Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Glorioso és tu, mais majestoso do que os montes eternos.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.주는 영화로우시며 약탈한 산에서 존귀하시도다
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Ott törte össze a kézív villámait, paizst, szablyát és a hadat. Szela.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Qui spezzò le saette dell'arco, lo scudo, la spada, la guerra
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Siellä hän mursi jousen salamat, kilven ja miekan ja sodan. Sela.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Sungguh agunglah Engkau, dan cemerlang, melebihi gunung-gunung purbakala
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Svetel si ti, veličasten, bolj nego gore roparske.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Tamci połamał ogniste strzały łuków, tarczę, i miecz, i wojnę. Sela.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Tam polámal ohnivé šípy lučišťa, štít a meč, i vojnu. Sélah.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Tamť jest polámal ohnivé šípy lučišť, pavézu a meč, i válku. Sélah.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Tu eşti mai măreţ, mai puternic decît munţii răpitorilor.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Εισαι λαμπροτερος υπερ τα ορη των αρπακτηρων.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.Светъл се явяваш о Славни, От хълмовете с користите.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.נאור אתה אדיר מהררי טרף׃
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.ابهى انت امجد من جبال السلب.
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.你 從 有 野 食 之 山 而 來 、 有 光 華 和 榮 美
Işıl ışıl parıldıyorsun, Avı bol dağlardan daha görkemli.你 從 有 野食 之 山 而 來 、 有光華 和 榮美
İskelenin parıldıyordu - sarı bir mücevher gibi küçük bir ışıklı, facetted pavyonu ışık.부두가 빛났습니다 - 조금 조명, facetted 관을 노란색의 보석 같은 빛.
İskelenin parıldıyordu - sarı bir mücevher gibi küçük bir ışıklı, facetted pavyonu ışık.Laiturilla loistivat - hieman valaistu, hiotut paviljonki kuin helmi keltainen valo.
İskelenin parıldıyordu - sarı bir mücevher gibi küçük bir ışıklı, facetted pavyonu ışık.la jetée brillait - un peu illuminée, pavillon facetté comme une pierre précieuse de couleur jaune lumière.
İskelenin parıldıyordu - sarı bir mücevher gibi küçük bir ışıklı, facetted pavyonu ışık.Pier glühte - ein wenig beleuchtet, facettierten Pavillon wie ein Juwel der gelben Licht.
İskelenin parıldıyordu - sarı bir mücevher gibi küçük bir ışıklı, facetted pavyonu ışık.توهجت الرصيف -- قليلا المضاءة ، الجناح الاوجه مثل جوهرة الصفراء الخفيفة.
İskelenin parıldıyordu - sarı bir mücevher gibi küçük bir ışıklı, facetted pavyonu ışık.光。 その第一四半期の月は、西方の丘を越えハング、そして星が明確となった
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.(44:14) Вся слава дщери Царя внутри; одежда ее шита золотом;
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.A filha do rei está esplendente lá dentro do palácio; as suas vestes são entretecidas de ouro.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Công chúa trong đền được rất vinh hiển; Áo xống nàng đều thêu dệt bằng vàng.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Công_chúa trong đền được rất vinh_hiển ; Áo_xống nàng đều thêu_dệt bằng vàng .
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Dan zullen de rijken der aarde u, dochter van Tyrus, geschenken geven en naar uw gunst dingen.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Da Tiro vengono portando doni, i più ricchi del popolo cercano il tuo volto
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Des Königs Tochter drinnen ist ganz herrlich; sie ist mit goldenen Gewändern gekleidet.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Fata împăratului este plină de strălucire înlăuntrul casei împărăteşti; ea poartă o haină ţesută cu aur.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.I dcéra Týru prijde s darom; bohatí z národa budú hľadať tvoju priazeň.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Idel Pragt er Kongedatteren, hendes Dragt er Perler, stukket i Guld;
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.왕의 딸이 궁중에서 모든 영화를 누리니 그 옷은 금으로 수 놓았도다
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Og Tyrus' datter skal søke din yndest med gaver - de rike blandt folket.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Putri raja masuk dengan penuh semarak, gaunnya bersulam emas
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Se, dottern Tyrus, ja, de rikaste folk söka nu att vinna din ynnest med skänker.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Toda gloriosa está la hija del rey; de perlas engastadas en oro es su vestido
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tuť i Tyrští s dary, před oblíčejem tvým kořiti se budou bohatí národové.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tyrus leánya is, a nép dúsai, ajándékkal hizelegnek néked.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tyryjczycy także z upominkami przed obliczem twojem kłaniać się będą, najbogatsi z narodów.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tytär Tyyro ja kansan rikkaimmat etsivät lahjoillaan sinun suosiotasi.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Vsa krasna je hči kraljeva v notranjščini hiše, obleka njena z zlatom je pretkana.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Ολη η δοξα της θυγατρος του βασιλεως ειναι εσωθεν το ενδυμα αυτης ειναι χρυσουφαντον.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Всеславна е царската дъщеря във вътрешността на палата; Облеклото й е златоткано.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.כל כבודה בת מלך פנימה ממשבצות זהב לבושה׃
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.كلها مجد ابنة الملك في خدرها. منسوجة بذهب ملابسها.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.王 女 在 宮 裡 、 極 其 榮 華 . 他 的 衣 服 是 用 金 線 繡 的
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.王 女 在 宮裡 、 極其 榮華 . 他 的 衣服 是 用 金線繡的
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."A pislákoló az mi?" Mondta a király.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."Das Funkeln der was?" Sagte der König.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral.'De twinkeling van de wat?' Zei de koning.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."El titileo de qué?", Dijo el Rey.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."Lấp lánh của những gì? Nó bắt đầu với trà, Hatter trả lời.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."Mgnieniu co?" Powiedział Król.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral.Nadaljevanju: Trenutek za kaj? "Je dejal King.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."Naraz Čo?" Povedal Kráľ.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."Naráz Co?" Řekl Král.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral."O piscar do quê?" Disse o rei.
'Ne parıldayan?' Dedi Kral. Şapkacı ', çay ile başladı' cevabını verdi."A început cu ceai, denumită în continuare" Palarierul răspuns.