Ana içeriğe geç
Sözlük

paradoks ile cümle

paradoks kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Buna 50-20 paradoksu adını veriyorum.Είναι κάτι που ονομάζω το παράδοξο 50-20.
Buna 50-20 paradoksu adını veriyorum.Това е нещо, което наричам парадоксът 50-20.
Buna 50-20 paradoksu adını veriyorum.Это то, что я называю "Парадокс 50-20".
Buna 50-20 paradoksu adını veriyorum.זהו משהו שאני מכנה פרדוקס ה-50-20.
Buna 50-20 paradoksu adını veriyorum.وهذا ما اسميه مفارقة ال 50-20
Buna 50-20 paradoksu adını veriyorum.個人の年間貯蓄率は
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Az egyik, paradox módon, az, hogy lebénít minket, semmint felszabadít.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Den ena är, paradoxalt nog, att den leder till förlamning istället för befrielse.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Een heel tegenstrijdig effect is dat het eerder verlammend werkt dan bevrijdend.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Ein Effekt, paradoxer Weise, ist, dass er lähmt statt zu befreien.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.En siddeeffekt, paradoksalt nok, er at det forårsager handlingslammelse, frem for frihed.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.En učinek je, paradoksalno, proizvajanje paralize, namesto osvobajanja.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Il primo, paradossalmente, è che produce paralisi invece che liberazione.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Jeden dôsledok je, paradoxne, že vytvára paralýzu, namiesto oslobodenia.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Jeden efekt, paradoxně, je, že způsobuje paralýzu, nikoli osvobození.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.첫번째 영향은 역설적으로 선택은 자유보다는 마비를 야기합니다.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Một hiệu ứng, nghịch lý thay, là nó tạo ra sự tê liệt, hơn là giải phóng.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Pierwszy efekt, paradoksalnie, to wywołanie paraliżu, zamiast wyzwolenia.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Satu efek, secara paradoks, bahwa ia menciptakan kelumpuhan daripada kebebasan.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Um efeito, paradoxalmente, é produzir paralisia, em vez de libertação.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Un efecto, paradójicamente, es que produce parálisis más que liberación.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Un effet, paradoxalement, c'est la paralysie, plutot que la libération.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Unul dintre efecte, în mod paradoxal, este că produce paralizie, mai degrabă decât eliberare.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Yksi seuraus, paradoksaalisesti, on, että se aiheuttaa lamaantumista pikemminkin kuin vapautumista.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Η μια επίπτωση, κατά παράδοξο τρόπο, είναι ότι επιφέρει παραλυσία μάλλον παρά απελευθέρωση.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Во-первых, как это ни парадоксально он скорее парализует чем освобождает.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.Единият ефект, парадоксално е, че непрекъснатият избор предизвиква парализа, вместо освобождение.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.По-перше, як це не парадоксально, він швидше паралізує, ніж робить людину більш вільною.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.תוצאה אחת, באופן פרדוקסלי, היא שהחופש יוצר שיתוק במקום שחרור.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.أحد الآثار، ومن المفارقة، أنه يؤدي إلى العجز، بدلاً من التحرر.
Bunların etkilerden biri, paradoksal olarak, seçimin özgürleştirmekten çok bir felç durumu yaratması.これが開放感ではなく 無力感を生むということです あまりにも多くの選択肢を前にすると
Bunlar yan yana çok uyumlular. Ve aslında bu yüzden neredeyse bir paradoks oluşturuyorlar.Sú pekne postavené k sebe.
Burada enteresan olan şey başka bir paradoksla karşılaşmamız.Но тук се наблюдава друг парадокс.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.여기서 역설은 이것에대한 진전을 이루는데 있어 아마도 지난10년이 잃어버린 10년이라는 것입니다.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.A paradoxon ebben az, hogy az utolsó tíz év valószínűleg elvesztegetett idő volt ebből a szempontból.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.De paradox hier is dat we een heel decennium tijd verloren en op dit gebied geen voortuitgang maakten.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.La paradoja aquí es que la década pasada se perdió para avanzar en esto.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.Nghịch lý ở đây là thập kỷ qua có thể là một thập kỷ thất bại cho tiến trình này.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.O paradoxo aqui é que a última década foi provavelmente uma década perdida para progredir nisto.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.Paradoxul aici este că ultima decadă probabil a fost o decadă pierdută pentru a progresa pornind de la asta.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.Qui il paradosso è che l'ultimo decennio probabilmente è andato perso nel fare progressi su questo fronte.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.Widać tu paradoks, bo ostatnia dekada prawdopodobnie została stracona, jeśli chodzi o postępy w tej sprawie.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.Парадокс в том, что возможно, за последнее десятилетие мы нисколько не продвинулись в этом вопросе.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.Парадоксът тук е, че последното десетилетие беше загубено десетилетие по отношение на прогрес в тази посока.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.הפרדוקס כאן הוא שהעשור האחרון היה כנראה עשור מבוזבז בכל הנוגע להתקדמות בזה.
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.المفارقة هنا ان العقد الماضي كان عقدا ضائعا تقريبا لعمل تقدم في هذا الاتجاه
Buradaki paradoks geçen on yılın bu konu üzerinde gelişme sağlamak için boşa harcanmış bir dönem olması.過去10年は おそらく外交政策における 失われた10年だったということです なぜパラドックスかというと その前の10年は実りが多く
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Kenyes nennt das den "Paradox des Ersparnisses" -- Sparen erschwert die wirtschaftliche Erholung.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes a appelé cela le "paradoxe de l'épargne" -- épargner ralentit la reprise.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes chamou a isto o "paradoxo da poupança" -- a poupança abranda a recuperação.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes gọi đó là "Cái ngược đời của sự tiết kiệm" -- tiết kiệm làm giảm sự hồi phục.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes kallade det för "sparsamhetens paradox" -- sparande saktar ned återhämtningen.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes llamó a esto "la paradoja del ahorro": los ahorros desaceleran la recuperación.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes lo ha chiamato il "paradosso della frugalità" -- risparmiare rallenta la ripresa.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes nazwał to "paradoksem oszczędności" -- oszczędzanie spowalnia powrót do normy.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes noemde dat de "paradox van de soberheid." - sparen vertraagt het herstel.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keyness a numit acest lucru "paradoxul cumpatarii" -- economiile incetinesc revenirea economica.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes tomu hovoril "paradox šetrnosti" -- šetrenie spomaľuje proces obnovy.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.케임즈는 이것을 "절약의 역설"이라고 했습니다. 저축하면 경기회복이 더뎌지니까요.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Ο Κέινς το ονομάζει αυτό το "παράδοξο της λιτότητας" - η αποταμίευση επιβραδύνει την ανάκτηση.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod