para ile cümle
para kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Parayı veren düdüğünü çalar.He who pays the piper calls the tune.
Eğer sende varsa bana biraz ödünç para ver.Lend me some money, if you have any.
Para kaybı onun yurt dışına gitmesini imkansız hale getirdi.The loss of money made it impossible for him to go abroad.
Para israfı.It's money down the drain.
Para biriktirmek için masrafları kısmalıyız.We must cut our expenses to save money.
Para isteme.Don't ask for money.
Para kazanmak onun dinidir.Making money is his religion.
Para ağaçlarda yetişmez.Money does not grow on trees.
Ben sana parayı yarın vereceğim.I will give you the money tomorrow.
Para tencereyi kaynatır.Money will make the pot boil.
Tencereyi kaynatan paradır.Money will make the pot boil.
Para gelir ve gider.Money comes and goes.
Para birçok şeyi mahveder.Money ruins many.
Para iyi bir hizmetkar, ancak kötü bir ustadır.Money is a good servant, but a bad master.
Para döşeme tahtalarının altında gizlenmişti.The money was hidden beneath the floorboards.
Benim az param var.I have little money.
Benim biraz param var.I have a little money.
Para gerçekten ödenildi mi?Was the money actually paid?
Parayı güvenli bir alanda tut.Keep the money in a safe place.
Parayı güvenli bir yerde saklayın.Keep the money in a safe place.
Hiç param yok, ama hayallerim var.I have no money, but I have dreams.
Çok para vardır.There is a lot of money.
Yanımda biraz param var.I have some money with me.
Paranın sonu sevginin sonudur.The end of money is the end of love.
Yanımda para yok.I have no money on me.
Bilirsin, para kolay kazanılmıyor.Money doesn't grow on trees, you know.
Param yok.I am short of money.
Bana paranın satın alabileceği en iyi çalışanları gönder. Para sorun değil.Send me the best employees that money can buy. Money is no object.
Ben paraya sıkışmadım.I'm not pressed for money.
Paraya sıkışık değilim.I'm not pressed for money.
Para onun istediği en son şeydir.Money is the last thing he wants.
Para ve ben birbirimize yabancıyız, yani, ben fakirim.Money and I are strangers; in other words, I am poor.
Güç ve para ayrılmaz.Power and money are inseparable.
Para yaşamın bedelini ödeyemez.Money cannot compensate for life.
Para kısa sürede gider.Money soon goes.
Para mutluluğu satın alamaz.Money cannot buy happiness.
Para özgürlüğü satın alamaz.Money cannot buy freedom.
Paranın mutluluğu satın alamayacağını söylemeye gerek yok.It goes without saying that money cannot buy happiness.
Ne kadar para?Too much money?
Çok fazla para mı?Too much money?
Hiç para kalmamış gibi görünüyor.It seems like there's no money left.
Para konuşur.Money talks.
Parası olan konuşur.Money talks.
Az para, birkaç arkadaş.Little money, few friends.
Para her şey değildir.Money is not everything.
Paranın bir kısmı çalındı.Some of the money was stolen.
Sahip olduğum az miktarda parayı ona verdim.I gave him what little money I had.
Eğitim için daha fazla para ekonomik büyümeyi teşvik edecek.More money for education will spur economic growth.
Hırsız parayı vermesi için onu zorladı.The thief forced her to hand over the money.
Soyguncular kasadaki bütün parayı çalıp kaçtı.The robbers made away with all the money in the safe.
Bir hırsız para çalmak için eve girdi.A thief broke into the house to steal the money.
Ben sadece yarışlarda kaybettim bu yüzden beş parasızım.I just lost at the races so I'm flat broke.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Masadaki para benimki değil.The money on the desk is not mine.
Ortaklar kolay yoldan para kazanıyorlar.The stockholders are making money hand over fist.
Eğitimi bitirinceye ve para kazanmaya başlayıncaya kadar beklemek zorunda kalacağım.I will have to wait till I finish schooling and start earning money.
Yurt dışındaki Japon turistler çok para harcarlar.Japanese tourists abroad are big spenders.
Yanımda çok param var.I have plenty of money with me.
Şirketin paraya ihtiyacı vardı.The company was in want of money.
İhtiyacımız olan tüm parayı sağlamak için sana güveniyoruz.We're banking on you to provide all the money we need.