para- ile cümle

para- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Biraz para ödünç almak zorundayım.I have to borrow some money.
Bütün parasını bana verdi.He gave me all his money.
En son ne zaman bir para cezası ödedin?When was the last time you paid a fine?
En son ne zaman sokakta para buldun?When was the last time you found money on the street?
Eğer yoksa para vermek zorunda değilsin.You dont have to give money if you don't have some.
Parasını nasıl harcayacağını bilir.He knows how to spend his money.
Neden para hakkında konuşuyorsun?Why are you talking about money?
O bana çok para borçlu.He owes me a lot of money.
Fincan yere düştü, param parça oldu.The cup fell to the ground, shattering to pieces.
O zaman onun çok parası vardı.That time he had a lot of money.
Tom ve Mary çok çalışma ile para kazandı.Tom and Mary made money through hard work.
Para hayatı satın alamaz.Money can't buy life.
O parayı sever.She likes money.
O, parayı sever.She likes money.
Erkek kardeşimin parası yok.My brother has no money.
Para kolay kazanılmıyor.Money doesn't grow on trees.
Para ağaçta yetişmiyor.Money doesn't grow on trees.
O, parayı cebine koydu.He stuffed the money into his pocket.
Bütün bu parayı nereden aldın?Where did you get all that money from?
O bir paraşütçü asker miydi?Was he a paratrooper?
O bize para verir.He gives us money.
Param nerede?Where's my money?
Onun paraya ihtiyacı var.He needs the money.
Paraya ihtiyacım vardı.I needed the money.
Paraya ihtiyacı vardı.He needed the money.
Onun paraya ihtiyacı vardı.She needed the money.
Bu paragrafta kaç satır vardır?How many lines are there in this paragraph?
Neden sadece ebeveynlerinden para istemiyorsun?Why don't you just ask your parents for money?
Seyahat etmek için yeterince param yok.I don't have enough money to travel.
Seyahat etmeye yeterli para kazanmakm için bir yıl çalışmam gerekiyor.I need to work for a year in order to have enough money to travel.
O Paralimpik izliyor.He's watching the Paralympics.
O Paralimpik Oyunları'nda yarıştı.She competed in the Paralympic Games.
Onların paraya ihtiyacı var.They need the money.
Tom ve Mary'nin çok parası yok bu yüzden nadiren dışarıda yerler.Tom and Mary don't have much money so they seldom eat out.
Parayı zimmetine geçiren kişinin Tom olduğunu nasıl anladın?How did you discover that Tom was the one who had embezzled the money?
Bu kadar çok parayı Tom'a nasıl verdirdin?How did you get Tom to give you so much money?
Yeni köprüye büyük miktarda para harcandı.A large amount of money was spent on the new bridge.
Tom Mary'nin onun parasını çaldığını bilmiyormuş gibi yaptı.Tom pretended that he didn't know that Mary had stolen his money.
Tom çok parası varmış gibi görünmeyi sever.Tom likes to pretend that he has a lot of money.
Daha çok paraya ihtiyacım var.I need more money.
Biraz para ödünç almam gerekiyor.I need to borrow some money.
Paranoyak olmaya başladın.You're being paranoid.
Parayı çaldığımı kim söyledi?Who said I stole the money?
Kime para borçluyuz?Who do we owe money to?
Kahvenizin parasını ben ödeyeyim.Let me pay for your coffee.
O parayı umursamıyor.He doesn't care about money.
O, parayı umursamıyor.She doesn't care about money.
O parayı umursamıyormuş numarası yaptı.He pretends not to care about money.
Kara para aklamakla suçlandı.He was accused of money-laundering.
Tom ne kadar paraya ihtiyacı olacağından emin değildi.Tom isn't sure how much money he'll need.
O büyük miktarda para kazandı.He won a sizeable amount of money.
"Tom sana borçlu olduğum tüm parayı sana ödeyecek." "Sen öyle san.""Tom will pay you all the money I owe you." "You'd better hope so."
"Tom'un polise gitmesini nasıl engelleyeceksin?" "Ona para teklif edeceğim.""How will you keep Tom from going to the police?" "I'll offer him money."
"Tom'u polise gitmekten nasıl alıkoyacaksın?" "Ona para teklif edeceğim.""How will you keep Tom from going to the police?" "I'll offer him money."
"Tom ne kadar para kazanıyor?" "Nasıl bilebilirim?""How much money does Tom make?" "How would I know?"
"Tom'a para vermek yardım etti mi?" "Yardım ettiğini sanmıyorum.""Did giving Tom the money help?" "I don't think it did."
Sana bu parayı ödünç verdiğime beni pişman etme.Don't make me regret lending you this money.
Paranoyak olma.Don't get paranoid.
Ne kadar paran olduğunu bana tekrar söyle.Tell me again how much money you have.
Paranı sakla. Onu istemiyorum.Keep your money. I don't want it.

İlgili Sayfalar