para ile cümle

para kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Para her şeydir.Money is everything.
Lütfen siparişimi iptal edin ve parayı iade edin.Please cancel my order and refund the money.
Para kutusunda hiç para kalmadı.None of the money was left in the money box.
Bu makineyi alarak uzun vadede çok para biriktirebiliriz.In the long run, we can save a lot of money by buying this machine.
Para tahvil piyasaları diğerlerine nazaran sakin.Currency and bond markets are relatively calm.
Küçük erkek kardeşim biraz para istedi.My little brother asked for some money.
Erkek kardeşim para için bana bağımlıdır.My brother depends on me for money.
Bir soyguncu onun parasının hepsini soydu.A mugger robbed him of all of his money.
Hırsızlar para aramak için masanın bütün çekmecelerini açtı.The thieves pulled open all the drawers of the desk in search of money.
Demiryolu karayoluna paralel.The railroad is parallel to the road.
Şirket para kaybeden bazı birimlerin satmaya karar verdi.The company has decided to sell some of its money-losing units.
Japon yeni istikrarlı bir para birimidir.The Japanese yen is a stable currency.
Japon parasını Amerikan parası ile değiştirdiler.They exchanged Japanese money for American.
Japonya silahlara çok para harcamamalıdır.Japan should not spend much money on weapons.
Alır almaz parayı harcarım.I spend money as soon as I get it.
Sana istediğin kadar çok ödünç para vereceğim.I will lend you as much money as you want.
Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
Yaşlı Bay Smith yapabildiği kadar çok para tasarrufu yapıyor.Old Mr Smith is saving as much money as he can.
Her vergi mükellefinin, parasının nereye gittiğini bilmeye hakkı vardır.Each taxpayer has the right to know where his money goes.
Yaşlanınca pinti parayla cömert olmayı öğrendi.Late in life the miser learned to be generous with money.
Mahkeme onu para çalmaktan suçlu buldu.The court found him guilty of stealing money.
Onun sana ödünç para vermesine güvenme.Don't count on him to lend you any money.
Onun parayı kaybetmiş olduğunu fark ettim.It occurred to me that he must have lost the money.
Onun parayı kabul ettiği gerçeği hâlâ devam etmektedir.The fact remains that he accepted the money.
Onun o parayı nasıl aldığına aklım ermez.It beats me how he got that money.
Ondan para ödünç almak iyi değildir.It is not good to borrow money from him.
O, evi özlediği için değil fakat parası kalmadığı için döndü.He came back not because he was homesick, but because he was running short of money.
Onu parayı çalarken yakaladım.I caught him stealing the money.
Ona parayı ödeteceğim.I will make him pay the money.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini istediğimde, o, ricamı geri çevirdi.When I asked him to lend me some money, he turned down my request.
Bu parayı ona geri vermeyi unutmamam lâzım.I've got to remember to return this money to him.
Onun parası bitmiş gibi görünüyordu.It seemed that he was short of money.
Yeni bir araba için parası yok.He can't afford a new car.
Trenle eve gitmek için yeterli parası yoktu.He didn't have enough money to ride home on the train.
Onun yeterli parası yoktu.He did not have enough money.
Onun kılıçları ve parası var.He has swords and purse.
Ona ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydin.You should have known better than to lend him money.
Ona bir miktar ödünç para vermen büyük nezaketti.It was very kind of you to lend him some money.
Paranı ona ödünç vermek senin aptallığın.It is stupid of you to lend him your money.
Ben ona sadece biraz tavsiye vermedim, ona biraz para da verdim.I not only gave him some advice, I gave him some money.
Ona ihtiyacı olduğu kadar çok ödünç para ver.Lend him as much money as he needs.
Ona gereğinden fazla para verme.Don't give him more money than is necessary.
Bütün parası bitti.His money was all gone.
Cebimde hiç param yok.I have no money in my pocket.
Onun alt yapısı onun selefininki ile paralellik göstermektedir.His background parallels that of his predecessor.
Onun planı bir sürü para gerektirmektedir.His plan will call for a lot of money.
Onun parasının ne zaman biteceğini düşünüyorsun?When do you think his funds will run out?
Onun hayattaki amacı para biriktirmek.His aim in life is to save money.
Onun tavsiyesi sayesinde, çok para biriktirdim.Thanks to his advice, I have saved a lot of money.
Onun ebeveynleri onun üniversite eğitimi için para biriktiriyor.His parents are saving for his college education.
O, para açısından her şeyi düşünüyor.He thinks of everything in terms of money.
Cebinden madeni bir para çıkardı.He took out a coin from his pocket.
O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.He borrowed some money from his father as a last resort.
Bana hem nasihat hem de para verdi.He gave me money as well as advice.
O, gazete dağıtarak para kazandı.He earned money by delivering newspapers.
Geçinmek için yeterli para kazanmıyor.He doesn't earn enough money to live on.
O, çok miktarda para bağışladı.He kicked in a lot of money.
Onun 100 dolardan az parası yok.He has not less than 100 dollars.
O, tüm parasını bağışladı.He gave away all his money.

İlgili Sayfalar