Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Jika mata mereka berbinar, maka Anda berhasil melakukannya.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Kiedy błyszczą im oczy, to znaczy, że dobrze ci idzie.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.그들의 눈이 반짝반짝 빛나고 있다면, 잘하고 있는 겁니다.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Một khi chúng sáng lấp lánh thì tôi biết mình đã làm được.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Om deras ögon lyser, vet man att man gör det.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Pokud jejich oči září, víte, že to děláte správně.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.(Risos) Certo.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Se i loro occhi brillano, saprete che ci siete riusciti.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Si ils brillent, vous savez que vous avez réussi.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Si sus ojos están brillando, sabes que lo estás logrando .
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Wenn ihre Augen leuchten, wissen Sie, dass Sie es tun.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Αν τα μάτια τους λάμπουν, τότε ξέρεις πως το κατάφερες.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Ако очите им светят, знаеш, че се справяш.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Если глаза горят, тогда все верно.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.Якщо очі сяють, тоді Вам виходить.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.אם העיניים נוצצות, זה אומר שאתה מצליח בכך.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.فإذا كانت تلمع فأنت تقوم بالامر ..
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.この人の眼なら—
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.A kiedy się nie błyszczą, zadaj sobie pytanie.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Ak sa neligocú, musíte si položiť otázku.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Als de ogen niet twinkelen, dan moet je een vraag stellen.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Dacă ochii nu strălucesc, trebuie să vă întrebaţi ceva.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Ha a szemek nem ragyognak, akkor feltehetsz egy kérdést.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Hvis øjnene ikke stråler, får du lov at stille et spørgsmål.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Jika mata tak berbinar, Anda perlu mengajukan pertanyaan.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.아니라면 물어보셔야 합니다.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Pokud ne, musíte se začít ptát.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Se gli occhi non brillano, dovete porvi una domanda.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Si los ojos no brillan, hay que hacer una pregunta.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Sinon, vous devez vous poser une question.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır. Ve soru budur:Nếu chúng không lấp lánh, bạn phải tự vấn chính mình với câu hỏi rằng:
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır. Ve soru budur:Om det inte lyser i ögonen på dem, måste du fråga dig en sak och det är detta:
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır. Ve soru budur:Quem é que eu estou a ser se os olhos dos meus músicos não brilham?
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır. Ve soru budur:Если глаза не сияют, тогда приходит время задать вопрос —
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır. Ve soru budur:אך אם העיניים לא נוצצות, עולה שאלה.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Wenn die Augen nicht leuchten, können Sie eine Frage stellen.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Εάν τα μάτια δεν λάμπουν, κάνεις μία ερώτηση.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.Ако очите не светят, задаваш въпрос.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.وإذا لم تكن تلمع عليك أن تسأل نفسك سؤالاً
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır.こういう風に:
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, cieszę się, aby zobaczyć światła migające, że trochę o", "powiedziała.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, estou contente de ver piscar a luz que pouco o '", exclamou ela.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, ich bin froh, dass Bit o 'Licht funkeln sehen bin", rief sie aus.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, ik ben blij dat aan het licht twinkelende dat beetje o 'zien,' riep ze uit.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, io sono felice di vedere la luce scintillante che po 'o'", ha esclamato.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, jag är glad att se att lite o" lätt tindrande, "utbrast hon.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, jeg er glad for at se, at lidt o 'lys funklende," udbrød hun.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, je suis heureux de voir un clin lumière qui peu" o ", s'écriait-elle.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, jsem rád, že o kousek" světla blikají, "vykřikla.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, mă bucur să văd că o clipeală lumina biţi o", "a exclamat ea.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, me alegro de ver un abrir y cerrar de luz que poco o '", exclamó.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, me veseli, utripajoče luči, da se o bit '," je vzkliknila.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, olen iloinen siitä, että hieman o 'kevyt tuikkivat", hän huudahti.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, örülök, hogy látom, hogy kicsit o" könnyű pislákoló, "kiáltott fel.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, saya senang melihat cahaya berkelap-kelip bit yang o '," serunya.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, som rád, že o kúsok" svetlá blikajú, "vykríkla.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, tôi vui mừng khi thấy lấp lánh ánh sáng mà o bit '", cô kêu lên.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Eh, είμαι στην ευχάριστη θέση να δει το φως ριπή ότι λίγο o", "φώναξε.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."어, 내가 조금 O '빛 반짝 만나 기뻐"그녀는 외쳤다.
"Eh, bu biraz 'hafif parıldayan görmek için mutluyum," diye bağırdı."Ех, аз се радвам да се видим светлина миг, че малко о", възкликна тя.