para- ile cümle

para- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Birçok kişi avukata çok fazla para kazandırdığını düşünüyor.A lot of people think that lawyers get paid too much.
Mary para için evlendi.Mary married for money.
Bütün kalan paramı kuaföre verdim.I gave all the money I had left to the hairdresser.
O, parasını unuttuğu mağazaya geri gidiyor.She's walking back to the store where she forgot her money.
Parayı evde bıraktı.He left the money at home.
Parası olmadığı zaman hiç ekmek alamazdı.When he had no money, he couldn't buy any bread.
Param bir hırsız tarafından çalındı.My money was stolen by a thief.
Yüksek bir maaş almasam bile, bu şekilde para kazanmaktan vazgeçmeye istekli değilim.Even if I don't get a high salary, I'm not willing to quit this way of making a living.
Parayı nereye sakladığımı hatırlayamıyorum.I can't remember where I hid my money.
Bütün paranı getir.Bring all your money.
Paran nerede?Where's your money?
Paran yoksa hiçbir şey satın alamazsın.You can't buy anything if you have no money.
Onun bize biraz para vermesini iste.Ask her to give us some money.
O kişinin hiç parası yok.That person doesn't have any money at all.
Para kazanmak istiyorsan, Amerika en iyisi.If you want to earn money, America is the best.
Tom para biriktirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.Tom is doing everything he can to save money.
Tom para biriktirmek için mümkün olan her şey yapıyor.Tom is doing everything possible to save money.
Tom şirketten zimmetine para geçiriyor.Tom has been embezzling money from the company.
Param olsa, ben hemen bu bilgisayarı satın alırım.If I had the money, I would immediately purchase this computer.
O ülkede, insanlar paraya tanrı gibi tapıyorlardı.In that country, people worshipped money like a god.
Onlar büyük bir markete uyuşturucu satarak para kazandı.They made money by selling drugs into the huge market.
Para her şeyi etkiler.Money influences everything.
Para iyi bir şekilde kullanıldı.The money has been put to good use.
Para değerlendirildi.The money has been put to good use.
Biraz nakit paraya ihtiyacım var.I need some cash.
Para üstünüzü unuttunuz.You have forgotten your change.
Bana paranı ver yoksa seni döverim.Give me your money or else I'll beat you up.
Onu alamam çünkü hiç param yok.I can't buy it because I don't have any money.
Para mutluluk getirir mi?Does money bring happiness?
Sen bu parayı nasıl aldın?How did you get this money?
Akşama kadar parayı hazır et yoksa buraya polisle gelirim.Get the money ready by evening or I'll come back with the police.
Tom para cezası ödüyor.Tom is paying a fine.
Bir sonraki sefer için para biriktireceğim.I'll save the money for the next time.
Param olmadığı için oraya gelemiyorum.Since I have no money, I can't come there.
O benden para istemeye devam ediyor.He keeps on asking me for money.
Araba alacağın para nerede?Where is the money with which you're going to buy a car?
Bu ilk defa para cezası verişim.This is the first time I've paid a fine.
Şimdiye kadar ilk kez Ken'den ödünç para aldım.This is the first time I've ever borrowed money from Ken.
Ödünç para alamam. Bundan nefret ederim.I cannot borrow money. I hate this.
Paramı burada bırakamam.I cannot leave my money here.
Taninna'yı geri arayamam. Param yok.I cannot call Taninna back. I don't have money.
Bu, parayla ilgili değil.This is not about money.
Bir sürücü tutamam. Bunun için param yok.I cannot hire a driver. I don't have money for that.
Ben bu para cezasını ödeyemem. Param yok.I cannot pay this fine. I don't have money.
Aileme para gönderemiyorum. Bir işim yok.I cannot send money to my family. I don't have a job.
Paranla ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.I don't care what you do with your money.
O paralel park etmede çok iyidir.She's very good at parallel parking.
Erkek kardeşime ödünç para verir misiniz?Could you loan money to my brother?
O, madeni paraların tarihi hakkında bir kitap çıkardı.He took out a book about the history of coins.
Onun sana verdiği parayı kabul ediyorsun.You accept the money he gives you.
Sen Taninna'dan para ödünç alıyorsun.You borrow money from Taninna.
Bankamdan borç para aldığın için teşekkürler.Thank you for borrowing money from my bank.
Hiç şirketinden ödünç para aldın mı?Have you ever borrowed money from your company?
Hiç para cezası ödedin mi?Have you ever paid a fine?
İyi bir eğitimin değeri parayla ölçülemez.The value of a good education cannot be measured in money.
Göğüs altın paralar içeriyordu.The chest contained gold coins.
Onun parasını ödeyeceğiz.We'll pay for it.
Senin harcadığının üç katı kadar çok para harcadım.I have spent three times as much money as you spent.
Ben parasız ders veremem.I cannot teach for free.
Tom para cezasını henüz ödemedi.Tom hasn't paid the fine yet.

İlgili Sayfalar