para ile cümle

para kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu satın almak için yeterli param yok.I haven't got enough money to buy it.
Çok para kazanmak istedim.I wanted to get a lot of money.
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.I'd rather not spend so much money on clothes.
Ben Mary'ye biraz para boçluyum ve gelecek pazartesiye kadar ona geri ödemeliyim.I owe Mary some money and must pay her back by next Monday.
Sahip olduğum az miktarda parayı ona ödünç verdim.I lent him what little money I had.
Her zamankinden daha çok zamanım, ve daha az param var.I have more time, and less money than ever.
Paramı bir hastaneye vasiyet edeceğim.I shall will my money to a hospital.
Bir tatile parasal gücüm yetemez.I cannot afford a holiday.
Çok fazla paraya ihtiyacım var.I need money badly.
Ne param ne de arkadaşım var.I have neither money nor friends.
Birkaç gümüş param var.I have several silver coins.
Sana biraz ödünç para verebilirim.I don't mind lending some money to you.
Asla borç para vermemek prensibimdir.I make it a rule never to borrow money.
Asla borç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Sahip olduğum parayı dilenciye verdim.I gave the beggar what money I had.
Benim şimdi paraya ihtiyacım yok.I do not need money now.
Ben dün bir miktar para çaldırdım.I had some money stolen yesterday.
Üç liradan daha fazla param yok.I had no more than three pounds.
İşimi kaybettim ve hiç param yok. Ne yapacağımı bilmiyorum.I lost my job and I have no money. I'm at my wit's end.
Neredeyse bütün paramı harcadım.I've spent almost all my money.
Üzerimde hiç para yok.I don't have any money on hand.
Hayatımı ve paramı sevdim.I loved my life and my money.
Emrime amade çok param var.I have a lot of money at my disposal.
Bir araba alacak kadar param var.I have enough money to buy a car.
Üzerimde bozuk para yok.I have no small change on me.
Biraz para istiyorum.I want a little money.
Ne var ne yok bütün paramı ona verdim.I gave him what little money I had with me.
Kasadan parayı çaldığı için çocuğu bağışladım.I forgave the boy for stealing the money from the safe.
Yeni bir arabaya param yetmez.I can't afford a new car.
Yeni bir araba satın almak için para biriktiriyorum.I'm saving up to buy a new car.
Bilet alacak param yoktu.I had no money to buy the ticket.
Parayı ona geçen hafta ödedim.I paid him the money last week.
Ben parasız yapamam.I cannot do without any money.
Oğlumun eğitimi için çok para harcadım.I put out a lot of money for my son's education.
Ondan parayı geri aldım.I got the money back from him.
Onun sahip olduğu kadar çok paraya sahibim.I've got as much money as he has.
Ben ona biraz para teklif ettim ama o bunu kabul etmedi.I offered him some money, but he would not take it.
Ona ödünç para vermek zorundaydım.I had to lend to him money.
Parayı ona bıraktım.I left the money with him.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini rica ettim.I asked him to lend me some money.
Ona parayı ödedim.I paid him the money.
Ona parayı emanet ettim.I trusted him with the money.
Onun yüzünden ona para ödedim.I paid him the money due to him.
Onun sahip olduğu kadar çok param yok.I don't have as much money as he does.
Odaları için onlara çok fazla para ödedim.I charged them too much money for their room.
Ona ödünç para vermeyi önerdim.I offered to lend money to her.
Babamdan ödünç para aldım.I borrowed money from my father.
Giysileri satın almak için para kullanırım.I use money for buying clothes.
Kıyafete kız kardeşimden daha az para harcarım.I spend less money on clothes than my sister does.
Tasarruf hesabımda bir sürü param var.I have a lot of money in my savings account.
Gelecek hafta ne kadar para harcayacağımı hesaplamalıyım.I must calculate how much money I'll spend next week.
Seyahatim için yeterli param yok.I am short of money for my trip.
İhtiyacımız olan her şeye sahibiz; para, zaman ve beyin.We have everything we need: money, time, and brains.
Bizim paraya ihtiyacımız var.We need the money.
Biz ona parayla yardımcı olduk.We aided him with money.
Gerçekten kullanmadığımız şeylere yığınla para harcıyoruz.We spend piles of money on the things we don't really use.
Ben kendi paramla seyahat ettim.I traveled at my own expense.
İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.One should bear in mind that time is money.
Zamanın para olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that time is money.

İlgili Sayfalar