)אז מה משתבש? מה הסיבה ל"קללת המשאבים" הזו, כפי שהיא מכונה?
Peki ters giden ne? Neden "kaynak laneti" var? (kaynak paradoksu)إذاً ما الذي يحدث بصورة خاطئة؟ لماذا يوجد "لعنة موارد" كما تسمى؟
Peki ters giden ne? Neden "kaynak laneti" var? (kaynak paradoksu)調べてわかったことは
Sonuç olarak şöyle bir paradoks var,그래서 우리는
Sonuç olarak şöyle bir paradoks var,אז יש לנו פרדוקס,
Sonuç olarak şöyle bir paradoks var,إذن لدينا هذا الظاهرة المتناقضة
Sonuç olarak şöyle bir paradoks var,年間に処刑される人数は多いのに
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Các nhà khoa học xã hội gọi điều này nghịch lý của lão hóa.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Ilmuwan sosial menyebutnya paradoks penuaan.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.I sociologi lo chiamano il paradosso dell'invecchiamento.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.사회과학자들은 이것을 노화의 패러독스라고 부릅니다.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Les sociologues appellent ça le paradoxe du vieillissement.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Los sociólogos lo llaman: la paradoja de la vejez.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Nauki społecznie nazywają to paradoksem starzenia.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Os cientistas sociais chamam a isto o paradoxo do envelhecimento.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Sociale wetenschappers noemen dat de paradox van het verouderen.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Sociologii numesc acest lucru paradoxul îmbătrânirii.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Sozialwissenschaftler nennen das "Paradox des Alterns".
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Οι κοινωνικοί επιστήμονες αποκαλούν αυτό το φαινόμενο το παράδοξο της προχωρημένης ηλικίας.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Вчені соціальної галузі називають це парадоксом старіння.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Социологи называют это "парадоксом старения".
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.Социолозите наричат това парадокс на стареенето.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.אנשי מדעי החברה מכנים זאת "פרדוקס ההזדקנות".
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.الآن، يطلق علماء الاجتماع على هذا الأمر اسم مفارقة الشيخوخة.
Sosyologlar bu durumu yaşlanma paradoksu olarak tanımlıyorlar.つまり高齢化は単純な話ではないのです
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Acho que há quase um paradoxo com estes lados.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.A já si myslím, že je mezi nimi téměř paradox.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Aku rasa ada paradoks dengan keduanya.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Et je pense qu'il y a presque un paradoxe.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Ik denk dat het bijna een paradox is.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.동시에 역설적이기도 합니다.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Myślę, że to niemal paradoks.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Og jeg tror, der næsten er et paradoks med dem.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Penso che ci sia quasi un paradosso.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Şi eu cred ca este aproape paradoxal.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Szinte már paradoxon-szerűek.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Tôi nghĩ có sự mẫu thuẫn xảy ra ở đây.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Und ich denke, es gibt fast einen Widerspruch damit.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Y creo que hay casi una paradoja en ellas.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Και πιστεύω πως υπάρχει σχεδόν κάτι παράδοξο μ'αυτά.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.И мисля, че има почти един парадокс при тях.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.І гадаю, що у цьому весь парадокс.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Я думаю это почти парадоксально.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.ולדעתי יש כמעט פראדוקס ביניהם.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.وأعتقد أن هناك ما يقرب من التناقض مع تلك.
Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.企業によっては
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.그리고 역설은 지난 10년전의 10년이 매우 바람직했다는 것입니다. 주로 한가지 이유에서 말입니다.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.De paradox is dat het voorgaande decennium zo veelbelovend was om voornamelijk één reden.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.E o paradoxo é que a década antes desta foi tão prometedora -- e principalmente por uma razão.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.És paradoxon, hogy az utolsó évtized előtti tíz év olyan ígéretes volt -- és ennek alapvetően egy oka volt.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.Et le paradoxe est que la décennie précédente était si prometteuse -- et principalement pour une raison.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.Paradoks polega na tym, że poprzednia dekada była obiecująca, głównie z jednego powodu.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.Paradox daran ist, dass das vorletzte Jahrzehnt so vielversprechend war. Und zwar aus einem Hauptgrund:
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.Y la paradoja es que la anterior había sido muy prometedora, sobre todo por
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.А парадоксът е, че десетилетието преди това беше толкова обещаващо - главно поради една основна причина.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.והפרדוקס הוא שהעשור לפני האחרון היה דווקא כל כך מבטיח -- בעיקר מסיבה אחת.
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.ان العقد السابق للعقد المنصرم كان واعدا ولاكثر من سبب
Ve paradoks ondan önceki on yıl oldukça umut verici olmasıydı -- ve başlıca bir nedenden dolayı.それも一つの出来事が寄与しています それは南アフリカのネルソン・マンデラ氏が
Zapatistalar silahlarına beyaz kurdele bağlayarak bir paradoksa işaret ettiler; silahlar susmak istiyor.Zapatisté si přivázali bílé stužky kolem zbraní, aby zvýraznily paradox. Zbraně, které si přejí mlčet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod